İSRAİL VİZESİ-İRAN DAMGASI VE İSRAİL'E GİRİŞTE YAŞADIKLARIM

Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

İSRAİL VİZESİ-İRAN DAMGASI VE İSRAİL'E GİRİŞTE YAŞADIKLARIM



İsrail seyahatimden önce bu seyahatin gerçekten çok maceralı bir şekil alacağını tahmin etmemiştim. İsrail'e gidiş uçak biletimi aylar öncesinden almıştım. Ama seyahat tarihim yaklaştıkça bir telaş aldı beni. Malum İsrail ve İran arasındaki düşmanlık herkes tarafından bilinmekte. Ve ben İran'a iki defa girdim, çıktım, gezdim. Pasaportumda İran damgası var. Nasıl olacak, vize alabilecekmiyim gibi deli sorular kafamda dönüp duruyor. Neticede seyahatimin başlamasına 2 hafta kala İsrail Konsolosluğu'na başvurdum. Levent'te Yapı Kredi Plaza C Blok içinde bulunan konsolosluğa gittim. Yapı Kredi Plaza'ya girerken birinci güvenlik noktasından geçiyorsunuz. Sonra plaza bahçesinden C Blok girişine geliyorsunuz. Ve işkence başlıyor. Bu plaza klasik ofislerin, şirketlerin yer aldığı bir plaza. İçeri girişte her yerde olduğu gibi üstünüzdeki telefon, bozuk para ve diğer materyalları çıkarıp dedektörden geçiyorsunuz. Girişte bulunan danışmanın hemen yan tarafı İsrail Konsolosluğu yetkililerinin bulunduğu yer. Burada sıra numarası aldıktan sonra bekliyorsunuz. Sıra numaranız okunduğunda banko önüne geliyorsunuz. Burada üstünüzde ne varsa çıkarıyorsunuz. Sadece tişört ve pantalon ile kalıyorsunuz. Bileklik, saat, yüzük, cep telefonu, anahtarlık, madeni para v.s. bunları ve eşyalarınızı bir kutuya koyuyorsunuz. Yetkili pasaport ve istenilen evrakları size verip ilk girişte geçtiğiniz dedektörden bu evraklarla bir kez daha geçmenizi istiyor. Elinizde evraklar dedektörden geçiyorsunuz. Tekrar yetkilinin yanına geldiğinizde size;

-Buraya yalnız mı geldiniz, yanınızda silah, bomba, bıçak var mı, yanınıza birileri gelip size zarf verdi mi gibi bir çok beyin erroru yaşatacak soruları size soruyor.

Bu sorulardan sonra yetkilinin boynuna asılı bir kartı turnike otomatına okutması ile turnike açılıyor, yetkili ile beraber bu turnikeden çıkıp, asansöre binip 7. kata çıkıyorsunuz. 7.kata geldiğinizde yetkili ile beraber bir kapı önünde 10 saniye kadar bekliyorsunuz. Kapı otomotik açılıyor ve yetkili sizi burada bırakıp aşağıya iniyor. Kapıdan ilk girdiğinizde ise ikinci şok başlıyor. Kapıdan ilk girdiğinizde ufacık bir ofis tarzı yere giriyorsunuz. Hemen ilk adımı attığınız yerde bir banko, yanında koca bir dedektör ve güvenlik görevlileri var. Burada ayakta duran görevliye pasaport ve evraklarınızı veriyorsunuz. Burdaki görevli ise size;

-Neden İsrail'e gitmek istiyorsun, ne iş yapıyorsun, kaç gün kalacaksın, nerede kalacaksın, İsrail'de nereye gideceksin, Filistin'e gidecekmisin gibi bir çok sorudan sonra yine aşağıda sordukları yanınızda silah, bomba, bıçak var mı, yanınıza birileri gelip size zarf verdi mi gibi ikinci beyin erroru yaşatan soruları tekrarlıyor.

Tüm bu soru cevap faslından sonra sizi dedektörden elinizde yine evraklar ile geçiriyor. Sonra telsiz ile bir konuşma yapıyor ve odanın karşı duvarında bulunan kilitli kapı açılıyor. Kapıdan girip içerde bulunan yetkililerden sizinle ilgilenen kişiye pasaport ve evraklarınızı sunuyorsunuz. Normalde İsrail Konsolosluğu'nun sitesinde belirttiği istenilen evrakları sunduktan sonra yetkili size pasaport teslim tarihini yazdığı bir kağıt veriyor. Bu kağıdı kaybetmeyin, pasaportunuzu bu kağıdı teslim edip geri alacaksınız. İSRAİL VİZESİ ÜCRETSİZ.

