Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

KUDÜS GEZİ NOTLARI

Sultan Selahaddin Kudüs kuşatmasının sonunda şehri teslim etmesi için şövalye Elian ile buluşur. Elian sorar; bu şehir senin için ne ifade ediyor? Selahaddin bakar ve cevap verir; Hiçbirşey… Sırtını döner ve iki adım atar, Elian'a geri döner ve cevaplar; Herşey…

Genel olarak İsrail gezisi yapan gezginlerin büyük bir kısmı ilk durak olarak Kudüs'ten gezisine başlar. Benim de seyahat rotam ilk olarak Kudüs, sonrası Tel-Aviv oldu. Pegasus'un sitesinde dolaşırken yurtdışı ucuz uçak bileti kampanyasına rastlayınca hemen aklımda olan şeyi yaptım ve İsrail için uçak biletimi aldım. Sonra aklıma geldi, ya ben defalarca İran'a gittim geldim, acaba bir sorun çıkar mı diye.. Yaşadıklarımı Merak Edilenler bölümünde okuyabilirsiniz. Ve hareket saati geldiğinde içim heyecan doluydu. Gidiyordum işte… Kudus'e…



ERDEM'DEN KUDÜS-OLDCITY TÜYOLARI

Hepimizin bildiği gibi çatışma ve din karmaşıklığının hiç eksik olmadığı bir kutsal bölge burası. Uğruna çok kan dökülmüş çok el değiştirmiş, defalarca yakılıp yıkılmış olan Kudüs, bugün UNESCO dünya mirası listesinde. Bundan dolayı hemen her noktada polis var. Pasaport ve T.C nüfus cüzdanınız hep yanınızda olsun.



Din bilginiz zayıfsa şimdiden biraz ders çalışmalısınız. Fatiha suresi, islamın 5 şartı, Kelime-i Şehadet ve Kelime-i Tevhid, peygamberimizin amcası olan Hz.Hamza hakkında dersinize iyi çalışın. Müslüman mahallesinde bulunan kutsal sayılan Mescid-i Aksa girişinde ilk önce İsrail kontrol noktasında pasaport ve nüfus cüzdanı kontrolüne gireceksiniz. Sonrasında ikinci kapıda müslüman görevliler tarafından aynı kontrolden geçeceksiniz. Mescid-i Aksa'ya müslüman olmayanlar kesinlikle giremiyor. Sadece belli zamanlarda ve belli saatlerde sadece fotoğraf çekimi için kısa bir süre izin veriliyor. İçeride dolaşırken sık sık görevliler tarafından yukarıda yazdığım sorular size sorulacak, dersinize iyi çalışın yani. Özellikle müslüman mahallesinde alışveriş yapacağınız zaman müslüman olduğunuzu belirtin. Birden size ilk başta söylenilen fiyatın yarısına düştüklerini göreceksiniz. İsrail pahalı bir ülke ve buna göre maddi durumunuzu ayarlamalısınız. Örneğin 1 paket sigara 30 şekel, bir magnet 10 şekel, müze giriş ücretleri farklı olmakla beraber en ucuzu 16 şekelden başlayıp 50 şekele kadar fiyatlanabiliyor. 09-03-2015 ve 14-03-2015 tarihleri arasında yapmış olduğum bu seyahatte 1 dolar=4 şekel idi. Turizm ofisinden alacağınız harita hep elinizde olsun. Yoksa sokaklarda kaybolma ihtimaliniz çok yüksek. Yollarda göreceğiniz tüm tabelalar 3 dilde yazılmış, İbranice, Arapça ve İngilizce.



Kudüs'e gelmeden önce özellikle izlemenizi şiddetle tavsiye ettiğim üç film var; Ben Hur, İsa'nın Çilesi diğer adı Tutku ve Cennet Krallığı.





Bu üç tarihi filmi izledikten sonra bu şehri çok daha zevkli ve anlaşılır olarak adımlayacaksınız. Havaalanı içinde, oldcity girişi olan jaffa kapısında turizm danışma ofisleri var. Buradan free olarak şehir haritasını alabilirsiniz. Haritalar İngilizce olarak basılmış.

KUDÜS'E GELDİK AMA NE YEMELİYİZ Kİ BURADA?

