Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

FAS-MARAKEŞ GEZİ NOTLARI

Marakeş havaalanından şehir merkezine gelip meşhur meydanı Jemaa El Fna'ya adımladım. Havaalanından meydana direkt sefer var. Otobüsten meydanın hemen yanında indim. Burada ünlü Cafe De France önüne gelip couchsurfing arkadaşım Ayoub ile buluştum. Beni 10 dakikadır bekliyormuş. Uçağa binmeden önce yazışmıştık zaten. Ayoub 20 yaşında üniversite öğrencisi ve bana Fas seyahatimde çok yardımcı oldu. Her gidilen destinasyonda oranın yerli halkı ile buluşmak ve gezmek inanılmaz kolaylıklar sağlamakta gezenlere. Ailesi ile birlikte meydanın hemen yan tarafında bulunan Medina sokakları içinde bir evde yaşamaktalar ki onlara göre ev burası, bana göre dev gibi 4 katlı bir bina.



Ev o kadar büyük ve geniş ki… Ayoub ile eve gelip sırtçantamı attım bir köşeye, bana hemen meşhur naneli çaylarından hazırladı. Fas denilince akla ilk gelen içecek naneli çay. Kaynar suya bolca şeker ve bolca nane konuluyor ve yaklaşık 10 dakika demlenmesi bekleniyor. Demlendikten sonra bardaklara tepeden dökülüyor ve hafif köpüklenmesi sağlanıyor.



Marakeş'te bulunduğum günlerde bu naneli çayın resmen hastası oldum. Şeker kullanmadığımdan ilk zamanlar çok tatlı geldi ama sonra alıştım. Sabah öğle akşam her fırsatta bir esnaf lokantasında, meydanda seyyar çay satanlarda hep naneli çay içtim.



Naneli çaylarımızı içerken Ayoub ile sohbete başladık. Saatlerce o bana ailesini, Marakeş'i anlattı, ben ona İstanbul'u… Onda kaldığım 6 gün boyunca bu şehrin arka sokaklarına bile daldım, gezdim, bir çok kişi ile tanıştım.



Son 2 gün ise Marakeş'in meşhur hosteli Hostel Kif Kif'te kaldım. Fas hakkında bilgilerin yer aldığı yazımda belirtmiştim. Burada uzun uzun yazmak istemedim. Hostel Kif Kif'te ise Abdullah sayesinde nefis turlar yaptım, çok zevkli geçen 2 gün yaşadım. Özellikle son gün giydiğim yerel elbiseler ile Marakeş sokaklarında adımlamak çok zevkliydi.





MARAKEŞ GEZİLECEK YERLER

Marakeş için 2 gün yeterli. Bunun ilk gününde gidilecek belli başlı noktaları gezersiniz, ikinci gün ise Medina sokaklarında kaybolmanın tadını çıkarırsınız.

BADIA PALAS

Badi Sarayı'na giriş ücreti 10 dirhem. Bu saray yapıldığı zamanlarda dünyanın en meşhur saraylarından biriymiş. Saraya bakıp şimdiki halini gördüğünüzde zaten çok şaşıracaksınız. O meşhur halinden hiç bir şey kalmamış, sadece yuva yapan leylekler var harabelerin üzerinde. 1578 yılında Saadi Kralı Ahmed El Mansur tarafından yaptırılmış. 366 odası, 135x110 m. ebadında binbir çiçekle süslü bahçesi, 90x20 m. lik de havuzu varmış. Şimdi bu ihtişamdan geriye bir harabe kalmış.



Meşhur zamanlarında kullanılan mermer ve karolardan geriye bunlar kalmış. Geniş bahçesi ve avlusunda yer alan gösterişli havuz ise şimdilerde parçalanmış zemini ile içinde yüzen kurbağalara ev sahipliği yapıyor. Marakeş gezinizde gitmesenizde olur dediğim bir nokta. Ben keşke gelmeseydim dedim. Terasına çıkıp Marakeş manzarasına bakayım dedim ama meydan bile gözükmüyor terasından. Gerçi 10 dirhem gibi ufacık bir meblağ ile giriyorsunuz ama en azından vakit kaybetmeye değmez.







KUTUBİYE CAMİ

Marakeş'in sembolü Kutubiye Camii özellikle kilometrelerce uzaktan görülebilen, yaklaşık 70 metrelik minaresiyle dikkat çekiyor. 12. yüzyılda inşa edilmiş. Yeşilin onlarca tonunu yansıtan geniş bahçesi, minaresinin her yüzündeki farklı işlemeleri, iç mekân süslemeleri ile görülmeyi hak eden bir güzellik sergiliyor. Zaten şehrin her yerinden gözüktüğü için klasik gezi rotası başlangıç yeri.



