GÖZLERDE YAŞ YOKSA, RUH GÖKKUŞAĞINA SAHİP OLAMAZ…

Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

GÖZLERDE YAŞ YOKSA, RUH GÖKKUŞAĞINA SAHİP OLAMAZ…

Her yağmurun ardından merakla bakarız gökyüzüne, o muhteşem yedi rengin verdiği renk cümbüşünü görebilmek için… Bazı zamanlarda ise hiç beklemediğimiz bir anda çıkıverir karşımıza. O anda ruh halimiz ne olursa olsun hepimizin içinde bir mutluluk, bir ferahlama yaşatır gökkuşakları. Ama nedir, nasıl olur, oluşması için koşulları ne diye merak eden kesim sayısı da azdır. Bir de inançlara konu olmuş bu renk cümbüşünü yazmak istedim bu sefer. Tam teşekküllü bir gökkuşağı yazısına buyurun…

Gökkuşağını görebilmek için güneşi arkanıza alarak yağışa doğru bakmalısınız. Yani bu renk cümbüşünü sadece sabahları batıya, akşamları ise doğuya baktığımızda görebiliriz. Başlıkta yazdığım söz bir Kızılderili atasözü. Çok severim bu sözü. Gökkuşağının oluşması için havada da mutlaka yağmur olmalı.



HER ULUSUN BAKIŞI FARKLI

Gökkuşağı sadece seyirlik bir şey mi? Yoksa doğada bizim henüz bilmediğimiz bir anlamı mı var? Aslında din kitaplarına da girmiş bir doğa olayı gökkuşağı. Örneğin, Tevrat'taki bir hikayeye göre, Nuh Tufanı'nı sona erdikten ve Allah dünyadaki yeni yaşam için Hz.Nuh'a öğütler verdikten sonra gökyüzünde mucizevi bir gökkuşağı oluştu. Tevrat'a göre tufandan sonra gökkuşağı, Hz.Nuh'un elindeki yayı yere bıraktığına ve dünyanın bir daha sellerle yok olmayacağına dair bir işaretti.

Buna benzer şekilde gökkuşağı ile ilgili dünyada pek çok hikaye var. Bir çok ulus gökkuşağını dev bir köprü yada kapıya benzetmekte. Ruslar, Avusturyalılar ve Japonlar, gökkuşağını ölenlerin ruhlarının cennte gitmek için kullandıkları köprü olarak görmekte. Yeni Zelanda yerlileri de ölen kabile şeflerinin yeni evlerine gitmek için kullandıkları yol olarak düşünmekte. Güney Afrika'nın Zulu yerlilerine göre de kraliçenin kemeridir. Almanlar çifte gökkuşağındaki ikincil gökkuşağını, şeytanın işi olarak görmekte. Sibirya civarında yaşayan Moğollar ve Şiroki Kızılderilileri de onun Güneş Tanrısı'na ait paltonun eteği olduğuna inanır. Bu ortak inanç, Moğollar ile Kuzey Amerika yerlilerinin akraba oldukları düşüncesini de kuvvetlendiren bir delil. Bazı Budistlere göre gökkuşağındaki renkler yedi gezegen ve dünya üzerindeki yedi bölge ile alakalı. Araplar, Allah'ın veya bulutun bir yayı olduğuna inanır. Hintliler ise tanrıçaları Indra'nın, Yunan tanrısı Zeus gibi, gökkuşağını mızrak olarak kullanılan yıldırımla birlikte yay gibi yanında silah olarak taşıdığına inanmakta. Ülkemizde ise gökkuşağı ile ilgili inanç ve hikayeler bulunmakta. Örneğin, gökkuşağının altından geçen erkekler, kız; kızlar da erkek olur inancı gibi. Bu inançları elbette tartışmamız mümkün değil, ama cinsiyet değiştirme saçmalığını da bir oturup düşünmek gerekiyor kim uydurmuş bunu diye… Yoksa günümüzde ameliyat olmak yerine uçaklarla aslında daire şeklinde olan gökkuşağının içinden geçerek acısız ve sancısız bir cinsiyet değiştirme olayı gerçekleşebilirdi. Gökkuşağı ile ilgili en doğru gözlemler denizcilere ait. Denizciler gökkuşağını sabahleyin görürlerse o gün olası bir fırtınadan dolayı endişe duyarken; akşam görürlerse bir sonraki gün havanın güzel olacağını bilirler. Bu inanış meteoroloji bilimine göre de doğrudur.



Ve en çarpıcı olay ise 1992 yılında Rio De Janeiro'da toplanan Dünya Zirvesinde olduğu gibi özel günlerde suni gökkuşakları yapılmakta. Turistlik tesislerde ise gökkuşağına karşı yemek, çay keyfi yapmanız için bu suni işlemden faydalanılan yerler var. Yani siz bize güneşi getirin, biz size gökkuşağı yapalım.