PETRA ANTİK KENTİ… İNANIN BUNA DEĞECEK…

Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

PETRA ANTİK KENTİ… İNANIN BUNA DEĞECEK…

Petra… Nasıl tarif edebilirim, nasıl yazabilirim hissettiklerimi tam olarak bilmiyorum ama şu anda kupama kahvemi doldurdum ve kahvemi yudumlarken hala o mistik atmosferin etkisindeyim.

Sabah erkenden otelden ayrıldık. Bugünkü durağımız Dünyanın 7 Yeni Harikasından biri olan Petra Antik Kenti. Sabah otelimizden çıktık, tarih 10 Kasım 2014. Ulu Önder Atatürk'ün 76. Ölüm yıldönümü. Bizlerde Akabe Grubu olarak ilk önce Ulu Önder Atatürk'e saygı duruşumuzu gerçekleştirdik. Saygı, sevgi ve minnetle andık.



Yola çıkma vakti gelmişti. Minibüse atladık ve herkeste aynı heyecan; Petra'ya doğru yol alıyorduk. Sabah erken saatte olmasına rağmen yinede çok tatlı bir çöl sıcağı başlangıcı vardı. Akabe caddelerinde yine sıra sıra bayraklar ve gururumuz Türk Hava Yolları'nın reklam panoları bulunmakta.





AKABE'DEN PETRA'YA NASIL GİDİLİR?

Dünyanın yeni 7 harikasından birisi olan Petra Antik Kenti Ürdün'de Wadi Musa şehri yakınlarında bulunuyor. Antik kente girmek için Akabe körfezi yolunu kullanmalısınız. Akabe ile Petra arası yaklaşık 130 km. Yol çok rahat, asfalt, sağınızda ve solunuzda uçsuz bucaksız çöl manzarası bulunmakta. Yol üstünde pek çok ufak köy yerleşimleri ve dinlenmek için tesisler bulunmakta. İsterseniz Akabe'den Petra'ya gitmek için şehirde bulunan turizm acentalarının düzenlemiş olduğu turlara da katılabilirsiniz. http://www.viajordan.com en uygunlarından bir tanesi.



Minibüste yol alırken etrafıma bakıyorum, her iki tarafımda da sanki sonu yokmuş gibi gözüken çöl neredeyse ufuk çizgisi ile birleşmiş. Bazı noktalarda dev gibi kayalık kütleler bana sanki bir film platosundaymışım gibi hissettiriyor. İçimdeki o coşku git gide büyümekte. Ve minibüste rehberimiz Muhammed bize Petra hakkında bilgi aktarıyor.



PETRA ANTİK KENTİ

Petra Antik Kenti, Ürdün'ün Lut Gölü ile Akabe Körfezi arasında yer almakta. Yunanca Taş anlamına gelmekte. Güney Ürdün kumtaşı kayalıklarına Nebati İmparatorluğu tarafından MÖ 400 ile MS 106 yıllarında inşa edilmiş ve yeniden keşfedilmesi 1800'lü yıllarda gerçekleşmiş. Bu şehrin inşası ise apayrı bir gizem, sanat ve azim örneği. Burada yer alan eserlerin hepsi kayaların oyularak şekillendirilmesi sonucu ortaya çıkmış ama bir farkla; devasa kayalar yukarıdan aşağıya doğru oyulmuş, şekillendirilmiş. Yani yapımı yüzlerce yıl sürmüş. Tarihte Altın Üçgen olarak adlandırılan Ortadoğu Ticaret Yolunun kesiştiği en önemli noktada kurulmuş. Ve bundan dolayıdır ki şehrin kurucuları olan Nebatiler haklı bir şöhret ile Ortadoğu ticaret pazarının kaymağını yiyen bir halk durumuna gelmiş. Özellikle baharat ticareti ile çok zenginleşen bu uygarlık döneminin en etkileyici eserini işte bu muhteşem yapıyı oluşturarak geleceğe sunmuş. Ticaretten elde ettikleri gelir ile bu kumtaşı kayalıklarında kendileri için inşa ettikleri Petra Antik Kentinin inşası 500 yıl boyunca sürmüş, şehir MS 106 yılında Romalıların eline geçtikten sonra ise şehre çok fazla yeni eser yapılmamış. Petra Antik Kenti en parlak dönemlerinde, şehrin konumu nedeniyle görkemli yapıtlar inşa etmiş. Çünkü şehre ulaşmak için Siq adı verilen yer yer birkaç metreye kadar daralan bir vadiden gidilmekte. Kent dar vadi boyunca yaklaşık 1 km içerde kalmakta. Bu özelliği antik çağda şehrin korunması konusunda Nebatilere çok büyük avantajlar sağlamış. Ayrıca vadide inşa edilmiş olan antik çağ barajı antik dönemde şehrin su ihtiyacını karşılamış ve şehri su baskınlarına karşı korumuş. Petra Antik Kenti parlak dönemlerinde yirmi bin ila otuz bin kişiyi barındırmış ancak özellikle MS 363 ve MS 747 yıllarında meydana gelen depremler sonrasında insan yerleşiminin giderek azaldığı ve zamanla insanların tamamen terk ettiği kayıp şehir haline dönüşmüş.