Genişçe bir avlusu bulunan cami önünde pek çok fotoğraf çeken ve çektiren turist göreceksiniz. Bir de etrafınızı bir dilenci ordusu saracak. Bazı zamanlarda her yerde bulunan askerlerden çekindikleri için pek yanınıza gelmiyorlar ama yine de taciz var.



Çoğu Arap camilerinde olduğu gibi Fas'taki minarelerde kare kesitli, minarenin tepesinde hilal yerine yukarı doğru küçülen 3 ya da 5 küre var. Caminin hemen arkasında yeşillikler içinde bir park var. Burada çocukça pozumuzu verdik tabi.







JEMAA EL FNA

Gerçek bir mucizeler avlusu demeliyim bu meydana. Unesco Dünya Mirası listesinde bulunan ender meydanlardan birisi burası. Bir açık hava tiyatrosu. Yılan oynatıcılar, meddahlar, cambazlar, dövmeciler, yemekçiler, amatör oyun sergileyenler… Meydanın etrafında Souk adı verilen pazarda binbir çeşit hediyelik eşya satan dükkanlar, yerel elbiseleri içinde halk, kumaşçılar, dericiler, demirciler, ahşapçılar gibi çeşitli esnaf ustaları sergiledikleri el sanatları ürünlerini satmaktalar.



Marakeş'e gelindiğinde ilk uğranılan ve ilk bakışta insanı resmen şaşkınlıktan hayretlere düşüren bir meydan burası. İlk girdiğimde dakikalarca mıhlandım kaldım yerimde. Sadece ben değil, olduğu yerde kalıp elinde fotoğraf makinası üst üste fotoğraf çeken herkes aynı benim gibi. Bir acayip yer burası. Geniş bir meydan ve tiyatro sahnesi…



Ayoub ile konuştuğumuzda meydana girdiğinde dikkatli ol, bir yılana basabilirsin demişti. Yok artık ya, ne yılanı demiş gülmüştüm. Evet, saf saf şaşkınlıktan etrafa bakarken yılana basıyordum, öyle böyle değil siyah kobra'ya hemde. Yerlerde yılanlar, tıslıyor, yılan oynatıcıların çaldığı teflerin içinden birden çıkıp başını yükselten yılanlar benim gibi ilk görenlerde şaşkınlık yaratmakta. Etrafta koşuşturma hep mevcut. Bir anda yan tarafınızda bir tıslama ile kafanızı çevirdiğinizde yılan oynatıcı birinin elinde yılan dibinize kadar sokulup yılanı size vermek istemesi, maymun oynatıcıları birden kucağınıza maymun atması, dövmecilerin durmadan dövme yapalım diye ısrarlı tutumları… her adımda bir dumur ve şaşkınlık…



Böyle yılanlara bakarken aynı tiyatro benim de başıma geldi, yılan oynatıcı dibime kadar gelip yılanı dayadı bana, 10 dirhem verdim, ver bakalım dedim. 5 dakikaya yakın seviştik işte yılanla.







1

Meydanda en sevmediğim olay ise maymun oynatıcılar. Maymunların tasmasını çekiştirip durmaktalar. Nefret ettiğim bir olay bu. Olay insanlık ve sevgiden çıkmış, eziyete dönmüş burada. Meydanın etrafında bir çok cafe ve restaurant var. Hepsinin de üst katı full turist dolu. Herkes meydanın fotoğrafını üstten çekmek derdinde. Bu cafelerin en ünlüsü Cafe De France. Fiyatları ve menüsü uygun. Meydanda yer alan bu cafelerde alt katın ve üst katın fiyatları farklı. Manzara fiyatları 5-10 dirhem arası arttırmakta. İsterseniz tüm gün boyunca bu meydanda oturup koşuşturmayı izleyebilir, meşhur nane çayınızı yudumlayabilirsiniz. Akşamları ise apayrı bir dünya yine bu meydan. Fas hakkında bilgiler adlı yazımda gece fotoğraflarını ve anlatımını yapmıştım. Onlarca yemek tezgahı, binbir çeşit yemekler, oyun oynayanlar, cümbür cemaat bir meydan…





Bu kadar koşuşturmanın olduğu canlı bir organizmaya benzettiğim bu meydan sabahları ise aynen bu şekilde. Sabahları benim gibi bir çok turist gelip meydanı bu tenha ve ıssız hali ile fotoğraflamakta. Çöp arabaları, evsizler, cafe ve restaurantları açanlar, meydanı yıkayan belediye araçları… Hepsi de güne hazırlanıyor, yeni organizasyon ve eğlencelere…



