Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

ROMA GEZİ REHBERİ

Eğer attığınız her adımda tarih ile iç içe olmak istiyorsanız gideceğiniz tek seyahat noktası Roma olacak. Ben İtalya seyahatimde adımlarken tek istediğim tarih ile iç içe olmak ve Roma dönemini içime solumaktı. Benim gezi notlarım biraz farklıdır. Takipçilerim bilir. Ağırlıklı olarak tarih dokusu vardır. Roma seyahatimde de bu hep ön planda oldu. Evet dondurma da yedim, pizza da yedim ama öyle gurme sitelerinde yazan yerlerde değil, öğrencilerin takıldığı yerlerde. 2 gün boyunca sabahtan akşama kadar doya doya gezdim bu muhteşem şehri. Kısaca, ilk defa yurtdışına çıkacaksan veya sanat ve tarih dolu bir seyahat istiyorsan bana göre ilk başlangıç noktası Roma olmalı.





Roma, İtalya'nın başkenti, aynı zamanda en büyük şehri. Heykelleri, anıtları, çeşmeleri, Roma İmparatorluğu'nun kalıntıları, eski kiliseleri, mimarisi vb. ile dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden birisi. Gelen her ziyaretçi için ona özel bir sunum daima var bu şehirde. Ben 2 gün kaldım ama 2 hafta da kalınır, 2 ayda kalınır. Kısacası Roma daima isteyene istediğini veren bir şehir. Şehir adeta bir açık hava müzesi. Ve en güzeli bu müzede adımlamak bedava. Ve adımlarken Roma sakini martıların rehberliği eşliğinde gezmekte çok güzel bir duygu.Martıları bile sevecen ve korkusuz.







Tarih Tarih Dedin Ama Bize de Bahset Kısaca, Nedir Bu Roma?

Roma'nın adını, kenti kuran iki kardeş olan Romulus ve Romus'tan aldığı söylenmekte. Bir efsaneye göre, Alba Longa'nın hükümdarı olan Nimutor'un kardeşi Amulius, ağabeyini devirir, yönetimi ele geçirir ve Nimutor'un kızı Rea Silvia'nın iktidara talip olabilecek erkek çocuğu olmaması için onu Vesta'ya rahibe olarak sürgün gönderir. Ancak, Rea Silvia ikiz çocuk sahibi olur. Silvia'nın Romulus ve Romus adında iki çocuğu olduğunu haber alan Amulius, çocukları Roma'nın içinden geçen Tiber nehrine, annelerinin ise hapse atılması emrini verir.



Çocukları taşıyan sepet, nehrin kıyıya yakın bir yerinde devrilir, çocuklar çamurun üzerinde kalır. Dişi bir kurt çocukları mağarasına götürür, onları kendi sütüyle besler. Bu nedenle Roma'nın sembolü olarak şehrin hemen her yerinde iki küçük çocuğa süt emziren dişi kurdu temsil eden heykellere rastlamak mümkün.



İkizler, iktidardan uzaklaştırılmış olan büyükbabalarının çobanları ile kavga etmeleri üzerine mahkemeye çıkarılır. Büyükbabaları, anlatılanlardan ve çocukların tavırlarından bunların, torunları olduğunu anlar. İkizler, büyükbabaları ve annelerine Amulius'un yaptığı kötülükleri öğrenir ve öc almaya karar verirler. Alba Longa sarayını basar, Amulius'u devirir ve iktidarı büyükbabalarına iade ederler.



Romulus ve Romus, ödül olarak nehire bırakıldıkları bölgede kendi şehirlerini kurma iznini alırlar. Ancak kente verilecek isim konusunda ikizler arasında kavga başlar, Romulus ve adamları kavgadan galip çıkar. Romulus, kenti inşa etmeye koyulur. Romus, kardeşini küçümser ve çabasıyla alay etmek için kentin etrafındaki surun üzerinden atlar. Her kentin duvarının kutsal sayıldığı bu dönemde Romus'un bu hareketi Romulus'u öfkelendirir ve kardeşini öldürür. Kente de kendi adını verir. Bir diğer efsaneye göre de Romulus'un büyükbabası olan Alba Longa kralı, Tanrılardan aldığı emirle yeni bir şehir kurmak üzere Anadolu'dan yola çıkarak Nemi yakınlarındaki Lanuvio'yu kuran Truvalı Aeneas'ın soyundan gelmektedir. Anılan efsaneden esinlenerek Nemi ile Çanakkale'ye bağlı İntepe Belediyesi arasında Mayıs 2003'de kardeş şehir ilişkisi kurulmuş. 395 yılında kavimler göçünün etkisi, iç ve dış savaşlar nedeniyle Roma İmparatorluğu; Batı ve Doğu olarak ikiye ayrılmış. 476 yılında önce Batı Roma, 1453 yılında ise Doğu Roma (16. yüzyıldan itibaren Bizans olarak adlandırılmış) yıkılmış. 1861 yılında İtalya Krallığı kurulmuş ve Roma başkent olmuş. 1946 yılında ise krallıktan cumhuriyete geçilmiş.