İsrail damak tadı olarak gerçekten her zevke hitap eden bir ülke. Ama Kudüs'te iseniz tatmanız gereken ana yemek Falafel olacak. Gittiğim her farklı coğrafyada özellikle yöresel yemekleri tatmayı severim. Falafel israil mutfağına özgü nohut köftesi. Ekmek arası olarak her adım başında ufacık araba ve dükkanlar da satılıyor. Tombik Pide arasına 5-6 tane yağda kızartılan nohut köftesi, patates kızartması, yeşillik, humus ezmesi konuluyor. Fiyatı 8 şekel. Yok bir esnaf lokantasında masaya oturup yemek istiyorum ya da Via Dolorosa gibi ana geçiş noktalarında masaya tabak servis olsun isterseniz fiyatı 20 şekel. Ben iki şekilde de tecrübe ettim. Falafel yanında buz gibi naneli limonata içmeyi sakın unutmayın. Bunun dışında yine bir arap kültürü olan tatlı çeşitliliği karşısında şaşıracaksınız. Bunların dışında ise humus ağırlıklı yemekleri Müslüman bölgesinde, et ağırlıklı ve haşlama yemekleri ise Musevi ve hristiyan bölgesinde bulabilirsiniz. Porsiyonlar genel olarak doyurucu olmakta. Çeşme sularını rahatlıkla içebilirsiniz. Kudüs eski ve yeni Kudüs olmak üzere ikiye ayrılmakta. Eski Kudüs sur içinde kalan Oldcity denilen yer. Yeni kısım ise surlar dışına çıktığınızda göreceğiniz modern şehir. Bu yeni olan kısımda da sebze ağırlıklı pek çok yemek bulabilirsiniz.



TEL-AVİV-BEN GURION HAVAALANINDAN KUDÜS'E NASIL GİDİLİR?

Pasaport kontrol noktasından sonra ilerleyin. Burada bir döviz bürosu var. 20 dolar gibi para bozdursanız yeter. Havaalanı turizm danışma ofisinden Kudüs ki Jerusalem olarak yazacak her yerde ve Oldcity haritasını edinin. Harita ingilizce. Havaalanı dış hatlar çıkışına gelin ve burada 2.kata çıkın. Çıkış kapısı önünde bekleyen otobüsleri göreceksiniz. 5 numaralı otobüse binin. Bileti otobüse bindiğinizde şoför veriyor. Bilet ücreti 25 şekel. Bu bileti saklayın çünkü aktarma durağında bineceğiniz otobüste de aynı bilet geçerli. Mart 2015 tarihinde yapmış olduğum bu seyahatte 1 dolar=4 şekel idi. Otobüs sizi havaalanı dışında aktarma durağına bırakacak. Bu durakta 947 nolu otobüse binin. İlk 5 nolu otobüse binerken almış olduğunuz bileti sürücüye verin. Biletinizi deliyor ve size geri iade ediyor. Ve Kudüs yolculuğunuz başladı. Kudüs yolu yaklaşık 50 dk sürmekte. Yolculuğunuz Kudüs'te merkez otogarda son buluyor.

KUDÜS'TEN OLDCITY'E NASIL GİDİLİR?

Kudüs eski şehir ve yeni şehir olarak iki bölümden oluşmakta. Oldcity olarak haritada gördüğünüz surlarla çevrili olan bölge. Genel olarak kalınacak hostel ve konukevleri oldcity içinde bulunduğundan ve gezilecek noktalar ana hatları ile burada olduğundan buraya ulaşmanız gerek. Otogar çıkışı hemen önünüzde metro durağını göreceksiniz Bunun için iki seçeneğiniz var;
-Metro durağında bulunan bilet makinasına gidin. Görevlilerin olduğu gişeler bu istasyonlarda yok. Makinalar da tamamen ibranice yazılar var. İbranice bilmiyorsanız kesinlikle yardım almalısınız. Durakta bulunan birinden yardım istedim ben. Bu arada İsrail'de her yerde koyu yahudi diye adlandırılan beyaz gömlek, siyah pantolon bazen etek, siyah ceket giymiş, siyah fötr şapka takmış ve kafalarının her iki yanında bukle örgülü saç salınan erkekleri göreceksiniz. Kesinlikle yardım etmiyorlar, muhatap bile olmuyorlar kimseyle. Zaten yabancı bir kişi ile asla konuşmuyorlar. Yani onlardan yardım istemeyin. İsrail halkı ikinci dil olarak ingilizceyi çok iyi konuşuyor. Herhangi birinden yardım rica edebilirsiniz. Makinadan bileti alın. Biletin ücreti 1.8 şekel. Metroya binince kapıların olduğu noktalarda ortada sabitlenmiş makinalar göreceksiniz. O makinalara biletinizi okutun. Ve biletinizi atmayın. Kontrol olabiliyor. Bindiğiniz durak dahil tam 6 durak sonra yani 6.durakta inin. Hemen indiğiniz noktadan karşıya yürüyün ki zaten kocaman oldcity kale surlarını göreceksiniz. Surlara doğru yürüyün, şimdi bir meydana geldiniz. Burada gördüğünüz yüksek kule Davut Kulesi ve Müzesi. Önündeki kapı ise eski şehrin giriş kapılarından biri olan Jaffa kapısı. Bu kapıdan içeriye daldığında yürüdüğün sokak ve mahalle müslüman mahallesi. Bu noktadan itibaren konaklayacağınız yere elinizdeki harita ile ulaşabilirsiniz.
-İsterseniz bu yolu yürüyerek te gidebilirsiniz. Metro yolu uzun, hiçbir yere sapmadan dümdüz devam eden bir yol. Bu yolun adı Yafo caddesi. Bu cadde üzerinde her iki tarafında sıralanmış cafe, restaurant, müze, disko gibi bir çok yer var. Ve bu cadde Kudüs'ün sosyal yaşantısında atardamarı olan cadde. Genç kesimin neredeyse hepsi bu cadde üzerinde. Bu caddeyi adımlayarak normal bir yürüyüş temposu ile yaklaşık 1 saat sonra eski şehrin Jaffa kapısına ulaşmış olursunuz. Ve İsrail güvenlik konusunda sıkı bir ülke. Yani kimse yolunuzu çevirip bir taşkınlık yapmaz. Zaten adım başı asker ve polis var.

