TANRILARIN DAĞI NEMRUD

Sabah 9.00 gibi Özcan hocam ile kahvaltı yaptıktan sonra vedalaştım, sırtçantamı sırtladım ve eski urfa caddesi üzerinden yürüyerek 20 dk. Sonra toplama durağına geldim. Bu durak urfa belediyesinin hemen karşı sokağı, aslında eski urfa'nın tam merkezi diyebiliriz. Burdan 1 tl karşılığı otogar minibüslerine bindim ve otogar'a geldim. Otogarın hemen yanında ilçe terminali var, ve buradan tüm şehirlere neredeyse minibüs kalkmakta. Adıyaman-Kahta minibüsüne sırtçantamı attım, 30 dk. Sonra kalkarız dedi şöför, bende bir sabah cigarası yaktım, yanına otogar çaycısından bir çay aldım, şimdi yeni yeni kendime gelmeye başladım. Dediği saatte minibüs hareket eti, 14 tl ücret karşılığı Adıyaman yollarındayım. İçimde bir heyecan, tanrıların dağı nemrud beni bekler…

Yollar gerçekten güzel, duble yollar bakımlı, yolculuk çok rahat geçti, Adıyaman terminaline sorunsuz ve güzel bir yolculuk sonrası vardım. Burada vakit geçirmeden Kahta minibüsüne aktarma yaptım. 3 tl ücret karşılığında yola çıktık. Kahta şehir merkezinden yaklaşık 40 km kuzeyde yer almakta, ve yaklaşık 45 dk sonra kahta'ya vardım. İlçe'de konaklayacak çok fazla seçeneğiniz var ama benim favorim her zamanki adresim Kommagene Butik Hotel ve Camping. .. Sahibi İrfan çok kaliteli ve turist, sırtçantalı dostu bir insandır. Genelde pek boş yer bulunmaz hostelinde, ama sorun olmaz bu, çünkü gelenler bahçede çadır atar, çardak üstüne çadır atar, irfan onlara battaniye verir, yastık verir, bahçede 24 saat çay pişer, kahve pişer. Ve burada yapılan nemrud turlarının istisnasız tek adresi burasıdır. İrfan beni gördüğünde bir sevinçle fırladı yerinden, zaten dün akşam geliyorum yanına demiştim, haberi vardı. Sarıldık, bayağı hasret giderdik. Eski günler, ilk tanıştığımız günler aklıma geldi. Yıllar önce ben otostopla Türkiye turu yaparken Kahta'ya geldiğimde cebimde çay içecek bir para bile yoktu, İrfan o zaman bu aile işletmesinde benim yaşlarımda babasına yardım eden bir delikanlı…Çadır atmak için konuşmuştum babasıyla, durumu anlatmıştım, beni personelin yattığı odada 2 gece misafir etmişlerdi, kahvaltı ve akşam yemeği vermişlerdi, nemrud turunu bedava yapmışlardı. İşte şimdi İrfan ve ben bu duygularla yine çayımızı içiyor, sohbet ediyorduk. O günden bu yana iletişimi hiç koparmadık. Ben yine çardak kısmına çadır atacağım dedim ama o çoktan bana odamı ayırmış bile, bu arada saat 13.20. İrfan bana-vakit kaybetme, birazdan 2 turist güneş batışı için nemrud seferi yapacak, hemen katıl onlara dedi. Bu arada kısa bir not düşeyim, nemrud dağı nemrud milli parkı içinde ve sırtçantamı alıp ben yollara düşeyim, oraya çadır atayım gibi bir düşünceniz olmasın, çünkü yasak!!! Kesinlikle bir tura katılmanız lazım, yoksa başka bir şekilde görme imkanınız yok nemrud'u…
Turlar genelde 2 şekilde yapılmakta;

1-Güneşin Doğuşu:

03.00 Milli parka hareket / 04.00 Nemrud dağı doğu terasında güneşin doğuşunun izlenmesi / 06.00 Doğu ve batı terasta dev tanrı heykellerinin görülmesi / 07.00 Köy kahvaltısı ve Arsemia gezisi / 07.45 şeytan köprüsü / 08.00 Yeni kale gezisi / 09.00 Cendere köprüsü gezisi / 10.00 Karakuş tümülüsü ve tur bitişi.

2-Güneşin Batışı:

14.00 Milli parka hareket / 14.15 Karakuş tümülüsü / 15.00 Cendere köprüsü / 15.30 Eski kale gezisi / 16.00 Şeytan Köprüsü / 17.30 Nemrud dağına hareket.

