12.ETAP KEKOVA-DEMRE-26 KİLOMETRE

12.ETAP KEKOVA-DEMRE-26 KİLOMETRE

12.ETAP

KEKOVA-DEMRE-26 KİLOMETRE

Bu etabımız genel olarak yürümesi kolay, zevkli bir etap ama birkaç yerde karşımıza çıkacak dik tırmanışlar yine performansınızı zorlayacak şekilde olacak. Yol boyunca su kaynakları olacak, bundan dolayı sık ve kısa molalar ile etabı rahatlıkla bitirebilirsiniz. Sabahın erken saatlerinde yola çıkmanızı tavsiye ederim. Çünkü etap boyunca çok güzel, tertemiz kumsallarda deniz keyfi yapma imkanınız olacak. Etap başlangıcı Simena Kalesi'ne çıktığımız yolda gördüğümüz likya yolu tabelasından başlamakta. Buraya inerken muhteşem Kekova manzarasını ve lahitler bölgesini son defa içinize çekin.




 

Tabelanın gösterdiği yön mezarlık tarafından geçmekte, toprak patika yoldan ilerleyin. Sağınızda ve solunuzda köy evleri olacak, seralar arasından geçeceksiniz. İlerlemeye devam edin, birazdan çok geniş bir alana çıkacaksınız. Bu alanda zemini binlerce ufak kaya parçası ile dolu, keçilerin otladığı bir alan, burada işaretleri bulmanız çok zor, zaten işaretlerde yok maalesef, gözünüz baba falan da aramasın, çünkü binlerce taş ormanı içinde fark etmeniz de çok zor. Burada bizim izlediğimiz patika yol diğer onlarca ufak patika yol ile birleştiğinden kısa bir duraklama yapacaksınız, telaşlanmayın, dümdüz geldiğiniz patika yönünde karşınızda gördüğünüz maki ve kayalık topluluğuna yürüyün. Tam makiler arasına girerken ufacık bir kaya parçasında yarı silinmiş kırmızı ve beyaz işareti göreceksiniz, buradan ilerleyin, birazdan işaretler tekrar kendini belli edecek ve rahat bir yürüyüş yoluna çıkacaksınız.


 

Artık çok geniş, keçilerin otladığı bir alanda ilerliyorsunuz, etrafınızda sadece taşlardan, kayalardan oluşmuş bir orman var. Yol boyunca gördüğünüz baba'ları takip edin. Yol boyunca ilerleyin, şimdi karşınızda bir tepelik üstünde eski bir kule kalıntısı göreceksiniz.




 

Bu kule kalıntısı hattı boyunca ilerlemeye devam edin, birazdan yolunuz bu kayalık zeminden çıkacak ve toprak bir patika yoluna girecek.


 

Makiler arasından geçen bu patika kıvrılarak sizi bir kulübenin yanından geçirecek. Burada bağlı 2-3 tane köpek var, çok korkutucu havlamalarına rağmen pek saldırmıyorlar. Sadece havlayarak kendi bölgelerini koruyorlar, buradan hızlı adımlarla ilerleyin, birazdan ilerlediğiniz patika ufak bir koy ile buluşturacak sizi.


 

Patika yol yavaş yavaş deniz hizasına yükselecek, bu seviye boyunca yumuşak bir hat boyunca ilerlemeye devam edin. Bu arada yükseklerde keçi sesleri duyacaksınız, bu bölge yaban keçilerinin en yoğun yaşadığı bölgelerden biri, umursamaz bir tavırla yanınıza kadar sokulup tekrar kaçacaklar, sizde haylazlık yapıp onlarla biraz oynayabilirsiniz.


 