PETRA ANTİK KENTİ NASIL KEŞFEDİLDİ?

Petra Antik Kenti tarih sahnesinden silinmesinden yaklaşık 1000 yıl sonra İsviçreli maceraperest ve gezgin Johann Burckhardt tarafından Yeniden keşfedilmiş. Johann Burckhardt şehri keşfettikten sonra Batı dünyası Petra Antik Kentinden haberdar olmuş ve Petra o dönemden itibaren turistler için bir cazibe merkezi haline gelmiş. Yerel halk tarafından bilinmesine rağmen antik kentin tarih sahnesine yeniden çıkışı 1812 yılında gerçekleşmiş. İsviçreli maceraperest Johann Burckhardt akıcı Arapçası ve Müslüman görüntüsü ile Ortadoğu'da geziler yapan bir kâşifti. Şam'dan Kahire'ye giden ve az bilinen bir yol üzerinde yolculuk yaparken çöl bedevilerinden hiçbir Avrupalının görmediği Sharra Dağlarında görkemli bir antik kentin bulunduğuna dair hikâyeler dinledi. Hikâyedeki antik kente ulaşması çok kolay olmadı. Çünkü antik kente bir yabancı olarak gitmesi çok kolay değildi. Yerel halk antik kent çevresinde Musa Peygamberin kardeşi Harun'un (Aaron) mezarının olduğuna inanıyordu. Oda bu bilgiyi kullanarak Musa Peygamberin kardeşi Harun'un (Aaron) mezarına kurban adamak istediğin söyledi. Bu olayı gerçekleştirmek için yerel halktan bedeviler kiraladı ve kurbanla birlikte yola çıktı. Yerli bedevilerin yol göstermesiyle uzun süre dar bir vadide ilerleyen grup maceraperest Johann Burckhardt'ın Dünyanın Yeni Yedi Harikası arasında sayılan Petra Antik kentini "yeniden keşfetmesini" sağladı.      

MUHTEŞEM UYGARLIK NEBATİLER KİMDİ?