KUDÜS'TE BAŞKA HANGİ ULAŞIM ARACINI KULLANMALIYIM?

Kudüs içinde şehir içi çalışan otobüs, taksi ve ufak minibüsler var. Eski şehri sadece yürüyerek gezebilirsiniz ki zaten eski şehir içinde vasıta için yol yok. Bildiğiniz kale surları ile çevrili bir şehir burası. Ama yeni şehir içinde herhangi bir noktaya gidecekseniz kesinlikle benim tavsiyem yine metro olacak. Çünkü Jaffa gate kapısından yürüyerek gittiğiniz ve bineceğiniz metro ile tüm yeni şehri dolaşabiliyorsunuz. Ben son günümde sabahtan metroya bindim ve bir hat boyunca tüm yeni şehri metro ile dolaştım.

KUDÜS'TE NEREDE KALMALIYIM?

Benim size tavsiyem kesinlikle eski şehir içinde yer alan hostellerde kalmanız. şehir içinde de kalabileceğiniz bir çok otel ve hostel bulunmakta. Ama Kudüs'ün kalbi eski şehirde attığından genelde kalacağınız tek nokta buradaki konaklama yerleri olsun. Ben eski şehir içinde tam Mescid-i Aksa'nın giriş kapısı önünde bulunan CHAIN GATE HOSTEL'de konakladım. Merkezi yerde bulunması, sahibinin müslüman olması ve konum-ücret dengesi açısından çok memnun kaldım. Kahvaltı dahil günlük 17 dolar ödedim. Yine 10 kişilik ranzalı kız erkek karışık odada kaldım. Kaldığım 5 gün boyunca hostelde bir tane boş yatak yoktu. Bundan dolayı rezervasyonunuzu booking.com üzerinden öncesinden yapın. Sadece geceleri hava sıcaklığı 10 derece olmasına rağmen taş bir bina olduğundan ki oldcity yapılanması hep taştan oluşmuş, odalar çok serin ve üşütücü idi. Bir ara bayağı kazak falan giyip yattım. Bu fiyata kahvaltı dahil. Kahvaltısı ise meşhur İsrail pidesi içinde krem peynir ve yoğurt karışımı bir kahvaltılık, kahve, çay, kekik çayı sınırsız ve bedava.

CHAIN GATE HOSTEL
Bab El-Silsileh Chain Gate 155
Tel-02 6283192

KUDÜS GEZİ REHBERİ

Eski şehri sadece yürüyerek adım adım gezebilirsiniz. Elinizden fotoğraf makinanız düşmeyecek emin olabilirsiniz. Tüm bu noktalar sonrasında kalan zamanınızda Müslüman, Hristiyan, Ermeni, Yahudi mahallelerini dolaşabilirsiniz. Oldcity 4 ana mahalleden oluşmakta. Ve birbirleri ile iç içeler. Ama her mahalle farklı kültür ve din dokusu içinde olduğu için her defasında bambaşka güzellikler sunacak size.





1.GÜN

Kudüs için detaylıca ve sindire sindire gezmeniz için 1 hafta ayırmalısınız kendinize. Ama iyi planlanmış ve zamanlaması iyi yapılmış bir gezi planı ile biraz koşturarak olsa dahi yine bu nefis kentin tadını çıkarabilirsiniz. Elinizde harita olacağından burada yazacaklarımın nerede olduğunu zaten haritadan yazılı ve resimli göreceksiniz. Bu yüzden siz seyahatin tadını çıkarın. Kudüs'tesiniz..

Sabah erkenden yola düşün. Aslanlı kapıdan çıkın. Kapıdan çıkarken kapı üzerinde yer alan aslan kabartmalarına dikkat edin.





Bu aslanlardan dolayı bu ismi almış. Kapıdan çıktığınızda hemen solunuzda müslüman mezarlığını göreceksiniz.





Yola dümdüz devam edin. Solunuzda bir kilise göreceksiniz.

MERYEM ANA MEZARI KİLİSESİ

İncil kayıtlarında Meryem'in ömrünün sonuna kadar yaşadığı yer ya da defin yeri hakkında pek bilgi yoktur. Genel kanı bizim ülkemizde İzmir'in Selçuk ilçesinde gömülü olduğudur. Fakat Kudüs tarihinde Meryem'in tekrar kutsal topraklara geri döndüğü ve burada gömülü olduğu din adamları tarafından 2. Veya 3. Yüzyılda kayıtlar altına alınmış. 455 yılında inşasına başlanan bu kilise 602 yılında Pers ordusu tarafından yıkılmış. 680 yılında aslına uygun olarak yeniden yapılmış. Bu kilisenin İslamiyet açısından da önemi büyük, çünkü Hz.Ömer 638 yılında Kudüs'te bu kiliseye gelmiş ve dua etmiş. Din turizmi açısından bugün hristiyan dünyasının Kudüs'te tavaf yaptıkları kilise burası. Sabahın ilk saatleri ile dolmaya başlıyor.







