10.ETAP UFAKDERE-APERLAI-14 KİLOMETRE

Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

10.ETAP

UFAKDERE-APERLAI-14 KİLOMETRE

Likya yolunun en zor parkurlarından birini yürümeye hazır mısınız? Bu etap için yanınızda bolca su takviyesi bulunsun, Boğazcık Köyü'ne kadar su kaynağı çok sıkıntılı olan bir etaptır. Yürüyüşümüz Ufakdere Beach'ten başlıyor. Binaların hemen yanında olan traktör yolu ki burası çok ama çok kayalıktır, zeminde yürümek eziyet halini alabiliyor, boyunca yolunuza devam edin. Yolun sonunda karşınıza Likya yolu tabelası çıkacak.



Burada son defa su durumunuza bakın, çünkü uzunca bir süre su kaynağı yada bir yerleşim alanı karşınıza çıkmayacak. Yolun bundan sonrası uzun bir süre zeminde çok keskin kayalar, keçi yolları ve silinmiş işaretler ile geçecek. Zeminde yürüdüğünüz kayalara bakın, tıpkı binlerce farenin binlerce kayayı kemirmesi sonucu delikli peynirler gibi gözükmekte, burada yürürken dikkatli olun.



Kayalık patikadan ilerlerken bazı yerlerde işaretler yok, telaş etmeyin, kayalar üstünde duran baba'lara bakın, işaret yerine onlar size yolu gösterecek. Bu arada bu etap başlangıcından itibaren yollarda yeni yol arkadaşlarınız olacak, yaban dağ keçileri… Sizi ürkek gözlerle izleyecekler, seslerini her yerden duyabilirsiniz, eğer şanslıysanız birden kayalardan karşınıza pat diye atlayabilirler, sevebilir miyim diye düşünmeyin, ilk önce yakalamanız lazım.



Patika sizi yumuşak ama kaygan kaya zeminiyle dolu bir inişe yönlendirecek, kayalar ayağınızın altından kayacak burada, inişte dikkatli olun, iniş sonrasında artık deniz seviyesine paralel yumuşak bir yürüyüş yolunda ilerleyeceksiniz. Yürümeye devam edin ama bir yandan da denizin kıyısını gözden kaçırmayın, çünkü biraz ilerlediğinizde Likya yolunun size sunmuş olduğu o muhteşem sürprizlerden biriyle karşılaşacaksınız; kayaların arasında, kendisinden başka palmiyenin hatta tek bir ağacın olmadığı o yerde yapayalnız bir palmiye ağacı göreceksiniz.



Denizin kıyısında, kavurucu sıcak altında size tek kişilik bir dinlenme, soluklanma lüksü yaşatacak olan bu palmiyenin orada nasıl büyüdüğünü yada nasıl tohumunun oraya geldiğini bilen yok. Burada kısa bir mola verebilirsiniz, çünkü birazdan gerçekten çok zorlayıcı olan patikada yürümeye başlayacağız.



Yine deniz seviyesinde bulunan patika yoldan ilerlemeye devam edin, kafanızı kaldırıp baktığınızda karşınızda dağ tepesinde bir kule kalıntısı göreceksiniz, işte patika bu kule kalıntısına doğru kıvrım yaparak hafifçe tırmanışa geçecek. Patika yolunu takip edin, başlarda hafif eğimli olan bu yol yavaş yavaş gerçekten insanın limitini zorlayacak bir dik tırmanış halini almaya başlayacak. Bu dik tırmanış boyunca sık sık mola verin. Bu dik tırmanış sizi bu kule kalıntısına çıkaracak. Kuleden sonra maalesef bir dik tırmanış daha yapacak yolunuz, burada işaretler çok az, kaybolmuş, silinmiş, özellikle tam bu noktada çok dikkat edin, telaş yapmayın, gerekirse son işareti gördüğünüz yere gelin, dikkatlice bakın, buna rağmen işaret göremiyorsanız panik yapmayın, uzaklarda görülen elektrik direklerine doğru yürüyün, bu direklere geldiğinizde onları takip edin, sizi bir traktör yoluna çıkaracaktır. Biz kule'de kalmıştık. Dik tırmanış sonucunda binlerce zeytin ağacı ile çevrili, zemini kayalık bir ormana çıkacaksınız, artık susuzluk ve bacaklarınız sizi zorlamaya başlamış olmalı, buradan son bir dik tırmanış yapacaksınız, bu tırmanış sonucunda karşınıza eski tarihi bir sarnıç çıkacak.



Bu sarnıçta mola verin, çünkü daha etabımızın zorlukları bitmedi. Sarnıcın hemen üstünde bir traktör yolu göreceksiniz. Bu traktör yolunu izleyin, yol bitiminde Likya yolu tabelasını göreceksiniz.



