SADAKA TAŞLARI

Bu topraklarda bin yıldır kurduğumuz adil nizamla Din, Dil, Irk kardeşliğini nasıl tesis ettiğimiz özelliklerimizden biridir sadaka taşları gerçeği.

Dedelerimiz onur ve vakarından dolayı ihtiyaçlarını kimseye açamayanlar için ince ve farklı bir yardım metodu geliştirmiş: Sadaka Taşları
Osmanlı iffet ve hayâsından dolayı fakirliğini gizleyenler; onur ve vakarından dolayı ihtiyaçlarını kimseye açamayanlar için, ince ve farklı yardım, destek ve himaye yol ve metotları bulunmuştur. Onlara “alan el” olmanın utanç ve ezikliğini yaşatmamak için, gayet zarif yardım şekilleri geliştirmiştir. Böylece “alan el” hicaptan, “veren el” de gurur ve riyadan korunmuştur. İşte, her türlü tebrik ve takdire layık yardımlaşma vasıtalarından birisi, hatta bir bakıma birincisi, “Sadaka Taşları”dır.
Mermer sütunların ardında bekleyen bağışlar ”Sadaka Taşları”, farklı çap, ebat, şekil ve türde olmakla beraber genellikle beyaz renkli, silindirik, çoğu antik mermer sütunlardır. Yere, dikine gömülmüşlerdir.
Yerden yükseklikleri genellikle 120–130 cm kadardır. Ama çevrelerinde uzun yılların getirdiği zemin dolma veya aşınmaları ile bu yükseklik değişebilmektedir. Çoğunluğu da dolguları sebebiyle daha kısa görünmektedir.
Günümüze çok azı ulaşabildiği için sayıları hakkında kesin rakam vermek mümkün olmayan “Sadaka Taşları”nın üç beş semtte bir adet bulunduğu düşünülüyor. Genellikle gözden, kalabalıktan uzak; el-ayak çekildiği saatlerde vereni, alanı bulunan bu görevli taşların daha çok şu mekânlarda bulundukları tespit edilmiş durumda:
1. Üç beş semtin birleştiği bir köşede. Üsküdar İmrahor’daki örnekte olduğu gibi.
2. Fakir, muhtaç, hasta insanların barındığı yapıların önünde. Üsküdar Miskinler Tekkesi’ndeki gibi.
Sadaka Taşları’na yardımlar iki türlü yapılıyordu:
1. Nakdî: Para yardımı özellikle uçup kaybolmaması için de kağıt para (kayme) yerine madeni paralar bırakılarak gerçekleşirdi.
2. Aynî: Giyim, kuşam eşyaları ve çeşitli besinler bırakılırdı.
Yaşlıların anlattıklarına göre buradaki enteresanlık, fakir ve muhtaçların taşta birikenlerden sadece ihtiyacı olan şeyleri ve muhtaç olduğu miktar kadarını alarak, diğerlerini başkalarına bırakmaya özen göstermeleridir. Bu kanaat ve diğer-gamlık her türlü takdire layıktır. Burada dikkati çeken bir nokta da, bir semtin fakirlerinin başka bir semtin Sadaka Taşı’na; başka semtin fakirlerinin ise bu semtinkine gelip, ihtiyaçlarını karşılayabilmeleridir.

Bu sadaka taşlarından yerlerini tesbit ettiğim ve fotoğrafladıklarım :

1-Üsküdar Doğancılar İmrahor Camii yanında. 150 cm yükseklikte 40 cm
çapında renkli, antik porfir sütundandır. Önceleri başka yerde bulunan
bu sadaka taşı Üsküdar Belediyesi tarafından bugünkü yeri olan caminin
kıble yönünde, caddeye bakan kısmına dikilip, tesviye edilerek, etrafı
mozaik süsleme ile süslenmiş, taşın önünde, yerde mozaiklerin üstüne
de "sadaka taşı" ibaresi yazılmıştır. İmrahor camii önünde bulunan
sadaka taşı, bu şekli ile sadaka taşları içerisinde en müstesna yerini
almış bulunuyor. Dileğimiz odur ki, sadaka taşlarının olduğu her yerde
burada olduğu gibi sadaka taşları meydana çıkarılsın, temizlensin,
insanların görebileceği bir yerde ne işe yaradığına dair bir açıklama
tabelası da yazılıp teşhirleri sağlanarak kültürümüze kazandırılmış
olsunlar.

Üsküdar ahalisi sokağa çıkarken fakirlere vermek üzere cebinde daima bozuk para bulundururdu. İsteyene sadaka mutlaka verilirdi.
Fukarâ, sarhoş bile olsa, asla tahkir edilmezdi. Sarhoşa nasihatin tesir etmeyeceğini iyi bilen Üsküdarlılar yalnızca: "Allah ikrahlığını
versin, umûrunu hayra tebdîl etsin, evlâdım!" diye dua eder; cevap olarak da: "Âmin efendim; Allah sizden razı olsun!" duasını alırlardı.

2-Karacaahmet'te, Karacaahmet Sultan Türbesi karşısında bulunan, Fethi Ahmet Paşa Cami yanında. Camii Rodoslu Hacı Hafız Ahmet Ağa tarafından M.1790 da yaptırılmış, Fethi Ahmet Paşa da M.1855 de yeniden bugünkü
fevkani olarak yaptırmıştır. Caminin dışında, kıble yönünde, duvarın dibinde, beyaz mermer sütundan, yer üstünde görünen kısmı yüksekliği 70 cm genişliği 50 cm çapında olan tepesinde, 20 cm çapında 10 cm derinliğinde para konma yeri bulunmaktadır. Cami görevlisine bu taşın ne işe yaradığını sordum, "bu eski zamanlarda kullanılan "zekat" taşıdır dedi.

 

3- Karacaahmet mezarlığında çiçekçiler kapısından girilince en sondaki mezarlık bölümünde 2 adet bulunmakta.

4- Üsküdar Selimiye Cami bahçesinde bir adet bulunmakta.

Günümüzde Sadaka Taşlarının büyük kısmı bir kenarda unutulmuşlardır. Bir kısmı da, değişen dünya şartları ve sosyal, kültürel hayat sebebiyle kullanılmaz hale gelmişlerdir. Sadece yaşlıların yorgun hatıraları arasında kalan taşlar, yanlış belediye faaliyetleri; istimlâkler, yol, meydan, kaldırım çalışmaları sırasında ya bir kenara yan yatırılıp veya ters yüz edilip itilmişler veyahut da tamamıyla yok olup gitmişlerdir. Kullanılmadıkları için neye yaradıkları bilinmediğinden kıymeti ve görevi idrak edilemeyen bu fazilet abidesi taşlarımızdan mevcut olanlarının koruma altına alınması; adının ve görevinin bir etiketle belirtilmesi; yeni nesillere tanıtılması gerçekten takdire şayan bir hizmet olacaktır.