MEDİNA SOKAKLARI-SOUK

Souk denildiğinde Arapça anlam olarak açık hava pazarı diyebiliriz. Kasbah'ların içinde bulunan ve halkın ihtiyaç duyduğu her şeyin satıldığı yerler buralar. Meydanın hemen arkasından başlayan daracık labirent gibi olan bu sokaklarda bir tam gününüzü geçirmelisiniz. Çünkü kaybolacaksınız, binlerce dükkan içinde nerede ne alsam diye şaşıracaksınız. Zaten kaybolun derim ben. Yerel esnafla sohbet edin, esnaf yemekleri yiyin, onlarca yüzlerce tezgahı dolaşın. El sanatları eşyalarına bakın, zaten kaybolsanız da telaşa gerek yok, kime sorsanız size meydana çıkan kapıları gösterir.



Örneğin bu fotoğrafta Fas Kralı için özenle hazırlanmış bir bölüm görüyorsunuz bu sokakta. Her iki tarafta yüzlerce krala ait fotoğraflar ve objeler ile donatılmış. Buradan geçen herkes krala bağlılığını resimlere selam vererek ya da kralın sağlığına dua ederek gösteriyor.







Pazarlık olmazsa olmaz kuralımız. Burada size verilen fiyatın yarısından daha az bir fiyata alabilirsiniz. Benim çok beğendiğim akikten taşı olan bir kolye için 35 euro dedi satıcı, gönülsüz nazlı bir tutum ile pazarlığa giriştim, 15 euro'ya aldım. Gerisini siz düşünün.



Medina sokakları farklı, daracık, evler birbirine bağlanmış, bu daracık sokaklarda motorsiklet, eşek, bisiklet hiç eksik olmuyor. Ana baba günü…Yukardaki fotoğrafı sabahın erken saatlerinde çektim. Öğlene doğru adım atamazsınız bu sokakta.







Ayoub gündüzleri okula gittiğinden ben gündüzleri Medina sokaklarında bu souk'larda dolaştım durdum. Ayoub'un evi Medina'nın tam göbeğinde olduğundan 6 gün boyunca git gel yapa yapa tanıştığım konuştuğum sohbet ettiğim bir çok esnaf ta oldu. Souk aralarında işlemeleri ile göz dolduran ev kapıları, motifleri ile görsel şov sunan halılar, kilimler, ne arasanız bulabilirsiniz burada.





Ayoub ile gezerken arka sokaklara da daldık tabi. Yanında yerel halktan birisinin olması çok faydalı, gönül rahatlığı ile gezebiliyorsun. Bilardo salonuna gittik. Ama bizden en az 10 yıl geride olan bir salon. İçerde iki bilardo masası var, ama delik deşik olmuş vaziyette. Bilardo topları ıstakayla vursan bile istediğin yere gitmiyor, çuhası kabarmış. Ama yinede zevkle oynuyor adamlar. Bu arada bir baktım atari gördüm. Ben ortaokula gidiyordum yada lise 1 tam olarak hatırlayamadım ama okuldan kaçar atari salonlarına giderdik arkadaşlarla. Kaç yıl olmuş jetonlu atari oynamayalı… ve benim favori oyunum Street Fighter. Oynadım tabi, kaçar mı… Yıllar öncesi aldığım zevki aldım, jetonu attık, yenilmeyelim, geçelim herkesi modunda…



EL YAZID CAMİ

12. yüzyılda yapılan cami işlemeleri ve canlı renkleriyle dikkat çekmekte. Gezi duraklarınıza alabilirsiniz. Özellikle caminin ön tarafında olan sokağa bakan bahçesi akşamları çok kalabalık oluyor. Havuz başında toplanan yerel halk burada buluşuyor, toplanıyor, sohbet ediyor.





MENARA BAHÇELERİ

Menara Bahçeleri, 12. yüzyıldan bu yana Almohad Hanedanlığı üyelerince çalıştırılan bir çiftlik ve etrafındaki yemyeşil ormanlık bahçelerden oluşmakta. Atlas Dağları'nın eteğinde yer alan bu muhteşem güzellikteki bahçeler, Marakeş'te en çok fotoğrafı çekilen yerlerden biri.