Kaç Gün Kalınır – Nerede Kalınır?

Dedim ya, ben 2 gün kaldım. Daha sonra ikinci gidişimde 5 gün kaldım. Roma sizin isteğinize en güzel karşılığı veren şehir bana göre. Aslında burada önemli olan konu tur ile mi gezeceksin yoksa benim gibi sırtında çanta doya doya vakit sınırı olmadan şehrin sokaklarında mı adımlayacaksın. Kısaca hangi türlü olursa olsun her durumda Roma istediğini verecek sana. Şehirde pek çok otel ve hostel bulunmakta.



Booking.com üzerinden bir çok seçeneğe ulaşabilirsin. Genelde tercih edilen nokta Roma'nın gezi güzergahlarının tam ortasında bulunan Termini İstasyonuna yakın bölgelerden seçenekleri seçmek. Benim kaldığım hostel Termini istasyonuna 10 dk yürüme mesafesindeydi. Çok ta memnun kaldım. Tabi sabah çıkıp akşam döndüm, sıcak duş aldım, interneti yeterliydi. Benim için kıstas bunlar.

Discovery Hostel
Via Principe Amedeo, 331/A
Tel: 0039 0644702090

Yiyelim, İçelim

Roma'nın her noktasında çeşmeler bulunmakta. Doldurun pet şişenizi bu çeşmelerden, kana kana suyunuzu için. Carrefour ve diğer marketlerde satılan şaraplar ki şişe fiyatı 3-6 euro arasında değişiyor, nefis güzel. Ben her gün marketten bu kırmızı şaraplardan aldım, 3 euro verdim şişesine, Colosseum manzarasında, Termini parklarında mis gibi tadını çıkardım. Tabi paranız varsa turistik yerlerde bulunan restoranlarda yemek yanında şarabınızı içersiniz. Pizza ve makarna yiyin diye yazmak isterdim ama yediğim makarna sonucunda vardığım karar ben evde daha güzel makarna yapıyorum. Pizza konusunda pek uzmanlığım yok. İki dilim falan yedim, ince hamuru vardı. Ama bumu ya çok övdükleri pizza dedim kendime. Ama dedim ya, belki de ben yemek konusunda gurme sayılmam. Her giden aman aman pizza ve makarna nefis der ama bana hiçte öyle gelmedi. Pizza fiyatları ortalama 8 – 20 Euro arasında değişmekte. Dilim pizzalar ise 1 – 3 Euro arası.

Ama dondurma konusunda bu adamlar dünyaca ünlü. Fiyatları 2 – 4 euro arasında değişmekte. Ben marketten 1 euro'ya dilim peynir, 2 euro'ya alman ekmeği aldım, kendime hostelde 5 dilim sandviç yaptım, mis gibi Roma sokaklarında öyle gezdim. Ucuz gezme mantığı.

Havalimanından Şehir Merkezine Ulaşım

Roma'da 2 adet havaalanı bulunmakta, bunlar Fiumıcıno veya diğer adı Leonardo da Vinci ve Ciampino Havaalanı. Bunlardan ilki olan Fiumicino Havaalanı şehir merkezine 26 km uzaklıkta ve merkez havaalanı konumunda. Ciampino ise şehir merkezine 20 km uzaklıkta. Ben her ikisini de kullandım. Fas'tan kalkan uçağım Ciampino Havaalanına inmişti. Roma'dan ayrılırken de uçağım Fıumicino Havaalanından kalktı. Taksi, tren, metro her türlü seçenek mevcut şehir merkezine ulaşmak için. Taksi son seçeneğimiz tabi. 7 – 14 euro arasında tren ve metro bilet fiyatları var. Burada uzun uzun metro durakları bu hatta, bu hatta tren durakları var falan diye uzun uzun yazmayacağım çünkü zaten her yerde tabelalar var ama tek bir şey yazacağım, onu yapın yeter;
Terravision Bus (vb otobüsler): Pasaport kontrolden sonra tam çıkışların olduğu yerde yan yana gişeler göreceksin, 3 – 4 tane yan yana. Zaten hepsinin önü kalabalık, turistler falan var. Bu gişelerden biletini al, hepsinin fiyatı aynı; 4 euro. Çıkışta peronları göreceksin, orada otobüse bin ve son durak olan Termini İstasyonunda in. Tekrar dönüşte hangi havaalanına gitmen gerekiyorsa aynı şekilde Termini istasyonuna gel ve dönüş yolunda da bu otobüsleri kullan. Çok rahat, hızlı ve ucuz.