Petra ilk defa tarihsel kaynaklarda MÖ 647 yılında Asur Krallığının düşmanları arasında sayılarak ve kent bu şekilde yazılı olarak tarih sahnesine çıkmakta. MÖ 4 – 6 yüzyıllarda Arap Yarımadasının kuzey kesiminde yaşayan göçebe Nebati kabilesi, güneyde Edomluların kontrolünde bulunan kumtaşı kayalıklardan oluşan Petra bölgesini yavaş yavaş ele geçirdi. Petra kenti aynı zamanda Musa Peygamberin vadisi anlamına gelen Wadi Musa'nın başında yer alır ve Musa Peygamberin burada asasını yere vurarak yerden su fışkırdığına inanılan kutsal yerlerdedir. Aynı bölge Nebatiler döneminde kutsal tanrı olarak inanılan Dushara kutsal alanı olarak da saygı duyulan yerlerin başında gelmiştir. Nebatiler ilk dönemlerde antik çağ ticaret kervanlarını yağmalamışlar ancak zamanla kervanların güvenliğini sağlamak için vergi toplayarak şehri bir ticaret merkezi haline getirmişler. MS 106 yılında Nebati Krallığı Roma İmparatorluğunun kontrolüne girmiş. Roma döneminde birkaç yüzyıl daha Petra antik kentine çok sayıda yapı ve kaya bir yamaca 8000 kişilik bir tiyatro inşa edilmiş. MS 324 yılında Roma İmparatoru Konstantin'in Roma İmparatorluğunun dini olarak Hristiyanlığı seçmesi ile birlikte şehir Hristiyanlaştırılmış ve Nebati kültürü büyük ölçüde ortadan kalkmış. Sonraki 300 yıllık dönemde kent Bizanslıların egemenliğine girmiş. Nebati kültürünün Hristiyanlık ile birlikte ortadan kalktığı şehir, ticaret yollarının değişmesi sonrasında altın çağlarının gerisinde kalmış. İslam dinin ortaya çıkması ile birlikte şehir yavaş yavaş İslam güçlerinin kontrolüne girmiş. 7. ve 8. Yüzyılda meydana gelen depremler sonrasında şehir çöküş dönemine geçmiş. Sonrasında ise şehir tamamen terk edimiş.

PETRA NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?  

Şehir 1985 yılında UNESCO tarafından "Dünya Kültür Mirası" listesine alınmış ve muhteşem yapıları ve iyi korunmuş antik binaları ile 2007 yılında oluşturulan Dünyanın Yeni Yedi Harikası listesinde yer almakta. Doğal ve tarihi zenginliği açısından bir çok film ve dizi setlerine ev sahipliği yapmış. Bunlar içinde en meşhuru ise tabi ki hayallerime bu muhteşem kenti sokan İndiana Jones-Son Macera filmi olmuş. Bunlar dışında ise Mumya Geri Dönüyor (2001), Transformers: Revenge of The Fallen (2009), Mortal Kombat (1997) gibi filmlerin çekildiği bölge olmuş.

Akabe'den Petra'ya yol alırken bazı gümrük noktaları var. Burada gümrük görevlileri pasaport kontrolü yapmakta. Telaşlanacak bir şey yok; sadece bakıyorlar o kadar. Ve öğlen saatlerine vardığımızda muhteşem antik kent olan Petra'ya ulaştık.





Giriş kapısından içeri geçtiğimde ise buranın hakkını veren film olan İndiana Jones isminde hediyelik eşya satan dükkanlar gördüm.



İçimdeki coşku tarif edilemezdi. Petra şehrine adımlamadan önce ziyaretçi merkezinde Petra Arkeoloji Müzesi bulunmakta. Gerçekten özenle ve nefis bir titizlik ile hazırlanmış tarihi eserlerin sergilendiği bir müze olmuş. Petra Antik Kenti kazılarında bulunan tarihi eserler burada sergilenmekte, müzeyi işaretli alanları takip ederek gezebiliyorsunuz. Böylece sergilenen eserlerin kronolojik sıralamasını takip edebiliyor ve duvarlarda yer alan Petra Antik Kenti tarihini okuyabiliyorsunuz. Bende ağzım kulaklarımda zevkten dört köşe olmuş bir vaziyette müzenin tarihi içinde kayboldum.









Petra Arkeoloji Müzesi gezisi bittikten sonra işte o an başladı; meydandan geçtikten sonra bilet gişelerine adımladık, birkaç dakika sonra meşhur başlangıç yolu The Siq ile hayallerimin şehri Petra'ya yürüyecektim.