Meryem'in mezarı olduğuna inanılan bölüm ise tam kilisenin ortasında durmakta.







Kilise bahçesinde ise yine 622 yılından kalma ve burada inşası yapılan ilk kilisenin yer altındaki dua etme bölümü de var. Kayalar oyularak yapılan bu yer yine çok kalabalık.





Kilisenin merdivenlerinin hemen yan tarafında ise 622 yılından kalma o zamanki mozaik yer işlemesinden günümüze ulaşmış olan küçük bir kısmını koruma altında görebilirsiniz.



Kilise'den ayrıldıktan sonra aynı yol üzerinde ilerleyin.

TÜM MİLLETLER KİLİSESİ VE GETHSEMANE BAHÇESİ

Karşınıza çıkacak olan bu kilisenin ihtişamı hemen sizi çekecek. Zeytin Dağı eteğinde olan bu kilise İsa'nın Yahudi askerler tarafından tutuklandığı gece dua ettiği yer ve zeytinlik bahçesi. Gethsemane Bahçesi olarak adlandırılan bu yer ise kilisenin alanında ortada çitlerle çevrili bir zeytinlik alan. İşte size yukarıda bu filmleri izleyin dediğim filmler arasında bulunan İsa'nın Çilesi filminin başlangıç sahnesi burada geçmekte.





İncil'de şöyle yazmakta;
Sonra İsa Getsemani denilen bir yere müritleri ile gitti ve o, onlara dedi ki, "Ben oraya gidiyorum ve ben dua ederken siz burada oturun." O, Peter ve onunla birlikte Zebedee iki oğlunu aldı ve o kederli ve sıkıntılı olmaya başladı. Sonra onlara şöyle dedi, "Ruhum ölüm noktasına üzüntüyle bunalmış. Burada kalın ve benimle birlikte uyanık durun."    Matthew 26: 36-39





4.yy da bir Bizans bazilikası olarak inşa edilmiş olan bu yer 1345 yılında terk edilmiş. 12 farklı ülkeden gelen fon ile 1919-24 yılları arasında tekrar inşa edilmiş. Kilise içinde bulunan kubbelerde 12 ayrı ülkenin sembolleri kakma altın tavanlar ortasında sergilenmekte. Duvarlarda ise Gethsemane Bahçesi İncil anlatılarını betimleyen mozaikler var.







Bahçeye giriş yapamıyorsunuz, sadece fotoğraf çekebilirsiniz. Rahipler ise bahçede olan zeytin ağaçlarının yapraklarını toplayıp ufak naylon poşetlerde 1 dolara satıyorlar. Kapitalist din akımı. Ne diyebilirim ki… Kilise gerçekten heybetli ve çok kalabalık oluyor.

MERYEM ANA KİLİSESİ

Tüm Milletler Kilise çıkışında üst yola saptığınızda karşınıza Meryem Ana Kilisesi çıkacak. Kremlin mimarisini görünce şaşırmayın. Kilise geleneksel Rus tarzında 1888 yılında Çar Alexander III tarafından yaptırılmış. Kilisenin yedi altın kubbesi yeni güneş yaldızlı ve ışıltılı olarak betimlenmiş.





Kilise bahçesinde banklar var, püfür püfür rüzgar esmekte… Burada güzel bir mola verebilirsiniz.



MUSEVİ MEZARLIĞI

Kilisenin yan yolundan ilerlemeye başlayın. Sağınızda çok büyük geniş bir alanda Yahudi mezarlığını göreceksiniz. Yahudi mezarlığında, merhumun kim olduğu bilinmese de, sol elle mezarına bir taş konur. Böylece mezarın ziyaret edildiği anlaşılır ve taş koyan kişi defin mirasından pay alır. Mezara çiçek bırakmak Yahudi geleneğinda yer almaz. Taş koymanın başka bir sebebi de mezarın bakımını yapmaktır. Antik çağlarda mezartaşı yoktu ve mezarlar taş yığınlarıyla örtülmekteydi. Böylece taş bırakan kişi mezarın bakımını da yapmış olurdu. Evet bu mezarlıkta bu geleneğin binlerce yıllık süregelimini tarihteki ilk haliyle göreceksiniz. Zeytin Dağının seyir terasının hemen alt tarafında bulunan bu mezarlık sıradan bir Yahudi Mezarlığı değil. Dünya üzerinde yaşayan bütün Yahudilerin gömülmek istediği bir numaralı mezarlık burası. Çünkü Yahudiler buraya gömüldüklerinde yüzde yüze yakın bir ihtimalle cennete gideceklerine inanıyorlar. Bundan dolayı da buradaki bir mezar yerinin fiyatı, birkaç daire fiyatından daha fazla. Zengin Yahudilerin tamamı buraya gömülüyor. Yahudiler aynı zamanda ahirette kurulacak olan sırat köprüsünün de zeytin dağı ile Mescid-i Aksa arasına kurulacağına inanıyor. Bunun için de buraya gömülmek onların en büyük isteği.





