PARKIN KÖŞESİNDEKİ FATİH'İN MİRASI…

Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

PARKIN KÖŞESİNDEKİ FATİH'İN MİRASI…

Gülhane parkı bilirsiniz; sevdiğim gezi noktalarından biri..Genelde bu parka gelen herkes havasını, suyunu tatmaya gelir ama adımladıkları bu parkın her köşesinde gizli bir tarih hikayesi olduğunu bilmez. Yine gelin bu parkın bir tarih sayfasına kısa bir yolculukta bulunalım.

Parkın hemen giriş kapısında bulunan bir köşk bu; adı ALAY KÖŞKÜ…Fatih Sultan Mehmet inşa ettirdiği yeni sarayı Topkapı Sarayını yani şehirden ayırmak için yaptırdığı Sultaniye suru üstünde bulunmakta. Zamanla Alay Köşkü, padişahların geçit yapan alayları seyretmesi ve harem ağalarının yada valide sultanların hareme girecek yeni kadınları görüp seçtiği bir köşk olmuş.



Alay Köşkü-Dış surlar



Alay Köşkü-İç surlar

Alay Köşkü tarih sayfaları içinde bazı kanlı olaylara da sahne olmuş; örneğin Osmanlı tarihine Çınar Vakası diye geçen 1656 yeniçeri isyanında padişah 4.Mehmet ayak divanına davet edilmiş, saray ağaları genç padişaha ne kadar gitme dese de genç padişah alay köşküne gelmişti. Ayaklanan yeniçeriler ayarı düşük akçeleri bahane ederek bunları verenlerin idamını istemiş, çaresiz kalan genç padişahın emriyle görevliler boğdurulmuş ve cesetleri alay köşkünden aşağıya atılmıştı. Bundan 1 yıl sonra 1657 senesinde tertiplenen Girit seferi nedeniyle buradan geçiş yapan ordunun büyüklüğü Osmanlı tarihindeki en muhteşem merasim olarak kayıtlara geçmiş.

Yine 1661 yılında Halep valisi Haseki Mehmet Paşa ve takımının boyunları burada vurulmuş ve padişah 4.Mehmet bunların idamını taht odasından izlemiş. Yine aynı yıl içinde gaipten haber veriyor diye hakkında idam cezası verilen kadı Sadrettinzade Ruhullah Efendi, bu köşkün içinde sorgulanmış ve padişah 4.Mehmet'in gözü önünde boğularak cesedi Alay Köşkünden aşağıya atılmış.

Demem o ki Alay Köşkü sessiz bir çığlıktır Gülhane Parkı içinde…Bir konuşabilse neler neler anlatır bizlere… 16. yüzyılda ahşap bir köşk görünümde olan burası II. Mahmut tarafından yaptırılmış sonraları. 1938'de Topkapı Sarayı Müdürlüğüne bağlanan köşk daha sonra önemli bir tamirden geçti.

İşte benimde bu yazımda değineceğim ana konu bu; tarihte nice olaylara şahit olan bu köşk, çok güzel bir restorasyondan sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müzesi ve Kütüphanesi olarak yeniden açılmış. Tamamen orijinal yapıya sadık kalınmış bu tadilatta.



Eskinin Alay Köşkü…Şimdinin Ahmet Hamdi Tanpınar Müzesi

Burası Türkiye'nin dördüncü müze kütüphanesi olmuş. İçinde 7 binden fazla kitap var ve yine üst katta bulunan 'Edebiyatçılar Kahvesi' ile edebî sohbetlere imkan vermekte. 7 binden fazla kitap, 100'den fazla süreli edebiyat ve estetik konulu derginin yer aldığı müze kütüphanede, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal, Necip Fazıl Kısakürek, Nedim, Orhan Pamuk ve Nazım Hikmet'in büstleri ile özgeçmişlerini anlatan köşeler var.