30.000 zeytin ağacına ve doğanın tüm yeşilliğini yansıtan, içi süs balıklarıyla dolu dev bir havuza sahip olan Menara Bahçeleri içerisinde; ziyaretçilerin faydalanabileceği bir tesis ve 1869 yılında sonradan inşa edilerek alana eklenen mezdeh adında bir de piknik alanı yer almakta. Menara Bahçeleri'ni ziyaret etmek için günün en uygun zamanı, turist kalabalığının etraftan çekildiği akşamüstü saatleri çünkü diğer saatler çok kalabalık olmakta. Çiftliğin birinci katındaki büyük açık balkonda geleneksel nane çayı içerek; havuzu, bahçeleri ve büyüleyici dağ manzarasını izlemelisiniz.

BAB AGNAOU GEÇİDİ

12. yüzyılda Almohad Hanedanlığı tarafından inşa ettirilen Bab Agnaou; Marakeş'in tarihi şehir merkezi Medina bölgesine girişi sağlayan 19 geçidin en ünlüsü. Kapısı at nalı şeklini andıran geçidin, görkemli üst kısmı; iç içe geçmiş üç yuvarlak dairesel şekilden oluşmakta. Geçidin üzerindeki duvarı, ihtişamlı bir biçimde kaplayan bu dairesel kabartmaların üzeri, çiçek motifleri ve kaligrafik bir biçimde yazılmış Kur'an-ı Kerim ayetleri ile bezenmiş. Sabah saatlerinde kapının karşısından fotoğraf çekmek çok mantıklı, diğer saatlerde kalabalık yüzünden istenilen poz alınamıyor.

SHROB OU SHOUF ÇEŞMESİ

Adı, "iç ve bak" anlamına gelen Shrob Ou Shouf Çeşmesi; 1578 – 1603 yılları arasında bölgede hüküm sürmüş olan Arap Kralı Ahmad al-Mansur döneminde inşa edilmiş.



UNESCO tarafından 1985 yılında Dünya Kültür Mirası Listesi kapsamına alınan çeşmenin üzerinde; tahtadan oyularak yapılmış delikli bir çerçeve ve bu çerçevenin altında da oryantal seramik süslemeleri yer almakta. Ayrıca tüm yapının üzeri, yeşil kiremitten bir çatı ile kaplı. Şimdiki hali bakımsızlıktan içler acısı olsa da tahta oyma işçiliği için bile görülmeye değer.



QUIRGANE KÖYÜ

Ouirgane köyü Marakeş'in 70 km güney batısında yer alan küçük ve sevimli bir Berberi köyü. Sabah erkenden Ayoub'un motoruna atladık ve gittik. Akşam Ayoub bu köyün güzelliğinden bahsetmişti, kesinlikle görmelisin seni götüreceğim demişti. Israrlarının nedenini köyü görünce anladım. Marakeş'in gürültülü, kaos dolu ortamından çıkıp bu sessiz, yeşillikler içindeki Berberi Köyü bana ilaç gibi geldi. Deniz seviyesinden 1000 metre yükseklikte, Yüksek Atlas Dağları'nın üzerinde bulunan köy Fas'ın doğal güzelliklerinden bir tanesi.





Köye motorla ulaşmamız yaklaşık 3 saat sürdü. Marakeş içinden kalkan minibüsler ile de bu köye geliniyor. Köyde yer alan Berberi evleri şahane.





Bu köyde akşama kadar takıldık. Gezdik, göle girdik, su tertemiz… Köy sakinleri hayvancılık ile uğraşmakta, ufak köy kahvesinde naneli çayımızı içtik. Kesinlikle tavsiye ediyorum, ısrar ediyorum. Bu köye gelin, gezin. Özellikle fotoğraf tutkunları için nefis kareler sunmakta.

Bunlar dışında Marakeş'te gezmeniz gereken yerler arasında El Badi Sarayı, Ben Youssef Medresesi, Saadian Mezarları bulunmakta. Ben Youssef Medresesi tadilattaydı ben gittiğimde gezemedim. Saadian Mezarları ise kapalıydı. Ziyarete açık olan saat dışında geç vakit gitmişim. Sonraki günler ise nedense gitmeye hiç fırsatım olmadı. Gerçi pek ilgimi de çekmedi. El Badi Sarayı'na ise gideceğim gün deli bir yağmur yağdı. O gün tüm gün boyunca Souk içinde takıldık. Sonraki günler ise yine gitmeye fırsatım olmadı. Tüm bu gezilecek noktaları sabah erken saatte çıktığınızda bir tam günde bitirebilirsiniz. Buradaki tek istisna Ouirgane köyü olacak tabi. Bir tam gününüzü ayırın derim ben.



Fas her daim gezilmesi gereken bir destinasyon. Buranın şöyle bir özelliği var; ya çok seversiniz, ya hiç sevmezsiniz. En güzeli gidip görmek, fas vize istememekte. En büyük artılarından biri bu.

İyi seyahatler…