17.ETAP ADRASAN-OLYMPOS-ÇIRALI-24 KİLOMETRE

17.ETAP ADRASAN-OLYMPOS-ÇIRALI-24 KİLOMETRE

17.ETAP

ADRASAN-OLYMPOS-ÇIRALI-24 KİLOMETRE

Bu etabımız boyunca yine su kaynakları sıkıntı yaratacak, bu yüzden bir önceki etapta olduğu gibi yanınıza bol miktarda su takviyesi almalısınız. Adrasan sahile paralel ilerleyen asfalt yoldan yürümeye başlayın. Birazdan karşınıza sağınızda ve solunuzda göreceğiniz büyük seralar çıkacak. Burada likya yolu tabelasını göreceksiniz. Tabelanın işaret ettiği gibi sağa sapın ve dere yatağını geçin. Bu yolda ilerlemeye devam edin, bu yol sonunda karşınıza büyükçe bir duvar çıkacak. Bu duvarı geçtiğinizde karşınızda bulunan dere yatağının ters tarafına geçmiş olacaksınız. Şimdi ilerlediğiniz yol dar bir patika yolu oldu ve yavaş yavaş bu patika yol sizi yükseklere çıkaracak. Pek fazla zorlanmadan çıktığınız bu patika yol sonunda bir açık alan karşınıza çıkacak. Burada hayvanların ahırları var. Bu ahırlardan dümdüz devam edin, şimdi karşınıza çam ağaçlarıyla dolu bir ormanlık yol çıkacak. Bu yolda zeminin bazı noktaları sert ve keskin kayalardan oluşmakta, üst üste devamı hep gelen, bitmeyen keskin dönüşler yapacaksınız. Ayaklarınız artık isyan etmeye başlayacak ama bir anda bu tırmanış ve keskin dönüşler bitecek ve karşınıza çok geniş bir düzlük alan çıkacak. Şimdi ilerlediğiniz patika yol artık çam ağaçları ile dolu olan bir ormanlık yol ve yumuşacık inişler şeklinde olacak. Yol boyunca diğer ağaçlardan farklı bir ağaç göreceksiniz; Sandal Ağacı. Kıpkırmızı gövdesi ve sanki deri değiştirir gibi gövdesindeki kabukları yenilemesi ile ünlü bu ağaç çok nefis bir görsellik sunmakta.


 

Bu inişler sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelse de yolun sonunda ihtişamı ile Olympos sahili sizi bekliyor olacak. İnişin sonunda Olympos antik kenti içinden akan bir nehir karşılayacak sizi. Artık Olympos'tasınız. Hemen ilerde nefis kumsalı, karşınızda ise antik kent kalıntılarını göreceksiniz. Derenin hemen karşısında ise likya yolu tabelasını göreceksiniz.


 

Etabımız antik kent içinden devam etmekte ama uzun uzun Olympos'ta gezmelisiniz ilk önce.


 

OLYMPOS: Antalya'nın güney sahillerinde Phaselis'ten sonra ikinci önemli liman kenti Olympos'tur. Şehir adını, 16. km. kuzeyindeki Torosların batı uzantılarından biri olan 2375 m. yüksekliğe sahip Tahtalı Dağı'ndan alır. Kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte İ.Ö.167-168 yıllarında basılan Likya Birlik sikkelerinde adı geçen Olympos, Likya Birliği'nde üç oy hakkına sahip 6 şehirden biridir. Birlik'te Likya'nın doğusunu temsil etmiştir. Kentin günümüze ulaşmış kalıntılarının çoğu orman içinde ağaç ve çalılarla örtülü olup, Helenistik, Roma Bizans dönemlerine aittir.




 

Olympos Limanı tarihte korsan yatağı olarak bilinir. Kilikyalı korsanların başı Zeniketes şehri üs olarak kullanmış, bu sayede "Mitras Kültü" de şehre yerleşmiştir ki bu doğu kökenli yaratıcı Işık Tanrısı kültüdür. Şehirdeki korsan egemenliği İ.Ö. 67'ye dek sürmüş, İ.S. 43'te kesin Roma egemenliği, yeni parlak bir dönemin de başlangıcı olmuştur. Onarılan veya yeniden inşa edilen birçok yapı, demirci Tanrı Hephaistos (Vulcano) adına yapılan kutlamalar, İmparator Hadrianus'un (İ.S. 130) ziyareti, şehir tarihininin Roma dönemine ait renkli sayfalarıdır. Erken Hıristiyanlık döneminde önemini koruyan şehrin Piskoposu Methodius, adından en çok bahsedilen kişidir. Olympos, 4. yy.dan itibaren yeniden korsan hücumlarına uğramışsa da 5. yy.da Efes ve istanbul konsüllerine katıldığı yazılı kayıtlardan anlaşılmaktadır.