Denilen gün ve tarihte tekrar konsolosluğa gittim, aşağıda bulunan danışma görevlisine kağıdı teslim ettim, pasaportum bir zarf içinde bana geri verildi. Ve bam!! İsrail vizesini almıştım, hem de pasaporta vizeyi vurmamışlar, ayrı bir kağıtta vermişlerdi. Bir çok gezi sitesinde bunu hep yaptıklarından bahsediyorlar ama benim pek çok arkadaşım pasaporta vizeyi vurmayın, ayrı kağıda verin demesine rağmen pasaporta vizeyi basıp vermişler. Ben bana kağıtta verin diye bir talepte de bulunmadım bu arada. İsrail vizesini aldım almasına ama Tel Aviv-Ben Gurion Havaalanına indiğimde vize alırken yaşadıklarımın aslında lay lay lom olduğunu anladım. Ve İsrail vizesi almanın değil, İsrail'e girişin nasıl adama kafayı yedirttiğini tecrübe ettim.



İSTANBUL-TEL AVİV-BEN GURİON HAVAALANI-ÜLKEYE GİRİŞ?

Burada yapılan tüm konuşmalar İNGİLİZCE oldu. Ben ingilizce bilmiyorum, onlar türkçe konuşsun gibi bir mevzuya giren oldu mu yada sonuç ne bilmiyorum ama bekleme noktasında ve içeride konuşulan tek dil ingilizce idi. Pegasus Havayolları ile saat 13.20'de kalkan uçak saat 15.15'de İsrail'e vardı. Havaalanında pasaport kontrol noktasında görevliye pasaportumu verdim ve film başladı. Görevli pasaportuma baktı. İsrail'de nerede kalacaksınız, kalacağınız yerin adresi nedir, İsrail'de nereye gideceksiniz diye sorgu sual faslına başladı. Booking.com üzerinden rezervasyon yaptırdığım hostel'in çıktısını görevliye verdim. Görevli tamam, ilerde bekleyin lütfen dedi. Kontrol alanında ellerinde telsiz bir çok görevli var. Bunlara telsizle haber veriliyor, bekleme noktasına geçenlerin pasaportları bunlara veriliyor, bunlarda görevli polislere teslim ediyor. Bekleme noktası pasaport kontrol noktalarının ön tarafında ve burada farklı ülkelere mensup turistlerde benim gibi bekliyor. Örneğin benimle beraber Amerikalı, İtalyan, başka bir Türk ve yaklaşık 15 kişi falan daha vardı. Bunun gibi bir çok kişi artık hangi kriterlere uymuyorsa ayıklanıp bu bekleme noktasında bekliyor. İsmi okunan sorgu odasına geçip sorgulanıyor. AMA BU SORGU SUAL FASLI GAYET NAZİK, KİBAR BİR ŞEKİLDE MEDENİ OLARAK YAPILIYOR.

Saat 15.30...

Pasaportumu verdim. Bekleme noktasında bekliyorum. Bir yandan benim gibi stres halinde bekleyen pek çok kişi ile arasıra laflıyorum. Saat 18.30...

Tam 3 saat boyunca bekleme yerinde bank üzerinde bekledim. Kafayı yemek üzereyim, çünkü benimle alakalı en ufak bir isim okuma, çağırma olmadı. Bu 3 saat içinde belki 50 turist bekleme yerine geldi, bekledi, ifadesi alındı, pasaportları teslim edildi ve ülkeye giriş yaptı. Ama yok, benimle alakalı en ufak bir işlem yok. Lan dedim, yoksa pasaportumu kaybetti bunlar. Ve o an geldi; bir görevli adımı okudu ve odaya geçtim. Konuşulan dil İNGİLİZCE.

-İsrail'e neden geldin, nerede kalacaksın, yalnız mı geldin, Filistin'e gidecekmisin, müslüman mısın, babanın babasının adı ne, nerede yaşıyorsun, İran'a neden gittin, nerede kaldın, İran'da bağlantı kurduğun kişiler kimler, bu kişilerin iletişim adresi ve telefonları, ne iş yapıyorsun, çantanı boşalt, Facebook ve twitter adresin, Facebook adresinde arkadaşların olarak İranlı kimler var gibi beyin şalterlerini yakan sıralı sorular ile filmin adrenalin dolu dakikaları başladı. Yaklaşık 30 dk süren bu sorgu sual faslından sonra tekrar bekleme noktasına alındım.