Ve kısa bir tarih sayfalarında yolculuğa çıkalım,

''Tanrılara layık bu heykelleri ben diktirdim; zeus'un, Apollon!un, Herakles'in heykellerini vr vatanımın sembolü olarak her şeyi besleyen Kommagene'nin bir suretini. Aynı taştan yontulmuş olarak ve onlarla birlikte tahtta oturur şekilde, kendi şahsımın bir suretini de, her şeyi duyan tanrıların yanında diktirdim…''



Kral 1.Antiochus; Nemrut zirvesinde dev tanrı heykellerinin tahtlarını oluşturan taş blokların arkasında Grek harfleri ile yazılmış 237 satırlık vasiyetnamesinde bunları yazmaktadır. 2206 mt yüksekliği ile Nemrut, dünyanın en yüksek Açık Hava Müzesi'dir. Dünyanın 8.harikası olarak tanımlanan, UNESCO tarafından Dünya KültürMirası Listesi'ne alınan Nemrut, güneşin doğuşu ve batışının en iyi izlendiği yer olarak ziyaretçilerini büyüler. M.Ö.1.yy da ülkesinin sınırlarını en geniş haline ulaştıran Kral Antiochos, Nemrut dağı'nın en yüksek noktasına kendisi için bir anıt mezar inşa ettirir. Doğu, batı ve kuzey terasın ortasında yer alan bu anıt mezarın yüksekliği 55 mt, genişliği 150 mt çapında. Mezar 30.000 m3 kırma taş ile yapılmış bir tepeden oluşmakta. 1881 yılından beri yapılan kazılarda bu mezar odasına halen ulaşılamamış. Nemrut Dağı Milli Parkı, 13.850 hektarlık bir alanı kapsamakta. Nemrut dağı tapınağı, Eski Kahta kalesi, Arsameia, Cendere köprüsü ve Karakuş tümülüsü bu parkta yer almakta…


Ben hemen vakit kaybetmeden güneşin batışını izlemek için yola çıktım. Kahta-nemrud dağı arası 65 km ve milli parka girdikten sonra yaklaşık 20 km daha yol alıyorsunuz zirveye cıkmak için. Milli park girişinde bilet almak zorundasınız, 9 tl bilet. Nemrud dağı eteğine varınca araba park sahasından sonra yaklaşık 30 dk boyunca yürüyerek zirveye çıkmak zorundasınız ve gerçekten nefes nefese kalıyorsunuz ama zirvede o manzara ve kommagene krallığı'nın heybeti tüm yorgunluğunuzu unutturuyor. Servis şöförü Abdullah abi tam kafa dengi biri, ilk defa tanışmamıza rağmen frekansımız tutuyor, zevkli bir sohbet eşliğinde milli parka geliyoruz. O da benimle beraber yukarı çıkıyor, benim fotoları da o çekti zaten.

Zirve Tırmanışı

Yukarda gördüğünüz fotoğraflar batı terası ve birazdan güneşin doğuşunu burada izleyeceğiz, burası gerçekten çok kalabalık, beni şaşırtan ise yabancı turistten daha çok yerli turistin olması İnsanlar battaniye, şarap, termosta çayını almış ve ölmeden önce yapılması gereken bu maddeyi gerçekleştirmek için sabırsızlıkla bekliyorlar

Batı Teras Manzarası

Güneşin batışı ve gerçekten muhteşem bir görüntü

Bu arada güneşin batışına daha zaman varken vakit kaybetmeden doğu terasa geçtim. Burada ise Tümülüs ve bu sabaha karşı güneşin doğuşunu izleyeceğim tanri tahtları var.

Ortam gerçekten çok kalabalık ve romantik, bir çift gitar çalıyor, başka birisi şarap eşliğinde şarkı söylüyor, sanki Kommagene kralı bizi selamlıyor. Ben gelirken irfan'dan battaniye almıştım, bu gece burada sabahlayacağım. Bir defa bilet aldığınızda bu tepede sabahlayabiliyorsunuz ama aylardan mayıs olmasına karşın gerçekten zirve çok soğuk Benimle beraber sabahlayacak çok kişi var, genelde hepimiz aşağıda bulunan kafeteryaya ineceğiz, belki çardağında battaniyelere sarılıp uyuyacağız, şafak zamanı da zirve tırmanışı yapacağız, genelde hepimiz de bunu yaptık. Yaklaşık 25 kişiyiz ve sadece 2 japon turist var yabancı olarak, diğer hepimiz türküz. İstanbul, Diyarbakır, urfa'dan gelen kişiler var, kaynaştık hemen. Facebook, twitter adresleri verildi. Çaylar içildi, sohbet edildi. Ben ise yorgunluktan yavaş yavaş uyuma moduna geçtim. Saat 00.55..