ZEYTİN DAĞI

Burası 3 büyük din için kutsal sayılan bir bölge. Aynı zamanda Kudüs'ün nefis manzarasını buradan tam bu noktadan saatlerce izleyebilirsiniz. Fotoğraf makinanızın şarjı tam olsun. Çünkü fotoğraf çekmeye doyamayacaksınız.



Tekrar aynı yoldan dönüş yoluna geçin. Aslanlı kapıya doğru yürüyün. Sol tarafa sapın ve sur boyunca ilerleyin. Hedefimiz Dung kapısına gitmek. Hemen solunuzda yolun aşağısına bakın. Göreceğiniz manzara gerçekten etkileyici.







ARKEOLOJİ ALANI

Dung Kapısına varmadan önceki son durağınız Kudüs Arkeolojik Park Alanı. Burası Kudüs surları önünde halen kazısı devam eden bir arkeolojik alan. Yaklaşık yerin 10 metre altında bulunan evleri, koridorları ve alanları gözlerinizle görme imkanınız var. Giriş 30 şekel. Öğlen 14.00 ten sonra giriş yok. Ben gezerken çok zevk aldım. 2000 yıl önceki yerleşim alanlarını görmek, bir kısmı dahi olsa gezmek nefisti.









Şimdi alanın bitiş noktasında bulunan kapı olan Dung Kapısı'na gelmiş olmalısınız.





Kapıdan içeriye girin. Şimdi dümdüz ilerleyin. Artık yahudi mahallesine adım attınız.

AĞLAMA DUVARI-WESTERN HALL

Yolun sonunda bir giriş kapısı göreceksiniz. Burada polis kontrol noktasından geçin. Girişler free. Burası meşhur Ağlama Duvarı.





Yahudilik için önemi Salomon (Hz Süleyman) Mabedi'nin bu şehirde olması. Bugün, bu tapınaktan geriye sadece bir duvar kalmış.



Yahudiler bu duvarın önünde dua ettikleri için, "Ağlama Duvarı" diye adlandırılan bu mekan haremlik-selamlık olarak ikiye ayrılmış; erkekler sol, kadınlar da sağ tarafa geçmek zorundalar. 18 mt yüksekliğindeki duvarın aslında mabedin parçası olmayıp, batı cephesinin dayanak duvarı olduğu söyleniyor. Duvarın güneyinde küçük Davud şehri uzanıyor. Aşağıda Tünel adlı bölümde detaylıca yazdım. Yahudilerin ha-Kotel ha-Ma'aravi (Batı Duvarı) dedikleri bu duvar zamanla Hıristiyanlığın tesiriyle "Ağlama Duvarı" olarak adlandırılmış.



Yaklaşık 485 m uzunluğunda olan Ağlama Duvarı, toprak seviyesinin üstünde 24 büyük taş sırası ile yer altında kalan 19 taş sırasından oluşmakta. Yüksekliği toprak seviyesinden itibaren 18 mt ve bunun 6 metresi mabed alanının seviyesini aşmakta. Taşlardan bazılarının uzunluğu 12 mt, yüksekliği 1 mt, ağırlığı ise 100 tondan fazla.





Bu bölgede fazla fotoğraf çekmeyin. Genelde en koyu ve dindar Yahudiler burada olduğu için fotoğraf çekimini pek hoş karşılamıyorlar. Ağlama duvarına yaslanıp ağlayanlar, taşların arasına kağıtlara dilek yazıp koyanlar, hahamlar… Herkes burada… Meydanda yoğun güvenlik önlemleri ve çok fazla sivil polis var. 2 defa kimliğim soruldu.

TÜNEL

Ağlama duvarı'nın bulunduğu meydanın solunda ise Tünel var. Burası ilk bakışta ufacık bir kapıdan girilen bir müze gibi gözükmekte ama içeriye girdiğinizde aklınız yerinden çıkacak.



Ne olursa olsun paraya kıyın ve buraya girin. Giriş 30 şekel ama bu parayı sonuna dek hak ediyor. Eski Davud şehrinin kalıntıları var burada. 2000 yıl öncesine dayanan ve 14 mt genişliğinde, 4 mt yüksekliğinde ve 600 ton ağırlığındaki tek parça kayalıklardan oluşmuş bu şehir yapısını görmelisiniz. Taşlar inanılmaz büyük. Bu adamlar nasıl yapmışlar, bu taşları nasıl bu hale getirmişler inanılmaz bir şey bu. Taşlar arasında çimento falan yok, kendi ağırlıkları ile ayaktalar. Daracık koridorlar arasında ilerlerken bu devasa taş blokların nasıl kaymak gibi dümdüz şekillendirildiğini görmek ve düşünmek adamın aklını alıyor. Bu alan yer altında ve Yahudi mahallesinin altından geçiyor. Bayağı büyük bir alan ve gezmeniz yaklaşık 2 saat almakta. Yine içeride ağlayan, dua eden pek çok dindar Yahudi göreceksiniz ama büyük kısmı kadın.