Saat 19.30...

Tekrar adımın okunması ile sorgu yapılan odaya alındım. İsrail'de Kudüs'te kalacağım hostel arandı. Rezervasyonum soruldu. T.C nüfus cüzdanım fotokopisi alındı. Ve yine sorgu sual faslı başladı.

-İsrail ne ifade ediyor senin için, İsrail halkı için ne düşünüyorsun, İran'da edindiğin arkadaşların ile görüşüyormusun, İran senin için ne ifade ediyor gibi sıralı sorular ile zaten yanmış olan beyin şalterlerim artık çalışmaz duruma gelmiş durumda. Yaklaşık yine 30 dk süren bu sorgu sual faslından sonra tekrar bekleme noktasına alındım. Artık ne lanetler ediyorum, ne küfürler ediyorum, yaktım gemileri, vermeyin izni vermezseniz diyorum içimden, basar geri dönerim İstanbul'a...

Saat 20.10...

Adım görevli tarafından okundu, elinde pasaportum ve bana pasaportumu verdi, İsrail'e Hoşgeldiniz dedi. Lan dedim, tamam mı yani... ve pasaportla beraber verilen giriş kartı ile ülkeye giriş yaptım. Tekrar pasaport kontrol noktasından geçerek yine görevlilerin olduğu bir turnike kapısına gelip verilen giriş kartındaki barkodu makinaya okutuyorsunuz. Ve artık ülkeye giriş yaptınız.



TEL AVİV-BEN GURİON HAVAALANI-İSTANBUL-ÜLKEDEN ÇIKIŞ

Online check-in işlemini yaptıktan sonra uçağımın kalkış saatinden 6 saat önce havaalanına geldim. Başta yaşadığım tecrübe ve saatlerce bekleme faslından dolayı artık kaşarlanmış haldeyim. Uçağımın kaçmasını istemiyorum. İstanbul dönüş uçağım sabah saat 06.20'de.

Saat 02.00...

İlk geçiş noktası olan pasaport kontrol noktası açıldı. Elimde pasaport kontrol noktasına geldim. Görevli pasaporta baktı ve filmin dönüş kısmı başladı.

-İsrail'e neden geldin, nerede kaldın, yalnız mı geldin, Filistin'e gittin mi, İran'a neden gittin, nerede kaldın, İran'da bağlantı kurduğun kişiler kimler, bu kişilerin iletişim adresi ve telefonları, ne iş yapıyorsun gibi beyin şalterlerini yakan sıralı sorular... Ama ben kaşarlanmı

Saat 03.05...

Elinde pasaportum ile gelen görevli teşekkür etti ve bana ülkeden çıkış kağıdını verdi. Bundan sonraki durak her ülkeden çıkış yapan turistlerin geçtiği ana kontrol ve güvenlik noktası oldu. Bu noktada benimle beraber orada bulunan tüm turistlerin çantası tek tek boşaltıldı, elbiseler, elektronik eşyalar ayrı ayrı kutulara ayrıldı. Tek tek tüm eşyalara bir çubuk ile bir şey sürüldü. Sonrasında o çubuk bir makinaya okutuldu. Ve eşyaları tekrar çantaya koyduktan sonra görevli teşekkür etti ve ikinci pasaport kontrol noktasına geldim. Burada ilk noktada bana verilen çıkış kağıdını yetkiliye pasaportum ile verdim, çıkış kağıdına çıkış damgası vuruldu. Ve çıkış kağıdının barkodunu turnikeye okuttum. Uçağa bineceğim kapıya gittim ve kapı açılış saati gelince o mutlu son ile uçağa bindim.

İsrail hakkında, vize ve sorgulamalar hakkında çok şey okumuş, duymuştum. Ve bu yaşadıklarım bana seyahat tecrübelerim arasında apayrı bir tecrübe yaşattı. Tabi ki İsrail'e giden her Türk vatandaşı bunları yaşamıyor. Benim istisnam İran'a iki defa gitmiş olmaktı. Pasaportunuzda İran damgası varsa muhtemel sizde aynı filmin tekrarını yaşayacaksınız. Ama inanın tüm bu yaşanılanlar sonrası Kudüs'e ilk adımınızı attığınızda vay be..diyorsunuz. Yaşanılan o kadar sorgu sual sonrası Kudüs tarihi ve atmosferi ile size herşeyi unutturuyor.

Şans sizinle olsun :)