Abdullah abi yanıma gelip beni uyandırdığınsa saat sabahın 03.20'si idi. İçerisi yani kafetaryanın içi bayağı kalabalık olmuş, herkes kıvrıldığı bir köşede battaniyelere sarılmış uyuyor. Kafeterya bu arada UFO'yu açmış, onun önünde yaklaşık 6-7 kişi ellerinde çay, sohbet etmekteler. Haziran ayındayız ve hava gerçekten soğuk burada. Yavaş yavaş toparlanma sesleri geliyor ve hep beraber tekrar zirve yoluna doğru yol alıyoruz. Zirve yolu akşam karanlığında zifiri karanlık, dağ yolu neticede ama insan düşünmeden edemiyor, ya şuraya adam gibi 2 lamba koysan, etrafı aydınlatsan iyi olmaz mı? Ama kapıdan bilet satıp para kazanmasını biliyorsun, buraya gelen herkes ya güneşin batışı ya da doğuşu için gelmekte ve zifiri karanlıkta ilerliyoruz işte, kommagene kralına saygımız sonsuz


Yazmayı unuttum bak şimdi aklıma geldi, arabalarla son park noktası olan kafeterya ufak bir yer, arabalar park edildikten sonra orada çay, poğaça falan yiyip hediyelik eşya alabilirsin. Birde ufak bir çardağı var ama akşamları ciddi anlamda çok soğuk ve battaniye kiralama hizmetleri var, 5 tl. Yurdum insanı osuruğa bile para almakta hevesli..:) Ve en sonunda zirvede doğu terastayız. Abdullah abi çoktan gelmiş, yakmış bir cigara-nerdesin olum sen diyor gülerek…İdmanlıyız abi, bize bir şey olmaz diyorum. Nerdeyse 150 kişi kadar varız ve herkes merakla bekliyoruz bu muhteşem doğa olayını… Hava gerçekten çok soğuk, acıktım bir yandan… Abdullah abi poşetini açtı, anam içinden nemrud şarabı çıktı bir şişe. Abim dedim bir atak yaptım şaraba ama Abdullah abi panter gibi yakaladı benim eli havada-hoppp olum bekle dedi. Bunun da bir sırası var, o güneş o sımsıcak alev topu gibi yüzünü azıcık utanmış vaziyette gösterdiğinde bardaklarımızı kaldıracağız havaya, güneşe, nemrud'a ve bu sabaha içeceğiz dedi. Filozof gibi, tam benim kafa Abdullah abi. Beklemeye başladık, saatler geçti, topluluktan sesler yükseliyor, hadi doğ be, nerde kaldı bu güneş, bu ne soğuk hava derken…BİRDEN O İKİ DAĞ ARASINDA HAVA KIZILA VURDU, BULUTLAR İKİYE AYRILDI, SADECE TURUNCU KOR HALDE UTANMIŞ GİBİ DURAN GÜNEŞ BİZİ SÜZDÜ, BAKTI BAKTI..VE O MUHTEŞEM DOĞA OLAYI GERÇEKLEŞTİ, GÜNEŞ NAZLI BİR İMPARATORİÇE MİSALİ SALINA SALINA YAVAŞ YAVAŞ DOĞMAYA, YÜKSELMEYE BAŞLADI, MUHTEŞEM, MUHTEŞEM…


Gözlerime inanamıyorum, nasıl özlemişim bunu, ve yıllar öncesini unutmuşum, bu kadar mı güzeldi yine, yoksa aradan geçen yıllar boyunca ben yaşlanıp daha mı duygusala bağladım? Ne olursa olsun, işte karşımdaydı ve ben fotoğraflamaya başladım.


Nefis bir görüntüydü. Herkes çığlıklar atıyordu, derken Abdullah abi-hadi bakalım dedi, sağlığına, ve plastik bardaklarda şarabımızı yudumlamaya başladık. İşte o anda hayatın aslında ne kadar basit güzellikler ile dolu olduğunu anlıyorsunuz.