Tünel çıkışında ise yahudi merkez mahallesinin tam ortasında oluyorsunuz. Bu noktadan kudüs sokaklarına dalabilirsiniz.

2.GÜN

Sabahın erken saatlerinde tekrar yola çıkın. Çünkü öğlen olmadan bugün gezeceğiniz rota çok kalabalık oluyor, adım atmakta dahi zorlanıyorsunuz. Çünkü bu rotamız hristiyanlar için en kutsal rotalardan biri.

VIA DOLOROSA-ACILI YOL

Kudüs'ün Hristiyan mahallesinde 40 kadar dini yapı var. En çarpıcı yeri "Via Dolorosa" yani "Çile Yolu": Hz.İsa'nın çarmıha gerilmek üzere ve sonradan üzerine çivileneceği çarmıhı sırtında taşıyarak katettiği yol. Özellikle öğlen saatlerinden akşam saatlerine kadar bu 14 istasyonun bulunduğu caddelerde yürümek çok eziyet haline gelebiliyor. Esnaf bir şey satmak için çekiştiriyor, onlarca hristiyan hacı peşisıra yolu adımlamakta, gelen turlar, turistler… Bundan dolayı sabahın erken saatinde yola çıkmakta fayda var. Ben arkadaşlarım ile ki Çek Cumhuriyeti vatandaşları, onlarla yürüdüm bu yolu. Her dine saygım var ve büyük zevk aldım.



14 duraklı bu yolda yürümek hristiyanlar için çok özel bir anlam taşıyor; hacı olunuyor. 14 durak noktası, Hz. İsa'nın haçı taşırken durakladığı ve zaman zaman da yere düştüğü noktalar anlamına geliyor. Bu noktalara kiliseler inşa edilmiş.







HOLY SEPULCHRE

Kudüs, hristiyanlara göre de, Tanrının kendi oğlunu insanlık için kurban ettiği, kanıyla yıkadığı topraklar ve Hristiyanlık tarihinin başladığı yer. Sion tepesinde (eski şehrin en yüksek noktası) yer alan "bütün kiliselerin anası" Holy Sepulchre Kilisesi bu acılı yolun son noktası.



Hz İsa'nın çarmıha gerildiği, naaşının yıkandığı ve göğe yükseldiği noktada inşa edilmiş. Yıkandığı taş sürekli ıslakmış. Hristiyan mezhepleri bu kiliseye sahip olabilmek için sonu gelmez bir çekişme içindeyken, Osmanlılar sorunu son derece barışçı bir yolla halletmişler: Kilisenin anahtarı bir müslümana emanet edilmiş. Bugün ise, Bazilikanın içindeki değişik alanlar, değişik hristiyan mezheplerinin kontrolunda bulunuyor. Örneğin Hz. İsa'nın mezarı Yunan Ortodokslarının denetiminde bulunmakta. Bu kilise ana baba günü. Çok kalabalık. Ve bu kilise çok büyük. Bugüne kadar gördüğüm kiliseler içinde metrekare olarak en büyüğü bu kilise oldu. Zeminden aşağıda dev kaya bloklarının kesilmesi ile yapılan bir katı daha var.







Kilise duvarında İsa'nın çarmıh hikayesini anlatan resimler bayağı büyük.





İsa'nın çarmıhtan indirilip yıkandığı yer. Burası sürekli ıslak tutuluyor.





İsa'nın çarmıha gerildiği nokta. Tam bu noktanın altında ise yani yaklaşık 5 metre altta çarmıhtan indirildiği nokta var.





İsa çarmıha gerildiğinde büyük bir deprem olur. Yahudi din binası yıkılır. Çarmıhın dikildiği nokta yarılır. İşte bu yarığın hala sergilendiği o alan camekan bir koruma ile gösterilmekte.





İsa'nın gömüldüğü nokta ise burası. İçeri giriş çok zor. Kuyruk çok fazla. Biz akşam 19.30 gibi gittik. Buna rağmen bayağı kalabalıktı yine.



İçeri girince ufacık bir mağara girişi var, oraya giriyorsunuz ve gömüldüğü nokta karşınıza çıkıyor. Bu arada içeri 2 kişilik sıralar halinde alıyor görevli rahipler. Çünkü içerisi çok dar.



PROTESTAN KİLİSESİ

Kilise çıkış kapısında ise karşınıza çıkan kocaman kilise Kudüs'ün ilk Protestan kilisesi. 1893 yılında inşa edilen kilisenin kulesine çıkmak için 15 şekel ödemeniz lazım. Ama kuleden Kudüs manzarası nefis fotoğraf kareleri sunmakta. Bu arada her gün 11.45-12.20 arası kuleye tırmanmak yasak, çünkü kulenin çanları çalmakta









Kiliseden çıkıp aynı yolda ilerleyin. Müslüman mahallesindeyiz.