Patika yolu boyunca işaretlere dikkat edin, bazıları silinmiş halde ama düz patika yolunda ilerlediğinizden pek sorun teşkil etmeyecek size. Birazdan patika inişine geçeceksiniz ve karşınıza ikinci bir koy gelecek, iskele tarafı beton olan bu koy mavi yolculuğa çıkan teknelerin eksiklerini tamamladığı, bakımını yaptığı bir koy. Buradan ilerlemeye devam edin. Patika yol birazdan hafif bir tırmanış ile daracık kaya geçişlerinin olduğu bir yola dönüşecek. Bu yoldan ilerlemeye devam edin. Yol sonunda sizi bir traktör yoluna çıkaracak. Bu traktör yolundan ilerlemeye devam edin. Bu yolun sağında başınızı kaldırıp baktığınızda gördüğünüz köy Kapaklı Köyü. Traktör yolu boyunca ilerlemeye devam edin. Biraz sonra karşınıza bir kavşak noktası gelecek, kavşak noktasında bir sera ve bir köy evi göreceksiniz. Sera ve köy evinin olduğu sağ tarafa sapın, önlerindeki toprak yolu takip edin. Bu yol sizi köyün içine çıkaracak. Artık asfalt olan köy yolunda ilerliyorsunuz. Yaklaşık 1 saat kadar bu asfalt yolda ilerlemeye devam edin. Yolun sağında likya yolu tabelasını göreceksiniz. Sağa sapın, yine köy içinden devam eden bir yolda ilerleyeceksiniz, artık karşınızda denizi görmeye başladınız. Deniz sağınızda kalacak şekilde köy yolu zemini kayalık olan bir patika yoluna dönüşecek, yine bu yol boyunca makiler, daracık keçi yolları şekline dönüşen geçişler ile patikadan yürümeye devam edin. Kırmızı ve beyaz işaretleri hat boyunca göreceksiniz. Birazdan ilk tırmanışa geçeceksiniz, patika yol hafif bir eğimle yukarıya tırmanış verecek, bu tırmanış sırasında kısa aralıklarla mola verin. Tırmanış sonunda patika yol yine yumuşak bir inişe geçecek, inişin sonunda tertemiz kumsalı ile sizi bir koy karşılayacak; Çoban Plajı. Yeşil renkli taşları ile çok güzel bir görüntüsü olan bu plajda kendinizi ödüllendirin, suyu sıcacık olan ve dalgasız olan bu plajda keyifle yüzebilirsiniz.






 

Plajın sonunda patika yolunuz devam etmekte, çalılıklar arasında hafif bir tırmanış yapacaksınız ve patika yol sizi deniz seviyesine paralel bir şekilde ilerletecek.


 

Yavaş yavaş suyunuz tükenmeye başladı, veya ayaklarınız iyice ağrımaya başladı ama son bir gayret çünkü çok az yolunuz kaldı artık. Yürüme hızınıza bağlı olarak yaklaşık 1 saat kadar ilerledikten sonra karşınıza çok uzun bir kumsal çıkacak. Andriake Antik Kenti'ne varmak üzeresiniz. Kumsal inişi çok yumuşak, iniş sonunda çok ilginç bir tahta köprü ile karşılaşacaksınız, bu köprünün üstünde kurulduğu ufak gölet Çayağzı.


 

Tahta köprüden geçtikten sonra karşınıza çıkan uzun kumsalı adımlayın. Başınızı kaldırıp baktığınızda tepenin hemen paralelinde asfalt yolu göreceksiniz, Demre'ye giden yoldur. Biz kumsalı yürüyerek ilerlemeye devam edelim. Kumsalın sonunda ufacık bir liman göreceksiniz.










 

Bu limana yürümeye devam edin, şimdi karşınızda Andriake Antik Kenti'nin kalıntılarını göreceksiniz. Ve 13.etap sonuna geldiniz. Limanın hemen karşısında sırtçantalı gezginlerin uğrak ve konaklama yeri olan Andriake Camping var, gönül rahatlığı ile hızlı adımlarla girin içeri.


 

Sizi sahibi Mustafa Abi karşılar zaten, kafasında hiç çıkarmadığı kovboy şapkası ve hep güler yüzüyle tüm gezginlerin abisidir. Burada istediğiniz kadar konaklayabilirsiniz, çünkü Demre bir anda gidilecek bir yer değil. Myra Antik Kenti, Noel Baba Kilisesi, Andriake Antik Kenti hemen gezilecek noktalar değil, sindire sindire gezilmesi gereken kültürel yerler. Bir yorgunluk çayını hak ettiniz. İyi dinlenmeler.

ANDRIAKE CAMPING-0 535 501 05 32-0 535 226 49 36

NOEL BABA MÜZESİ:

İ.S. 3. yüzyılın ikinci yarısında Patara'da doğup Myra'da piskoposluk yapmış olan Aziz Nikolaos'ın saygın dini kişiliği öldükten sonra aziz mertebesine ulaşmasını sağlamış, başta eski Rusya Çarlığı olmak üzere Avrupa'nın birçok ülkesinin en popüler azizi olmuştur. Almanya'm Freiburg, İtalya'nın Bari ve Napoli kentleri ile tüm Sicilya adasında özel saygı duyulan Aziz Nikolaos, Hollanda ve ingiliz dillerinde Santa Klaus olarak tanınmış, bunlar sayesinde Amerika'da da sevilerek New York'u koruyan azizlerden biri sayılmıştır.