ERDEM'DEN PETRA TAVSİYELERİ

-Tek başınıza gezecekseniz elinizde kesinlikle bir rehber kitap bulunsun. Grup halinde gezmek isterseniz yine o bölgede yaşayan halktan yerel bir rehber bulup gezebilirsiniz.
-Petra'yı tam hakkıyla gezmek için neredeyse tüm gününüzü geçirmeniz lazım. O muhteşem kayalık yollardan geçmek, antik kentin kalıntılarına çıkmak, fotoğraflamak, kalabalığı göz önüne alarak en iyi pozu yakalamak için gününüzü feda etmelisiniz. Buna değer mi peki? KESİNLİKLE EVET….
-Eğer ben yürüyemem, yada sıcak beni çarpar diyorsanız endişelenmeyin, at, eşek, at arabası gibi ulaşım araçları ile antik kente ulaşabilirsiniz. Ama inanın yürürken aldığınız o tadı alma şansınız pek yok..
-Petra Antik Kenti içinde kahve, çay içebileceğiniz yerler mevcut. Dinlenip soluklanabileceğiniz bu yerlerde ihtiyaçlarınızı da giderebilirsiniz. Sadece şunu unutmayın; çaylar size sormadan Ürdün usulü bol şekerli gelmekte, ama çok bol şekerli. .
-Antik Kent içinde pek çok seyyar satıcı bulunmakta, pek fazla taciz etmiyorlar, ama yinede pek muhabbete girmeyin derim ben, eninde sonunda size bir şey satmak isteyecekler..
-Ayağınıza bir spor ayakkabı giymenizi tavsiye ederim. Bot, sandalet, parmak arası terlik giyenler yok mu; var, ama rahatlık açısından spor ayakkabı sizi memnun edecektir..
-Antik kent boyunca Nebati askerleri kostümü giymiş kişileri göreceksiniz, korkmayın, gidin hatıra fotoğrafı çektirin. Ücret almıyorlar, amaç gelen ziyaretçileri memnun etmek. Ve çok da şakacılar. .
-Petra biletleri Kasım 2014 tarihi itibari ile 70 dolar'dı. Bu parayı verip vermemekte kararsızsanız size tavsiyem hemen verin. Kesinlikle buna değer…

The Siq

Ve Petra'ya ulaşmak için kullanılan yolun başlangıcı işte burası. Birbirine paralel dar yarıklar, yüksek kayalıklar içinde ilerlediğiniz bu yolda, kırmızının her tonunu hayranlık uyandıracak şekilde görebiliyorsunuz. Yaklaşık olarak 1200 metre olan The Siq te adımlarken hayal ettim; binlerce yıl önce benim gibi gezginler, yerel halk, uygarlıklar hep bu yoldan adımladı, Petra'ya bu yolu kullanarak ulaştı. Ordular, ticaret kervanları, imparatorlar…hep aynı yoldan adımladı, geçti. İşte bu yoldan ilerlerken içimdeki coşkuya bu hayalim eşlik ediyordu. Genişleyen, bazı zamanlar daralan bu kayalıklardan oluşmuş antik geçitte bazı yerlerde 3-5 metre genişlik, bazı yerlerde 80-200 metreye yakın yükseklikte yol alıyorum.











The Siq içerisinde yürünürken, kanyon duvarlarında görülen su kanallarına dikkat edin, binlerce yıl öncesinden günümüze kadar gelen bu su kanalları beni çok şaşırttı. Bu muhteşem uygarlık tüm kanyon boyunca bu su kanallarından bir hat yapmış ve ana kentin su ihtiyacını karşılamışlar.





Binlerce yıldan bu yana depremlerle, insanoğlunun tahribatıyla neredeyse bir çoğu yok olan taş işlemelerden zamana karşı direnebilenler The Sig boyunca duvarlarda yer alıyor.