DAMASCUS KAPISI

Yolun sonunda ise surların dışına bir kez daha çıkacağız ve yeni şehre adım atacağız. Surlardan çıkış yaptığımız kapı ise eski şehrin en görkemli kapısı olan Damascus Kapısı.



Bu görkemli yapı Osmanlı hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1542 yılında inşa edilmiş. Görkemi ile diğer var olan tüm kapılar içinde en heybetli olanı.  1887 yılına kadar, bu kapı akşamları kapatılıp sabahları tekrar açılırmış. Burada ilginç olan şu; bu kapıdan dışarı çıktığınız an yeni şehirdesiniz, otobüs, kalabalık, arabalar vızır vızır… Sur kapısından içeri girdiğinizde ise tarih koridorlarında yürüyormuş gibi oluyorsunuz, etrafınızı çeviren Araplar, Yahudi esnaflar, her dilden ve dinden insanlar…



Kapıdan çıkıp sağ tarafa ilerleyin. Yaklaşık 15 dk sonra karşınıza bir mağara çıkacak.

ZEDKIAH CAVE

Mağaraya giriş ücreti 16 şekel.



1854 yılında, Dr James Turner Barclay (1807-1874), Kudüs'te çalışan seçkin bir Amerikalı arkeolog idi. Oğlu ve köpeği ile Eski Şehir duvarlarının dışında bir yürüyüş yapıyordu. Aniden köpeği kayboldu. Ne kadar aradılar ise de bulamadılar. Eski kent surlarının dibine doğru ilerlediler. Aniden, duvarın dibinde drenaj ortasında, oğlu su akışı tarafından oluşturulan derin bir sarnıç üzerine geldi. Sarnıç içinden ise havlama sesini duydu. Koşup babasına haber verdi. Ve o gün Kudüs için en büyük arkeolojik keşiflerden biri yapıldı, tesadüfen bulunan Müslüman Mahallesi altında yer alan bir keşif. Zedkiah Cave…



Mağaranın maksimum uzunluğu yaklaşık 230 metre. Genişlik ise yaklaşık 100 metre. Ortalama net alan 9.000 metrekare. Eski Kudüs'teki Şam ve Herotz kapılarının ortasında ve yerin 230 metre altında bulunan bu mağara çok büyük. Yaklaşık gezmesi 1 saat falan sürmekte.



Bir de bu mağaranın dünya masonlarının son 20 yıldır gizemli buluşma noktası olduğu söylenmekte. Yeni Ahit'teki 'Hazreti Süleyman, Yahudiler'in yıkılan ilk mabedini, tapınak tepesine yakın bir yerde bulunan mağaradan getirttiği taşlarla inşa ettirdi' ifadesinde bahsi geçen mağaranın bu mağara olduğuna inanılıyor.



Ayrıca Yahudiler'in ilk krallığını ve ilk mabetlerini M.Ö. 586 yılında yıkan Babil Kralı Nabuketneza'dan kaçan Yahudi Kralı Zedekiah'ın da aylarca bu mağarada saklandığına inanılıyor.



3.GÜN

İlk durağımız Mescid-i Aksa olacak.

MESCİD-İ AKSA-KUBBETÜ'S SAHRA



Giriş kapısında İsrail güvenlik kuvvetleri var. Nüfus cüzdanı ve pasaportunuzu göstermelisiniz. Müslüman olmayanlar içeri alınmıyor. İçeride ise ayrı bir sorgu sula var. İçeride ellerinde telsiz Müslüman görevliler var. Fatiha suresini oku, kelime-i şehadet getir, islamın kaç şartı var, Hz.Muhammed'in amcası kim, hangi savaşta öldü gibi bir çok soru soruyorlar. Pasaport ve nüfus cüzdanına bakıyorlar. Sonra kardeşim diyerek izin veriyorlar, gezmeye başlıyorsunuz.







Mescid-i Aksa ve Kubbet üs-Sahra da Müslümanlar için kutsal merkezler. Mescid- i Aksa, Müslümanlarin ilk kıblesi ve üç önemli mescidden biri. Hemen yanında 600'lerin sonunda Hz. Ömer tarafından yaptırılan, kubbesi 14 ayar altından yapılmış Kubbet üs- Sahra var. Hz. Muhammed'in miraç esnasında üstünde durduğu taş olan "Muallak Taşı" da burada. Kubbet üs-Sahra'nın içinde. inanışa göre o gece peygamber göğe yükselirken, üzerinde durduğu kaya parçası da onunla yükselmeye başlamış. Taş, bir süre havada asılı kaldıktan sonra yere düşmüş, o yüzden adı "Muallak Taşı". Bu kaya parçası aynı zamanda Hz İbrahim'in en sevdiği oğlunu Tanrıya kurban etmek istediği taş.



Bu taşın alt kısmı ise yukarıdaki fotoda gördüğünüz yer. Taşın yan tarafından alt kısmına iniyorsunuz. Daracık bir yer burası. Genelde kadınlar namaz kılıyor burada. Tabi şimdilerde taşı falan göremiyorsunuz çünkü etrafına sütunlar yapılmış.