 

Avrupa'nın kuzey ülkelerinde çocukların koruyucusu ve sevindiricisi Noel Baba geleneği Aziz Nikolaos inancıyla bütünleştirilerek yarı dini ve çok popüler efsanevi bir tipin yaratılmasına sebep olmuştur. Bu tipin kökünün kuzey ülkelerinin çok eski inançlarından alındığı, Noel Baba'nın geyikler tarafından çekilen bir kızakla dolaşmasından anlaşılır. Halbuki gerçek Myra'lı Aziz Nikolaos'ın yaşadığı yerler hiç kar görmeyen Akdeniz kıyılarıdır. Onun zor durumda olan çocukları koruyucu kişiliği, Noel geceleri hediyeler getirdiğine inanılan sempatik bir ihtiyara dönüşmüştür. Aziz Nikolaos olarak özellikle Doğu Akdenizli gemiciler ona saygı göstermiş, küçük büyük bütün teknelere resmi veya ikonası asılmış, sefere çıkarken "Dümenini Aziz Nikolaos tutsun" dileği gelenek olmuştur. Bu özelliği ona ilk çağın çok tanrılı döneminin denizler tanrısı Poseidon'a ait inançların 4.yüzyıldan sonra Aziz Nikolaos'a yakıştırıldığını göstermektedir.




 

Aziz Nikolaos Kilisesi, Bizans sanat tarihinin önemli bir anıtı mimari üslubu ve süslemesiyle Orta Bizans Dönemi'nin en seçkin örneğidir. İ.S. 5.yüzyılda Myra'nın (Demre) Likya eyaletinin başkenti, Myra Başpiskoposu'nun da Anadolu'nun ikinci büyük din otoritesi olması, Aziz Nikolaos'un ölümünden sonraki, yıllarda şehrin saygınlığının artmasında büyük rol oynamıştır. Myra halkı ölümünden sonra Aziz adına önce bir anıt, sonra da büyük bir bazilika inşa ettirmiş, bu devirde Aziz adına İstanbul'da büyük bir kilise inşa edilmiştir. Myra'daki bazilika depremler ve şehre yapılan akınlar sonucu 8.yüzyılda büyük hasar görmüş, 9. yüzyılda ise kubbeli kilise olarak yeniden inşa edilmiştir. Daha sonraki ilaveler 11. yüzyılda Orta Bizans devrinde gerçekleşir. Bu dönemin en önemli onarımının 1042'de İmparator IX. Konstantin ile karısı Zoe tarafından yapıldığı bilinmektedir. Duvar frekskleri ve taban mozaiklerinin çoğu bu döneme aittir. Yüzyıllar içinde çeşitli nedenlerle tahrip olmuş kilisenin diğer geniş kapsamlı onarımı 1862 yılında Rus Çarı I.Nikolay tarafından gerçekleştirilmiştir.




 

Orijinal planından oldukça sapmış bu onarıma ait çan kulesi ve omurgalı yeni orta kubbe ekleri bu çalışmaların ürünüdür. Bugünkü kilisenin özgün temelleri üzerinde değişik zamanlarda yapılmış birçok yapı bulunur. Böylece kilise çeşitli dönemlerde inşa edilmiş bir kompleks görünümündedir. Bu kompleks ana hatlarıyla; avluya açılan iki narteks (iç avlu), iki yan koridorun arasında yer alan kubbeli bir orta mekanla (naos), bema ve önündeki syntranonlu (koro başakları) apsisten ibarettir. Dış narteks 1862 yılı onarımında yeniden inşa edilmiş, iç narteks ise çoğunluk özgün temeller üzerinde olup tonozlarında peygamber ve konsül toplantılarının resmedildiği, kilisenin en eski duvar freskleri bulunur. Güney koridorunun Aziz'in lahdini korumak için uygun yer olduğu düşünülmekte, doğu köşedeki nişin içinde ise Aziz'in lahdinin korunduğuna inanılmaktadır. Ayrıca kuzey¬doğu ve batı köşelerde kubbeleri freskli iki oda daha yer almaktadır.