Doğanın şaşırtıcı bir güzellikte kırmızının her tonunu burada cömertçe sergilediği dev kaya kütlelerinin oluşturduğu bu geçitte ilerlemek bambaşka bir duygu. Birazdan kendimi hazırladığım o sahne gerçekleşecek; El Hazne karşıma çıkacak. 15 yaşlarındayken izlediğim Indiana Jones filminden beynime kazıdığım o bina... Ve The Siq te adımlarken gruba bakıyorum, hepimizin suratında bir şaşkınlık, bir mutluluk ve cevabı merak edilen sayısız sorular sorduğumuzu hissediyorum. Hepimiz yoldaki kalabalık içinde, yanımızdan geçen atlar, at arabaları trafiği eşliğinde en güzel kareyi yakalama derdindeyiz. Zaman nasıl geçti anlamadım, içimdeki o büyük coşku ve heyecan yerini daha sakinliğe bırakmamışken birden karşıma çıktı, işte tam karşımdaydı, El-Khazneh…

El-Khazneh

The Siq geçidinin sonunda birden karşıma çıkan bu muhteşem yapı karşısında dilim tutuldu. İşte karşımdaydı, tüm heybetiyle orada zaman karşı okuyordu. Petra'nın bu muhteşem yapısını binlerce yıl önce bu yolu kullanıp kente girenlerde ilk gördüklerinde benim gibi düşünmüşlerdir, eminim. Şaşkınlık, hayranlık ve gizem…









Meydanda bulunan onlarca farklı coğrafyadan gelen ziyaretçilerin hepsi de aynı duyguları yaşamaktaydı, eminim. Kalabalık bir meydan olmasına rağmen genel bir sessizlik hakimdi. Herkes derin bir şaşkınlık ve hayranlık içinde El-Khazneh'i seyrediyordu. Kırmızı kum taşlarından oluşmuş devasa bir kaya kütlesine yukardan aşağıya oyulmak ve işlenmek vasıtasıyla yüzlerce yıl çalışılarak ortaya çıkarılmış El-Khazneh. Antik dönem Sicilya tarihçisi Diodorus, yazılarında ilk defa bu eserden bahseden antik dönem tarihçisidir. Bu öyle eşsiz ve muhteşem işçiliği ile benzersiz bir eser ki Dünyanın Yeni 7 Harikası Listesinde bulunması tesadüf değil. 39 metre yüksekliğinde, 25 metre genişliğindeki ölçüleri ile bu heybette bu ince işçilik nasıl yaratılmış diye insanın aklını başından almakta.



Nebatiler'in zenginliğinin temsili olan El-Khazneh'nin bu uygarlığın seçkin hazinesini koruyup sakladığı bir kasa olarak inşa edildiği düşünülmekte. Meydanda yerel halktan seyyar satıcılar, eşek ve devesini kiralamak isteyenler, bize rehberlik yapma teklifinde bulunmak isteyenler bizim grubun etrafını sardı bir anda. Rehberimiz Muhammed durumu izah edince birden etrafımız boşaldı. Grup olarak Muhammed'in rehberliği eşliğinde bu muhteşem yapıyı büyük bir hayranlıkla izlemeye ve dinlemeye başladık. Son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar sonucunda El-Khazneh'in altında da buna benzer mezarlar ve henüz tam olarak ismi konulamayan yeni buluntular ortaya çıkmış.



El-Khazneh içine giriş yasak. Ve bu yeni bulunan eserlerin ise üstleri tel kafesler ile kapatılmış durumda. Kazılar gösteriyor ki yerin yaklaşık 4-5 metre altında da büyük bir alana yayılmış tarihi bir yapılanma bulunmakta. Blogger topluluğu olarak bizde o anı ölümsüzleştirmek istedik ve kamera karşısına geçtik.





İçimdeki coşkuyu size burada yazı diliyle anlatmam mümkün değil, duyduğum mutluluğu ve hissettiklerimi… Ve bu coşkuyla Petra'yı adımlamaya devam ettik.