 

Geç Hıristiyanlık döneminde önemini yitirmeye başlayan Olympos, 11. ve 12. yy.da Venedikli ve Cenevizli tüccarların ticari merkezi olmuş, ancak bu aktivite 15. yy.daki Osmanlı deniz üstünlüğüyle son bulmuştur. Olympos'un günümüze kadar ulaşmış kalıntıları genellikle doğudan batıya doğru hızla denize akan bir ırmağın ağzında ve her iki yakasında yer alır. Antik dönemde kenti ikiye bölen nehir yatağı bir kanal içine alınarak her iki yakası da iskele olarak kullanılmış ve köprü ile birbirine bağlanmıştır.




 

Bugün köprünün bir ayağı yerinde durmaktadır. Güney kıyıda, Hellenistik dönemin çokgen örgülü duvarı ile yanındaki Roma ve Bizans onarımlarını işaret eden bölümü görülmektedir. Nehir ağzına yakın bir yerde küçük ve dik akropolde geç dönemlerden kalan yapı kalıntıları yer alır. Irmağın güney kıyısındaki Hellenistik temelli ve Roma onarımlı küçük tiyatro oldukça harap olup, girişin bir yanı iyi korunmuş durumdadır. Şehrin görülebilir diğer önemli yapısı ise ırmak ağzının 150 m. batısında yer alan tapınak kapısıdır. İon düzeninde küçük bir tapınağa ait olduğu mimari parçalardan, Roma imparatoru Marcus Aurellius (İ.S. 172-173) adına yapıldığı da kapı önündeki heykel kaidesinden anlaşılmaktadır.

Kalıntılar arasında en ilginci Antalya Müzesince yürütülen kazılarla gün ışığına çıkarılmış olan "Kaptan Eudomus'un lahdidir". Nehir ağzının hemen yanında kayalığın oyuğunda yer alan lahit hem duygu dolu şiirsel ithaf yazıtında kaptanın adını vermesi, hem de uzun kenarındaki gemi kabartmasında gemisinin şeklini vermesi açısından da büyük önem göstermektedir.






 

Yaptığınız bu nefis gezi sonrası Olympos'un meşhur kumsalından ilerlemeye devam edin.




 

Kumsal hattı boyunca ilerleyin, kumsalın son bitiş noktasına yakın yerde restaurant'lar göreceksiniz. Etabımızın sonu olan meşhur Çıralı ve Yanartaş yolumuz bu restaurant'lar arasından geçmekte.




 

Restaurantların arasından geçen yol sonunda sizi bir nehir karşılayacak. Bu nehirden karşıya geçeceksiniz.


 

Karşıya geçtiğinizde artık Çıralı yerleşiminin içine adım atmış oluyorsunuz. Karşınıza çıkan köprünün sağına sapın ve Çıralı tabelalarını izleyin. Biraz ilerledikten sonra likya yolu tabelasını ve direklerde yer alan kırmızı ve beyaz işaretleri göreceksiniz.


 

İşaretleri takip edin. Şimdi köyün içinden asfalt yoldan ilerliyorsunuz. Sağınızda ve solunuzda çok sayıda pansiyon göreceksiniz. Günün yorgunluğunu buralarda atacaksınız zaten. Burada yoldan geçen araçlara otostop yapabilirsiniz, araçların büyük bir kısmı zaten Yanartaş'a gitmekte. Asfalt yol birazdan zemini bozuk, çakıl parçaları ile dolu bir yola dönüşecek, artık sabırsızlanıyorsunuz, son adımlamalar… Bu yol bitimi sizi geniş bir ormanlık alan içinde Yanartaş ören yerine çıkaracak. Yolun sonunda yine likya yolu tabelasını göreceksiniz.




 

Sırtçantanızı görevlilere teslim edebilirsiniz çünkü yaklaşık 1 km kadar bir tırmanış yapacaksınız. Çam ağaçları ile dolu bir yolda, antik merdivenlere basarak bir tırmanış sonunda sizi binlerce yıldan beri sönmeyen Yanartaş karşılayacak.

ÇIRALI YANARTAŞ: Olympos'un doğusunda, sahilden 300m ilerde Caretta'ların yumurta bıraktığ muhteşem kumsalı ve pek çok bitkinin yaşadığı sahil kumulları ile ünlü Çıralı yerleşimi yer alır. Kentin birkaç kilometre güneybatısındaki Çakaltepe olarak anılan yükseltinin güney yamacından devamlı olarak alev çıkar. Özellikle geceleri çok etkileyici olan bu doğa olayı metan gazının asırlardır aynı noktadan yeryüzüne ulaşmasından başka bir şey değildir. Bu doğa olayı Likya'da yaşayan ve soluğundan ateş püskürdüğüne inanılan Khimaira canavarı ile özdeşleşmiş ve bu sayede Olympos, Bellerophontes efsanesine ev sahipliği yapmıştır. Zamanla demirci Tanrı Hephaistos'un kült merkezi, Roma ve Bizans dönemlerinde de dini merkez olarak kullanılan alanda yer yer orijinal blokları görülebilen kutsal yol ile alevlerin etrafındaki bir takım yapıların temellerini görmek mümkündür, iç duvarları yer yer freskolarla süslü Bizans Kilisesi ise alandaki en anıtsal kalıntıdır.

Bitirmiş olduğunuz bu etabın tadını çıkarın. Olympos'tasınız.