 

MYRA: Bugünkü Demre İlçe merkezinde ve civarında yer alan Myra Antik Kenti, aynı adı taşıyan ova üzerinde kurulmuştur. Myros nehrinin (bugünkü Demre Çayı) batısındaki ulaşıma elverişli kanal ile şehrin denizle bağlantısı sağlanmaktaydı. Kanalın diğer yanında yer alan Andriake (Çayağzı) limanından da bölgenin deniz ulaşımı ve ticareti yürütülmekteydi. Myra Antik Kenti özellikle Likya Dönemi kaya mezarları, Roma Dönemi tiyatrosu ve Bizans Dönemi Aziz Nikolaos Kilisesi (Noel Baba) ile ünlüdür




 

Kaya mezarları, Likçe yazıtları ve sikkeler, Myra'nın en azından İ.Ö. 5. yy.dan itibaren varlığını sürdürdüğünü gösterirler. Strabon'un verdiği bilgiye göre Likya Birliğinin altı büyük kentinden biri olan Myra, Likçe yazıtlarda Myrrh adıyla anılır. İ.S. 2. yy. Myra'nın büyük bir gelişmeye sahne olduğu dönemdir. Likya Birliğinin Metropolisi olan şehirde, Likyalı zengin kişilerin yardımları ile birçok yapı inşa edilmiş ve onarılmıştır.




 

Bizans Döneminde ise Myra, dini yönden olduğu kadar idari yönden de önde gelen şehirlerden biri olmuştur. Günümüze dek ulaşan ününü, Aziz Nikolaos'un (Noel Baba) İ.S. 4. yy.da şehrin piskoposu olmasına ve ölümünden sonra aziz mertebesine ulaşıp adına kilise yapılmasına borçludur. Myra, 7. yy.dan itibaren gerek deprem, su baskını ve Demre Çayı'nın getirdiği alüvyonlar, gerekse Arap akınları sebebiyle önemini yitirip 12. yy.da köy ı hüviyetine dönüşmüştür.




 

Günümüz kalıntılarını, akropolün güney eteğinde yer alan tiyatro ile her iki yanında yer alan kaya mezarları oluşturur. Yapılan araştırmalara göre bugün oldukça sağlam durumda olan Roma Dönemi surlarının | dışında, Helenistik hatta İ.Ö.5.y.y.'a tarihlenen sur kalıntılarına akropol tepesi ve çevresinde rastlamak i mümkündür. Akropolün güney eteğinde yer alan tiyatro, gerek oturma sıraları gerekse sahne binası ile iyi korunmuş bir Roma Dönemi tiyatrosunun özelliklerini yansıtır. Sahne binası ikinci katın yarısına kadar ayaktadır.




 

Tiyatronun hemen iki yanında, kabartmalı veya düz kaya mezarları yer alır. Likyalıların ahşap ev mimarisinin kaya mezarlarına en iyi uyarlanmış örnekleri olan Myra mezarlarının içinde, ölüyü ve yakınlarını betimleyen kabartmalı mezar, en ilginç örneklerden biridir. Ayrıca yine kabartmalı veya kitabeli birçok kaya mezarı, kayalığın güneye bakan yüzünde üst üste veya yan yana sıralanmaktadır. Tiyatro yakınındaki şehir merkezine giderken yolun solundaki hamam kalıntıları ise Roma Dönemi tuğla mimarisinin erken ve ilginç örneklerini oluştururlar. Şehrin su ihtiyacı, Demre Çayının aktığı vadi kenarındaki kayaya oyulmuş kanallarla karşılanmaktaydı. Likya konfederasyonunda 3 oy hakkına sahip 6 şehirden biri olan Myra'nın "En parlak kent" unvanıyla anılması ne denli önemli bir kent olduğunu göstermektedir.Myra'nın Likya konfederasyonuna ait sikkelerin yanında kendi adıyla basılmış sikkelerinde, şehrin ana tanrıçası Artemis'in Anadolu'nun en eski tanrıçası Kybele formunda temsil edilmiş olması ayrı bir önem taşımaktadır. İ.S. ö.yy.da Likya eyaletinin başkenti olan Myra'nın, St. Paul ve arkadaşlarının uğradıkları şehir olması Hıristiyanlıkça da özei bir önem taşımaktadır.