Royal Tombs

El-Khazneh paralelinden yola devam ediyoruz. Tam karşımızdaki dev kayalıkta devasa büyüklükte 5 adet mezar görüyoruz. Royal Tombs olarak adlandırılan bu kraliyet mezarları büyüklükleri, yapılmış oldukları dev kayalık kütlesi itibariyle farklı bir mesaj ve anlam yüklüyor tarih dokusu içinde. Urn Tomb, Silk Tomb, Corinthian Tomb, Palace Tomb, Sextus Florentinus Tomb adındaki bu mezarların hepsi de ayrı ayrı gezilmeyi hak ediyor.











Amfitiyatro

Bir başka örneğini yurdumuzda, Kekova'da bulunan Kaleköy içinde yer alan antik Simena Kalesi içinde gördüğüm, dev bir kaya kütlesinin tek seferde oyularak oturma yerlerinin yapıldığı bir tiyatro burası. M.S. 1.yy'da yapılmış ve 6500-7000 kişilik bir kapasitesi bulunmakta. İçeri giriş yasaktı.





Tiyatronun bulunduğu meydanda ufak tezgahlarda hediyelik eşya satan seyyar satıcılardan hediyelik eşya alabilirsiniz veya Ürdün usulü bol şekerli çay içerek biraz soluklanma yapabilirsiniz.





Colonnaded Street

Tiyatro hizasından yolunuza devam ettiğinizde ise sağında ve solunda antik sütunların geçit verdiği, binlerce yıl öncesinin halkının kullanmış olduğu zemini kum ile kaplı Colonnaded Street'te adımlıyorsunuz.



Yolun sonunda ise sol tarafınızdaki ana meydana çıkan merdivenlerden yukarıya çıktığınızda şehrin ticaret meydanı olarak kullanılan bölüme ulaşıyorsunuz.





Yüzyıllar boyunca doğanın ve insanoğlunun tahribatına rağmen Nebati Uygarlığı'nın yapmış olduğu şehirleşme ve sosyal yaşantının izlerini görebileceğiniz bu alanda uzun uzun şehri gözlemleme imkanınız var. Bende bir sütun dibinde dakikalarca bu muhteşem uygarlığın bize bırakmış olduğu bu eserleri doya doya izledim, içime çektim.

Grup olarak Petra Antik Kenti gezimizi bitirdiğimizde gün yavaş yavaş bitmekteydi. Bizi çıkışta bekleyen minibüsümüze atladık ve konaklamak için otelimize geçtik. Akşamı sabırsızlıkla bekliyordum çünkü Petra Antik Kenti'nin büyüleyici gündüz güzelliği dışında ünlü gecesi olan Petra By Night gecesine katılacaktık.





PEKİ PETRA'DA NEREDE KONAKLAYACAĞIM?

Petra'da uygun fiyatla konaklayabileceğiniz pek çok otel bulunmakta. Bizler Petra Arkeolojik Parkı'nın tam girişinde bulunan Mövenpick Resort'ta konakladık. Otantik yapısı, dekorasyonu, konforu ve yemekleri ile haklı bir şöhret edinmiş olan burayı kesinlikle tavsiye ederim. Bunun dışında taktım sırtçantamı koptum geldim Petra'ya derseniz http://www.booking.com dan uygun fiyatlı hostel ve otellerden yer ayırtabilirsiniz.





PETRA BY NIGHT

Gündüz gözüyle adımladığımız The Siq yolunda, yolun başlangıç noktasından El-Khazneh'e kadar yaklaşık 2000 tane kağıt fenerler içine konulmuş, sağlı ve sollu hizalarda yer alan mumlar düşünün. Bu mumların hafifçe aydınlattığı o 1200 metrelik geçitte gökyüzünde milyonlarca yıldız altında tekrar El-Khazneh'e adımlıyoruz. Yüzlerce ziyaretçi derin bir sessizlik içinde birazdan şahit olacağı o muhteşem ambiyans için yürüyor. İnanılmaz güzellikte bir deneyim bu.