Şaraplar bitti, 1 şişe devirdik şaka maka, ve aşağıya inmeye başladık. İlk işimiz güzel bir kahvaltı yapmak ve sonrasında geziye devam etmek. Zerre kadar uykum yok, ilginç, sadece 3 saatlik bir uyku ile ayaktayım ama hiç olmadığım kadar enerjik ve zindeyim, şarabın etkisi mi acaba Güzel bir kahvaltı sonrası saat 07.00, İrfan'ı aradım cepten, dönmemiz gerekir mi, grup var mı, çünkü ona göre Abdullah abi ile yola çıkacağız. İrfan gün senindir kardeşim, arabada benzin var, istediğin gibi gez deyince biz daha da keyiflendik ve düştük yollara…Nemrud dağından inişte sabahın ilk ışıkları ve güneşin doğuşuyla hava ısınmaya başladı, benim havam işte bu havalar..Güzel bir kahvaltı yaptık ve sonrasında rotamıza düştük.


Arsameia:

Kommagene Uygarlığı'nın yazlık başkenti. M.Ö.3 yy da Kommagenelilerin atası Arsames tarafından kurulmuş. Ormanlık ve yeşillikler içinde bir patikadan ilerlemeye başladık, hava gerçekten güzel ve patikadan aşağıya nefis bir manzara var. Güneydeki tören yolu üzerinde ilerliyoruz yürüyerek. Yaklaşık 30 dk'dan beri yürümekteyiz. Ve birden tam patikanın kenarında, uçurumun köşesinde Mithras'ın kabartma heykelini görüyorum.

Nefis bir kabartma, uzun uzun baktım, dokundum. Yola devam ediyoruz ve 5 dk ilerde tepenin başında gizli kalmış bir patika yolunda ki yerde yer alan taş merdivenleri görürseniz bulursunuz; o beklediğim rölyef karşıma çıkıyor, Kral Antiochos tebessüm ederek Herakles ile tokalaşıyor, 3.34 mt yükseklik ve Anadolu'nun bilinen en büyük Grekçe kitabesi ile..

Bu kitabe gerçekten çok büyük ve rölyefin bulunduğu yerin alt kısmında 158 mt uzunluğunda, 200 basamak kadar aşağıya inen bir mağara bulunmakta, dini törenler için yapılmış. Aşağıya inen araştırmacılar daha fazla ilerleyememişler, oksijen yetersizliğinden dolayı ama basamaklar devam etmekteymiş, buyurun mağara girişi ve basamakların fotoğrafları yukarda… Kitabede ise kral, kendinden sonra gelecek krallara devleti nasıl yöneteceklerine ilişkin tavsiyelerini içeren bir vasiyet yazmış.

Ve tepeden Adıyaman ovaları…

Buradan arabayı park ettiğimiz alana geri dönüyoruz. Abdullah abi yanımda olunca rahatım, canlı tarih makinası, kestirme yollardan beni, bir sonraki durağımız Eski Kahta Kalesi-Yeni Kale…

Eski Kahta Kalesi-Yeni Kale

350 mt yükseklikte kurulmuş olan kale bir çok kitabe barındırmakta. Kale içinde su sarnıçları, hamam, cami, zindan, Kahta Çayı'na inen gizli su yolu ve posta güvercinlerinin yetiştirildiği bir yer var. Benim gittiğimde yine lanet bir tadilat vardı ve aşağıdan Şeytan Köprüsünden çekebildim fotoları.

Cendere Köprüsü-Septimius Severus Köprüsü

Roma İmp. Septimius Severus tarafından 193-211 yılları arasında yapılmış. Kahta Çayı'nın en dar kısmında yapılmış. 120 mt uzunluk, 7 mt genişlik var. İşin ilginç tarafı bu köprü bölge halkı tarafından yaya yolu olarak hala kullanılmakta, araç trafiğine kapalı ama.

Karakuş Tümülüsü

Arabaya atlayıp yolumuzun üstündeki diğer muhteşem güzelliğe, Karakuş Tümülüsü'ne gidiyoruz. Kommagene Kraliyet ailesine ait anıt mezar olan bu yer adını güneydeki sütun üzerinde duran kartal heykelinden alıyor. 9 mt yükseklik olan bu tümülüsün yanında 21 mt yüksekliğinde çakıl taşlarının yığılması ile oluşturulmuş anıt mezar bulunmakta. Çevresinde ise yine anıtsal olarak dört sütun daha bulunmakta.

