CİBALİ KARAKOLUNDAN SELAM VAR; ÇAY İÇMEYE BEKLER SİZİ

Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

CİBALİ KARAKOLUNDAN SELAM VAR; ÇAY İÇMEYE BEKLER SİZİ

Yıllar önce ilk defa izlemiştim Cibali Karakolu filmini, yerlere yatmıştım gülmekten. Siyah beyaz olan1966 yapımı filminde büyük tiyatro üstadı Muammer Karaca ve gencecik bir Cüneyt Arkın başroldeydi. Nefis bir oyunculukla filmde kahkahaya boğuyordu izleyenleri. O kadar ünlüydü ki Cibali Karakolu daha sonra başka bir tiyatro üstadı Nejat Uygur sahnelerde sergilemiş, yıllarca kapalı gişe oynamıştı. Bir karakol komiserinin eğlenceli öyküsü olan filmin hikayesi ise şöyleydi; Cibali Karakolu`nun başkomiseri Cafer Saba zengin ve çapkın biridir .Çapkınlık yaparken kendisini Necip Zoka adıyla tanıtmaktadır . Kiracılarından Orhan ile birlikte,şarkıcı Ayfer`e ilgi duymaktadırlar. Orhan ise aslında başka birini sevmekte ve onunla evlenmek istemektedir. Ayfer`e sadece para koparmak için ilgi göstermektedir. Kayınpederi balayı için bilmeden Ayfer`in evini kiralar. Eşi ile balayı için eve gelen Orhan karşısında Ayfer`i görünce şok olur . Üstelik eve daha sonra kayınvalidesi, kayınpederi ve Cafer Saba`da gelecektir. Ve asıl komiklikler silsilesi başlayacaktır.

1966 yapımı filmin afişi

Filme adını veren Cibali semti ise İstanbul'un fethi sırasında Cebe Ali adındaki derviş ve müritlerin postlarını denize atıp yürüyerek karşıya geçmeleri efsanesinden almış. Tabi bu bu semt için anlatılan bir efsane. Bir başka hikaye ise 29 Mayıs 1453 Salı günü İstanbul Fethinde Bursa Subaşısı Cebe Ali Bey buradaki sur kapısını kırdırıp içeri girmiş ve bu semt zamanla Cibali olarak adlandırılmış.



Cibali Kapısı

Sur kapısında da bu yazdığım 2.hikayenin kitabesi durmakta zaten. Haliç sahil boyunca yürüdüğünüzde Ayakapı tarafında sur kapısını görürsünüz. Benim gezmekten zevk aldığım Fener, Balat, Ayvansaray hattında bulunan bu semt yıllar önce izlediğim bu film ile daha da mutlu adımladığım bir yürüyüş hattıdır. İlk İstanbul'a geldiğim yıllarda aklımda ise izlediğim bu filme adını veren Cibali Karakolu'nu bulmak, duvarlarına, kapısına dokunmak ve attığım o kahkahalarda merhum üstad Muammer Karaca'yı anmaktı.

İşte bu yazımın hikayesi de burada başlamakta Bu sur kapısından içeri girdiğinizde hemen sağ tarafa dönüp yürüyün, daracık sokağın tadını çıkarın, yaklaşık 50 metre sonra aynı hizada bu sefer Ayakapı Kapısını görürsünüz.



Ayakapı Kapısı

Sahil boyunca gezdiğinizde bu 2 kapı vasıtası ile Cibali semtine girer, gezmelerinizi yaparsınız. Bu kapının hemen yanında ise Fatih Sultan Mehmed'in Sekbanbaşısı Abdurrahman Ağa'nın türbesi bulunmakta. Türbe açık, isterseniz bir dua okuyabilirsiniz. Bu türbenin hemen yanında bulunan bina ise Sultan 2.Mahmut döneminde yeniçeri karakolu olarak yaptırılan, Cumhuriyet sonrasına kadar da bu amaçla kullanılan tarihi bir bina. Bu karakol o zamanın yeniçerilerinin o bölgede ikamet edip, görev yapanların toplandığı bir karakol vazifesi görmüş, İstanbul işgalinde ise İngilizler bu binayı silah deposu olarak kullanmış. Kurtuluş Savaşında ise bu binadan gizlice alınan silahlar, teknelerle Anadolu'ya kaçırılmış. Yani sahil boyunda kendi halinde duran, önünden belki de kaç defa geçtiğiniz bu bina tarihte ağır bir rol oynamış.





Yeniçeri Karakolu

İşte bu karakol, Cumhuriyet ilan edildikten sonra hizmet maksatlı kullanılmaya başlanmış ve semtin bu sefer de Cumhuriyet dönemi karakolu olmuş, yani Cibali Karakolu Meşhur semtin, meşhur karakolu olan bu bina 2000'li yıllarda artık hizmet süresini doldurmuş, emekli olmuş ve özel mülkiyete geçmiş. Sonrasında ise çok ama çok güzel bir tadilat ile ki eskisine sadık kalınarak yapılmış, korunarak günümüzde çok güzel bir cafe olarak hizmet vermekte.



Eski ve yeni hali…

Burası şimdilerde bir cafe olarak hizmet veriyor ama çok güzel bir cafe olarak Çalan müzik çok dinlendirici ve güzel, sunduğu hizmete karşılık fiyatları çok ucuz. Genelde üniversite öğrencileri ve müdavimleri gelmekte sık sık. Benim ise yolum ne zaman Cibali'ye düşse kesinlikle gidip çayımı içtiğim, gazetemi okuduğum şirin mi şirin bir cafe burası. İçeri girdiğimde hep izlediğim o film Cibali Karakolu gelir aklıma, ya da 2.Mahmut zamanında burada görev yapan yeniçeriler. Tarih kokusunu bir kez daha içime çekerim Haliç manzarası eşliğinde.



Karakol Önünde Oturanlar





Eskilerin Yeniçeri Karakolu, sonraların Cibali Karakolu, şimdilerin cafesi

3 katlı olan bu binanın içi çok güzel dekore edilmiş, özellikle akşam saatleri nefis bir dinlence sunmakta…Közde kahveleri ise muhteşem, tadına doyum olmuyor.



Giriş Kat

Efendim, eğer sizinde yolunuz düşerse o taraflara günlük rotanızı tamamladıktan sonra son durağınız burası olsun, geçmişe bir selam çakın, bu yazımdan sonra eğer izlerseniz Cibali Karakolu filmini bir kahkaha da benim için atın Başkomiser Cafer Saba'ya…