İki katlı binanın üst katı kütüphane ve müze olarak hizmet verirken, giriş katı "Edebiyatçılar kahvesi'' olarak kullanlıyor. Müzede Tanpınar ailesi tarafından getirilen bazı objelerin yanı sıra Atillâ İlhan'dan Ayşe Kulin'e kadar birçok yazarın kalemlerinden oluşan koleksiyonlar sergileniyor.

Müze içerisinde çok sessiz ve huzurlu bir hava hakim. İçerde üniversite öğrencileri, edebiyat düşkünü ziyaretçiler bir yandan kitaplarını okurken bir yandan da edebi sohbetlerde bulunuyor.

BU ARADA MÜZEDE ÇEKECEĞİNİZ FOTOĞRAFLAR İÇİN MÜZE YETKİLİLERİNDEN İZİN ALMANIZ GEREKİYOR. BURADA YER ALAN FOTOĞRAFLARIN HEPSİ TARAFIMDAN ÖZEL İZİN İLE ÇEKİLMİŞTİR.



Alay Köşkü ana salon

Müzede 2 kat bulunmakta, üst kat çeşitli kitapların bulunduğu ana salon, okuma salonu, kafeterya olarak düzenlenmiş, alt kat ise dergilerin bulunduğu ve sohbet edilecek bir yer olarak… Giriş katında bulunan odalardan biri Nobel Edebiyat Ödülü alan dünya yazarlarının eserleri için özel olarak yapılmış ki burada bu ödülü alan ilk türk yazar Orhan Pamuk'un büstü var.



Nobel Ödülü Salonu

Bu salonda Nobel Edebiyat Ödülü almış tüm eserleri bulabilir ve okuyabilirsiniz.



Müzenin aşağı katı ise sohbet ortamları için yapılmış, dergi alanı, imza günleri için düzenlenmiş. Bu kat aslında tarihte buraya alayı ile gelen padişahların Alay Köşkü'ne giriş yaptıkları kapının olduğu kat, ve burada yer alan gördüğünüz tahta sütunlar atların bağlandığı sütunlar. Yine burada salonun tam ortasında bulunan piyanoyu çalmayı bilenler çalabilir ve ziyaretçilere güzel bir müzik resitali çekebilirsiniz.

Hani yukarda bahsettiğim kanlı olaylar var ya, işte bu salonda gerçekleşmiş. Salonun hemen yanında bulunan sorgulama ve hüküm odasında çok canlar yanmış, kelleler gitmiş. Bu odada kim bilir kimin sessiz çığlıkları yankılanıyor şimdi…



Poz verdiğime bakmayın, buralarda çok kelle alındı…

Bu sorgulama odasının kubbesi tam yukarı katta padişahın oturduğu ve Alay Köşkünde izlenceyi izlediği koltuğa denk geliyor, yani bunun anlamı burada sorgulanan kişilerin ve konuşulanların tam yukarda cümlesi cümlesine padişahın duyması anlamına geliyor



Kubbe

Beni bilen bilir, bende tam bu olayların adamıyım ya, dakikalarca durdum, izledim. Kapadım gözlerimi, hayal ettim, buradaki sorgulamayı, padişahın fermanını…



Ana kubbe

Müzede yer alan tuvaletler ise tam tarihi sarnıcın yanına yapılmış, mimari olarak şık ve temiz… Yine okuma salonları sessiz, temiz ve düzenli… Müze görevlileri ise çok ilgili, alakalı ve saygılı bir şekilde görevlerini yapmakta…



Ahmet Hamdi Tanpınar Müzesi Pazar günleri dışında her gün ziyarete açık, sizde bir gün ayırın kendinize… İstanbul'da turist olun, gelin bu müzeye… Açın eski İstanbul kitaplarını, dergilerini… Bakın padişahın penceresinden Bab-ı Ali Caddesine ve hayal edin, belki de sizde 2013 yılında görmek isteyeceğiniz bir manzara yakalarsınız bu köşkte… Yada kendinizin padişahı olursunuz çok kısa bir süre…