4.GÜN

YADYA SHEM SOYKIRIM MÜZESİ

Jaffa kapısından metro istasyonu durağına yürüyün. Artık bu yolu iyice öğrendiniz biliyorum. İlk gün old city'e gelirken indiğiniz metro durağına gidin ve aynı duraktan binin. Yeni şehir tarafına yani geldiğiniz merkez otobüs istasyonu tarafına tekrar geri gideceksiniz. Bindiğiniz durak dahil 11.durakta inin. Karşınızda gördüğünüz bina soykırım müzesi.



İsrail'e gelen tüm politikacı ve devlet adamlarının istisnasız gittiği tek adres burası. İçeri giriş ücretsiz. 2005'te ziyarete açılan müze 4200 metrekarelik alanı kaplıyor. Müzede, soykırım kurbanlarına ve soykırımdan kurtulanlara ait çeşitli eşyalar, belgeler, hikayeler ve filmlerle müze ziyaretçilerine soykırımın her safhası, Nazilerin Almanya'da güçlenmesinden başlayarak sunuluyor.



Müze gezisinden sonra metro ile değil de yürüyerek sokakları kesfedin. Dümdüz bir hat üstünde olduğunuzdan zevkle eski şehre adımlayabilirsiniz.





ESKİ ŞEHİRDE OLAN 4 ANA YERLEŞİM

Kudüs'te yukarıda da yazdığım gibi 4 ana mahalle bulunmakta ve bunlar yan yana neredeyse, yani sadece bir sokaktan diğerine geçiş yaptığınızda mahalleler arasında da geçiş yapıyorsunuz ve birden değişen ortama şaşırıyorsunuz.

-Müslüman mahallesi: Ağırlıklı olarak hediyelik eşya satan esnaf ve daracık sokaklarda oturan yerel halktan oluşmakta. Durmadan sizi dükkana çekmek ve satış yapmak isteyecekler. Benim kollarım full dövme olduğundan yerel halktan ufak çocuklar yapışıp para istediler durmadan, turist zannediyorlar. Herkese aynı davranış uygulanmakta. Sokaklar pis ve adım başı yerlerde yatan kişiler var. Ama ortam neşeli, sıcak ve hoş sohbet.

-Ermeni mahallesi: Aşağıdaki foto zaten mevzuyu anlatıyor. Her yer kilise dolu haliyle. Hediyelik eşya satanlar burada da var ama genel olarak ebru, hat sanatı ile ilgili. Türk olduğunuzu pek söylemeyin. Bu afişlerden her yerde var ve yerel rehberler Türklerin Ermenileri nasıl kestiğini ballandıra ballandıra anlatıyor. Ağlayan turist bile gördüm. Pazarlama böyle bir şey iste. Thomas bana sorduğunda ise işin gerçek boyutunu anlattım. Vay anasını dedi, bize böyle öğretmiyorlar. Tabi öğretmezler dedim, işlerine ne geliyorsa o. Genel olarak soğuk tavırları var.



-Hristiyan mahallesi:Müslüman mahallesi ile iç içe resmen. Neredeyse sınır belirlemek bile zor. Kilise ve cami duvarları yan yana. Bir yanda ezan okunurken bir yanda çan çalmakta. Acayip bir his. Benim bulunduğum zaman ulusal müzik festivali vardı. Her mahallede bir grup performans sergiliyordu. Akşamları paso müzik dinlemeye aktık mahalleye.





-Yahudi mahallesi: Sizi şaşkınlıktan dumura uğratacak mahalle burası. Modern ve koyu Yahudilerin yaşadığı yer. Yahudi kadın ve erkekler ulusal kıyafetlerini giymekte. Erkekler beyaz bir gömlek, siyah ceket, fötr şapka takıyor. Fotoğraf çektirmeyi veya habersiz fotoyu hiç sevmiyorlar. Saçlarının iki yanında bukleler sarkıyor. Bellerinde ise asılı bir ip var. Kadınlar uzun etek ve uzun çorap giyiyor. Siyah renkli. Çocuklarını da aynı şekilde giydirmekteler. Modern mahalle kimliğinin yanında binlerce yıllık din geleneğini de açıkça gözler önüne seriyor.







Bu şehri tanımaya çalışırken insan bazen o dayanılmaz büyüye ve çekiciliğe öyle kendini kaptırıyormuş ki "Kudüs sendromu" denen bir problem çıkıyormuş ortaya: Kısaca kendini peygamber ya da kutsal biri sanma vakası! Psikiyatrist Heinz Herman tarafından tanımlanmış bir hastalık. Dini halüsinasyonlar, takıntılar ve aşırı dindarlığa yönelmeyle seyrediyor, şehir terk edildiğinde her şey normale dönüyormuş. Kudüs'te geçirdiğim 5 gün sonrasında bu kadar olmasa da ruh halim bambaşkaydı. Bugüne kadar bu şehri görmediyseniz en kısa sürede seyahat rotanıza almalısınız.