GÜLHANE PARKINDA BİR YETİMHANE

Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

GÜLHANE PARKINDA BİR YETİMHANE…GÜNÜMÜZDE O DA YETİM KALMIŞ..

Her İstanbullu Hayatında bir defada olsa Gülhane parkına gidip bir gezmişliği yada soluklanması olmuştur. Birçok insan için bu park beton yığını İstanbul'da soluklanmak, temiz havasını solumak için bulunmaz bir nimet. Ama pek çok kişi sadece adımlar, gezer bu parkı, bilmez ki ne tarih hazineleri yada acı hikayeler vardır bu parkta. İstanbul'a ilk geldiğim yıllarda gezilerime başladığımda Gülhane Parkı adımlamalarımda tarihe ve gezmeye meraklı herkesin yakından bildiği Gotlar Sütununu gezmeye gitmiştim. Gotlar Sütunu'nu fotoğraflarken ve notlarımı alırken bir demir korkuluk içinde kaderine terk edilmiş, otlar içinde bakımsızlıktan yok olmaya yüz tutmuş sütunlar topluluğu gördüm. Ne acı ki bu sütun topluluğunun ne olduğu hakkında en ufak bir bilgilendirme yazısı da yoktu. Beni bilen bilir, kafaya koydum ya, burası neresi, nedir diye bulacam illaki..Aradım taradım, yazdım, çizdim en ufak bir bilgi bulamadım. Artık kafayı yemek üzereydim ki bir tesadüf ve kıvılcım her şeyin seyrini değiştirdi.

Uzun zaman boyunca bir bilgi bulamayınca ne zaman Gülhane Parkına gitsem bu sütunların yanına uğramayı adet edindim. Değişen hiçbir şey yoktu bilgilendirme açısından. Yıllar sonra İstanbul Arkeoloji Müzesi gezilerimden birinde Bizans Salonunda Hagios Paulos Yetimhanesi ile ilgili açıklamalı bir bölüm dikkatimi çekti, sergilenen heykeller ve yazılan tek tük hikayeleri tek bir adresi tarif ediyordu; Gülhane Parkı içinde bulunan bu sütun kalıntıları…



Aziz Pavlos Yetimhanesi Kalıntıları

Tabii o zamana kadar sütunların adını bile bilmediğimden ve hiçbir kaynakta bununla alakalı bir bilgi bulunmadığından kalakalmıştım ama o bölümü gezdikten sonra İstanbul Arkeoloji Müzesi kaynaklarını araştırdım ve mutlu sona ulaştım; içime dert olan, yalnızlığıyla baş başa bırakılmış bu harabe kalıntılar aslında mukaddes bir görev üstlenen HAGİOS PAULOS Yetimhanesi kalıntıları idi.

2.Justinus (565-578) tarafından kurulan yetimhane 1.Komnenos zamanında (1081-1118) genişletilmiş. 

Kaynak: İstanbul Arkeoloji Müzesi- Dr.ALPAY PASİNLİ- Akbank Kültür ve Sanat Dizisi- 2003 Sayfa:28 

Yunanca kaynaklarda da Aziz Pavlos (St. Paul) adını taşıyan bu yetimhane aynı zamanda yaşlılar, körler ve savaş gazilerine de hizmet vermekteymiş ama zamanla bu kalıntılar da yok olmuş. Bu yetimhanenin yakınlarında bulunan Aziz Menas ve Aziz Demetrius Kiliseleri sayesinde devamlılığı sağlanıyormuş. Şimdilerde bizim çay molası için soluklandığımız set üstü çay bahçelerinde izlediğimiz o muhteşem boğaz manzarası o zamanın kitabelerinde de belirtilmiş, yetimhanenin bu manzaraya sahip olduğu ve doyumsuz bir gözlem zevki verdiği yazılıymış.



Ne acıdır ki benim merakım ve uğraşlarım sonucu uzun zaman sonra bir tesadüf sonucu ve dikkatim sonucu amacıma ulaşmıştım ama bu yetimhane bunu hak ediyormuydu? Bir bilgilendirme yazısı bile konulmayan, ulaşılmak istenen bilgiye ise neredeyse ulaşılamayan bu antik Bizans yetimhanesi önünden her gün yüzlerce kişi geçiyor, bir kısmı merak etmiyor bile, bir kısmı ise sadece göz ucuyla bakıp geçiyor. Geçen ay Gülhane Parkına gidip bu kalıntıların olduğu yerdeki banka oturdum, çıkardım termosumu, doldurdum kahvemi, gelip geçeni gözlemledim. Onlarca kişi geldi, sadece Gotlar Sütununun fotoğrafını çekmeye, buraya bakmadılar bile..Peki bu kimin suçu..









Tarihin kalbinde nice gizler saklıdır, o bize ipucu verir, bulmak ve saygı göstermek bilinci önemli..Acaba 1500 yıl öncesinde yetimhane olarak görev yapan ve bu yetimhanenin bahçesinde, koridorlarında iyilik dağıtan Aziz Pavlos yukardan bizi izlerken ne düşünüyor:? Sizde Gülhane Parkı ziyaretinizde bu yetimhaneye uğrayın ve İstanbul'un gizli tarihine bir selam çakın; bu arada bana da ufaktan bir teşekkür edersiniz artık