Yolun bitiminde bu sefer aynı El-Khazneh bambaşka bir yüzünü bize gösteriyor, Binlerce mum ışığının aydınlattığı o alanda yerlere serilmiş kilimlere oturuyoruz. Farklı dillerde yapılan sohbetlerin tek konusu birazdan ne ile karşılaşılacağı. Bizde en önde yerimizi alıyoruz. Birazdan bir görevli alanın ortasına geliyor, birden yüzlerce kişi sessizliğe gömülüyor. Görevli İngilizce olarak Petra tarihinden ve ambiyasından bahsediyor. Konuşması bittiğinde ise üflemeli bir çalgıdan çıkan o büyüleyici ve dinlendirici müzik dinletisi başlıyor. Gelen ziyaretçilere ise yine bol şekerli Ürdün çayı ikram ediliyor. Müzik bittikten sonra ise 5 dk kadar gereksiz at ve eşek sesleri veriliyor alana. Bu 5 dk çok gereksiz ve bu büyüleyici ambiansa hiç uymuyor. Ve birden o an geliyor. El-Khazneh üstüne vurulan gül kırmızısı rengi ışığıyla binlerce yıl öncesinin gece ihtişamını yaşatıyor. z





Ve yaklaşık 1 saat süren Petra By Night gecesi sona eriyor. Ziyaretçiler artık fotoğraf çekme telaşı içinde en güzel pozu yakalama derdinde oluyor. Bu kadar güzel bir yapının gece sunumun da çok etkileyici olmasını beklemiştim ama beklentim hiç te umduğum gibi çıkmadı. Daha farklı ve etkileyici bir görsel şov yapılabilirdi. Buna rağmen Petra'nın gece ambiyansını yinede yaşamalısınız diye notumu düşmek isterim.

PETRA BY NIGHT HAKKINDA TÜYOLAR

-Gündüz vakti ziyaret için alınan biletler maalesef gece için geçerli olmuyor. Petra by night için gece bileti almak zorundasınız. Bilet fiyatları ise gündüz biletinin yarı fiyatı kadar.
-Pazartesi, Çarşamba ve Perşembe günleri yapılmakta.
-Akşam çöl havası serin oluyor, yanınızda sizi sıcak tutacak bir giysi almanız sizi rahatlatacaktır. Kısa kollu ile gelenleri de gördüm, o ayrı. -Yerlere serilen kilimlerde maksimum 3 sıra halinde oturuyorsunuz. Yani bu şovda görsel olarak kaçırabileceğiniz bir an yok. Bu yüzden rahat rahat gidip, yer kapma telaşı olur mu diye düşünmeyin. -Alan içinde bir seyyar tuvalet yok. Tek bulunan tuvalet The Siq yolunda ana meydanda bulunan seyyar tuvalet. Bu yüzden fazla sıvı almayın, ne olur ne olmaz neticede. -Fotoğraf çekimi için kesinlikle yanınızda bir tripod olmalı, ben bunun acısını çektim. Uzun pozlama yapılması gerekiyor. Ve hemen alanın girişinde sağ tarafınızda bulunan köşede bir taş kütlesi var, eğer şanslıysanız ve birisi oraya kurulmadıysa tam o noktadan nefis fotoğraf kareleri yakalama imkanınız var.
Yazımın başında da belirtmiştim, hayallerimden birisi de bu muhteşem eseri gündüzü ve gecesi ile yaşamaktı, görmekti. Her bir adımda farklı bir renge bürünen, milyonlarca yıldızın altında size olanca heybetiyle gecenin tarihi büyüsünü yansıtan Petra bana bugüne kadar yaşamadığım bir seyahat deneyimi ve mutluluğu yaşattı. Grup olarak otelimize döndüğümüzde her birimiz bu farklı deneyimden bahsediyorduk. Günün vermiş olduğu yorgunluk ve mutluluk ile odalarımıza çekildiğimizde aklımda ertesi sabah yola çıkacağımız WadiRum gezisi vardı. 2.günümüz de dolu dolu geçmişti, tarif edemeyeceğim bir mutluluk ile uykuya daldım.