Traktör yolu boyunca ilerleyin, artık sağınızda ve solunuzda seralar, köy evleri belirmeye başlayacak. Yavaş yavaş Boğazcık Köyü'ne yaklaşıyorsunuz. Boğazcık Köyü'nde iyi bir soluklanma yapmalısınız. Susuzluğunuzu dindirin, ağrıdan sızlayan bacaklarınızı dinlendirin. Bundan sonrası yürümesi çok zevkli, yumuşacık inişli bir etap. En zor olan bölümü atlattınız. Köyün girişinde yer alan seranın önünde Aperlai tabelasını göreceksiniz. İsterseniz bu yoldan ufak bir tırmanışla hemen karşı tepede gözüken Apollonia Antik Kenti'ne çıkabilirsiniz. Patika sağa doğru eğim alacak, düz ve güzel bir yürüyüş sunan bu patika bazı zamanlar dar kayalık geçişlerden geçecek ama işaretlerin düzenliliği, tertemiz olması ve patika yolunun yumuşacık bir zemin sağlamasından dolayı zevkli bir yürüyüş sonrası açık bir alana çıkacaksınız, bu alanda büyük ters dönmüş bir lahit kapağı ve hemen yanında bir tarihi sarnıç göreceksiniz. Aperlai'ye çok az kaldı artık. Etrafınızda eski taş evlerden göreceksiniz, bir kısmı atıl halde, ama inşasına ve taş kesimlerine dikkat edin, gerçekten çok ilginç bir mimari örnek sergilemekte. Patika şimdi düzleşti ve inişe geçti, son bir dönemeç çıkacak karşınıza ve karşınızda Aperlai.





İniş boyunca onlarca irili ufaklı lahit göreceksiniz, lahitler arasından inmeye devam edin. Deniz seviyesine yaklaşıyorsunuz artık. İnişin bittiği yerde hemen karşınızda bulunan iskeleye gidin, su içindeki lahitleri göreceksiniz.







APERLAI: Kent adının orijinali Luwi dilinde "Aprillai" olup "Akarsu Boğazı" anlamına gelmektedir. Aperlai, küçük boyutlu bir Likya liman kentidir. M.Ö. V. ve IV. yüzyıla ait eserler olarak APR ve PRL kısaltmalarıyla bastırdığı Lykia dili ile yazılmış gümüş sikkeler, Aperlai'ın Lykia Birliği öncesi varlığına işaret eder. Şehrin ismine daha çok, geç devir yazarlarında Plinius, Stadiasmus, Ptolemaios, Hierokles'te rastlamak mümkündür. 16. yüzyılda, tamamen terk edildiği ve belki 3-5 balıkçı ailesinin barındığı korunaklı bir liman olarak Piri Reis'in Kitab-ı Bahriye'sinde de anılmaktadır. Birlik dönemine ait sikkeleri de ele geçmiş olan Aperlai'ın diğer Roma egemenliğindeki Lykia şehirleri gibi yalnız III. Gordianus zamanında sikke basma yetkisine sahip olduğu bilinmektedir. Lykia Birliği sırasında Aperlai; üç kentin, bazı kaynaklara göre ise dört kentin "tek oya" sahip olduğu birliğin başındadır. Aperlai'ın Simena, Apollonia ve İsinda ile bir "sympoliteia" imzaladığı ve oluşturduğu kesindir. Söz konusu üç şehrin vatandaşlarından yazıtlarda "Simena'dan Aperlailılar" diye söz edilmekte ve kendi etnik isimleri kullanılmamakta idi. Bizans dönemi Piskoposluk kayıtlarında ise ismi "Aprillae" şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Kentin kalıntıları denize doğru inen tepenin eteklerinde, körfezin kuzey tarafında yer alır. Aperlai antik kenti, deniz kenarından başlayarak, akropole doğru uzanan rektogonal ve poligonal tekniklerin kullanıldığı, kulelerle takviye edilmiş surlarla çevrilmiştir. Kuzey surların üstünde kare planlı üç adet savunma kulesi görülür. En iyi korunmuş durumda olan Batı duvarı, ikisi düz biri kemerli üç kapıya sahiptir. Güney duvarı ise tepe yamacına dik olarak devam eder ve poligonaldir. Günümüzde büyük ölçüde tahrip olmasına rağmen orta kısmında şehre girişi sağlayan, iki yanında birer kulesi bulunan bir kapı yer almaktadır.

Kırmızı beyaz işaretleri takip edin, işaretler sizi burada bulunan bir kamp alanının bahçesine yönlendirecek, endişelenmeyin, yanlış bir şey yok, Likya yolu etabı bu kamp alanının içinden geçmekte, kamp bahçesinden çıktıktan sonra nefis ve yepyeni işaretler sizi çok geniş bir tarlaya çıkaracak, yol boyunca ilerleyin, yolun sonunda denizin hemen yanında art arda iki restaurant ve konaklama alanı göreceksiniz. İkinci yer olan ve teknelerin son yanaştığı iskelede kurulmuş Yörük Ramazan'ın yeri sıcacık ortamı ile tüm etabın yorgunluğunu alacak sizden. Bahçesinde çadır atabilir ya da odalarında konaklayabilirsiniz.





YÖRÜK RAMAZAN RESTAURANT-0 539 295 29 45