Ayrı bir renk güzelliği ve Kommagene toprakları…

Yorgunluk çayımızı ve cigaralarımızı içtikten sonra Hotel yoluna düşüyoruz, bu arada saat 14.00 ve bayağı bir yorgunluk oluşmaya başladı bende, sabah içtiğim şarap şimdi mayhoş etkisini gösterdi sıcaklıkla beraber…Yazımın başında da yazmıştım, eğer arabanız yoksa ya da tur şirketlerine katılmazsanız bu milli parkı gezmeniz gerçekten çok zor Yaklaşık 45 dk sonra Kahta'ya hotel'e vardık. 2 otobüs alman turist gelmiş, Japon tur otobüsü gelmiş, etraf ana baba günü.. İrfan yanıma geldi, kalabalık yapmışsın dedim, tek türk sensin kardeşim ya dedi, ayağım böyledir bak, sürttümmü sürterim- başladık kahkahalarla gülmeye…İrfan odalarla yerleşimle ilgilenirken, ben çardağa çıktım, hava nasıl güzel esiyor, şarap iyi mayıştırdı beni, aşağıdan turistlerin koşuşturma sesleri…Gözlerim kapandı…

Saat 18.00 gibi uyandım, nasıl dinlenmişim ama, aşağıya indim, çayımı koydum. Buranın en güzel tarafı çay ve kahvenin 24 saat bedava olması ve mevsimine göre örneğin bu ay karpuz mevsimi, her zaman tabak tabak bedava karpuz ikram etmesi…İrfan bu anlamda gerçekten adam gibi bir turizmci ve övgülerin adamı…Yurtdışı hostellerinde bırakın karpuzu, banyo için bile verilen havludan para alan Hintlileri, Çay için para alan gürcüleri, sabun için para alan İranlıları gördükten sonra ben bu hotel'de bağıra bağıra mutlulukla yerim karpuzumu…

Kommagene Butik Hotel ve Camping-Yavuz Selim Mah. Kahta-Adıyaman

0 416 725 97 26

İrfan evine gitmiş, ben karpuz muhabbetinden sonra odama çekildim, fotolara ve siteme bir göz atmam lazım, sonrasında yatak tekrar…Yarın sabahtan ayrılacağım Kahta'dan, Adıyaman merkezde yer alan Perre Antik kenti ve Adıyaman Arkeoloji Müzesi'ni gezeceğim. Akşama doğru ise rota Gaziantep…uykumu iyi almalıyım.

Sabah saat 09.15. çok güzel bir uyku çekmişim, güne muhteşem uyandım. Sabah kahvaltısı sonrası irfan'ı aradı gözlerim, aradım cepten, daha uyanmamış, evdeymiş, selam söyledim. Telefonu kapattım, bi baktım Abdullah abi, beraber son bir kez daha çay içtik ve vedalaştık. Adıyaman minibüsüne atladım ve Koray son durakta indim. Bu durak şehre 5 km uzaklıkta, son durak ve karşısında Perre Antik Kenti ve Kaya Mezarları bulunmakta. Perre Kommagene Uygarlığı'nın 5 büyük kentinden biriymiş ve kervan,orduların uğrak noktası durumundaymış. Eski Roma kaynaklarına göre bu şehir suyunun güzelliği ile anılmış.Bizans döneminde de önemini koruyan bu kent İznik'te toplanan İncil Konsiline temsilci göndermiş ce önemli bir dini merkez konumundaymış. Burada yaklaşık 200 tane kaya mezarı var. Burada kazılarda bulunan steller, sunaklar, sikkeler, süs eşyaları Adıyaman Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor ve bundan sonraki durak orası

Yaklaşık 2 saat kaldım bu antik kentte ve sonrasında yine Koray minibüslerine atlayıp, şehir merkezinde bulunan Adıyaman Arkeoloji Müzesi'ne gittim.

Adıyaman Arkeoloji Müzesi

Saat 15.00 gibi ufak terminale geldim. Gaziantep minibüsleri hemen alt katta yer almakta ve her 45 dk bir hareket ediyorlar. Şansıma 5 dk sonra hareket edecekmiş. Atladım en ön koltuğa, hava yavaş yavaş bozmakta, yağmur yağacak gibi… Minibüs hareket etti, fazla kişi de yok hani… Gaziantep'e doğru yola çıktım. Kardeşim bekliyor orada. Hem biraz mola vermek, hem de bu kadar tempo arasında bir ev yemeği yemek güzel olacak. Gaziantep gezimin amacı Zeugma Müzesi'ni görmek. Daha önce gitmiştim ama 2011 yılında yapılan son bina yerleşimi ile muhteşem bir müze ve yüz akı olduğu belirtiliyordu. Yağmur yağmaya başladı. Hafif, sicim gibi…Bekle beni Gaziantep