Şehiriçi Ulaşım

Roma'da şehiriçi ulaşım otobüs, tramvay, troleybüs ve metro ile sağlanıyor. Metro duraklarından veya otobüs durakları önünden bilet alabilirsin. Bilet fiyatları tek yön 1.50 Euro (100 dakika içerisinde birden fazla kullanım hakkı var.) Günlük bilet 6 Euro (gece 12'de biter), 2 günlük 12.50, 3 günlük 16.50 Euro, haftalık biletse 24 Euro. Şimdi tüm bu yazdıklarımı unutun, ÇÜNKÜ ŞEHRİ YÜRÜYEREK GEZİN. Roma'da kaldığım günler boyunca hiç ulaşım aracı kullanmadım. Vatikan'a dahi yürüyerek gittim ki 45 dk falan sürdü. Roma'da sokaklarda kaybolun, tarihin içinde kaybolun, zaten ufak bir şehir ve doya doya gezin. Her köşesinde farklı bir doku var. Aklıma gelmişken, bir de Roma Pass denilen bir kart var. Tıpkı Norveç seyahatimde gördüğüm Oslo Pass gibi. Seyahat bloglarında herkes aman aman kesinlikle alın falan diyor ya, hah işte bende ALMASANIZ DA OLUR DİYORUM. Peki bu Roma Pass ne ve neden almasanız da olur diyorum yazayım. Tabi bu benim şahsi fikrim. Belki bacağından rahatsız olanlar vardır, yürümeyi sevmeyenler vardır, beklemeyi sevmeyenler vardır, o zaman işinize yarayacak olan bir kart. Ama örneğin ben nereye seyahat ettiysem sabah erkenden kalkar, açılış saatinden yarım saat önce gişe önüne gelir ve kuyruk başlangıcı olurum. Böylece gişe açıldığında ilk bilet alanlardan olur doya doya gezer ve kuyruk sırası beklemem. Basit bir örnek işte.

Roma Pass

Turistler için hazırlanan bir paket bu. 2 ve 3 günlük olmak üzere iki çeşit. 2 günlük olanı 28 euro, 3 günlük olanı 36 euro. Aşağıdaki linkten bakabilirsin. 3 günlük olanı 2 müze, 2 günlük olanı 1 müze bedava giriş hakkı veriyor. Zaten Roma Açıkhava müzesi ve çoğunu bedava gezebilirsin. Ulaşım bedava bu kartlarla. Ben sadece yürüyorum ve nefis kareler yakalıyorum, bazen hiç ummadığın bir ara sokakta nefis bir eser, cafe veya ortam ile karşılaşma imkanın oluyor. Ben hiç kullanmadım, kullanmak için en ufak bir ihtiyaç hissetmedim.

http://www.romapass.it/p.aspx?l=en&tid=2

Roma'da Gezilecek Yerler

Roma gezilecek yerler bakımından oldukça zengin bir şehir. Adım başı bir tarihi eser ve tarih dokusu var. Zaten gezi noktalarının hepsi neredeyse aynı güzergah üzerinde. Bundan dolayı bir tane şehir haritası aldığında aşağıdaki noktaların birbirine ne kadar yakın olduğunu göreceksin.

Collesium (Kolezyum / Colosseo)

Roma'nın simgesi, dünyanın 7 yeni harikasından biri ve dünyanın en büyük amfitiyatrosu. Colosseum'un bulunduğu yerde önceden İmparator Neron'un sarayı vardı. Ama onun bu gösterişli sarayı savurganlığı halkın isyanına neden oldu. Roma, Neron'un ölümünden sonra kanlı savaşlar yaşadı ve saray da yakıldı. Arkasından gelen imparator Vespasion, Colosseum'u işte sarayın bulunduğu alana inşa ettirdi. İnşaat 10 yıldan fazla sürdü. Vespasion'un oğlu Titus burayı M.S 80 yılında tamamladı. 100 gün ve gece süren açılış oyunlarında 5 bin hayvan ve yüzlerce insan kurban edildi. Colosseum'un mimarı bilinmiyor. Zira bir iddiaya göre Titus, kendisinden sonra bir daha böyle ihtişamlı bir yapı yapmasın diye mimarı hayvanlara yem olarak vermişti!





50 bin kişilik, 80 kapılı bu devasa arenanın iç koridorları, içerideki insanların birkaç dakikada tahliye edilmesine olanak verecek şekilde tasarlanmış. Oturma düzeni toplumsal sınıflara göre ayarlanmış. Elbette ki en önler, soylular için, en arkalar da köleler için ayrılmış. Ancak köleler, gösteriler başlamadan önce soyluların yerlerine bir süre oturarak taşları ısıtırlardı! Roma mimarisinin en iyi örneklerinden birisi olan bu yapıdaki, dor, ion ve korint sütunlar birçok Rönesans mimarına ilham vermiş. Bugün yapıdaki gözle görünebilir boşluklar ise demir boşluklarıydı. Demirin pahalı olduğu dönemde, Romalılar yapıdaki bu demirleri söküp, eriterek silah yaparlarmış.



Kullanıldığı 300 yıl boyunca 300 bin kişinin can verdiği bu arenada, günümüzde dünyanın herhangi bir yerinde idam cezası kalktığında ışıklar 1 hafta gece gündüz açık bırakılıyor. Yani antik Roma'da ölümü temsil eden yapı, günümüz İtalya'sında ölüm cezasına muhalefetin simgesi.

Giriş ücreti 12 euro. Kesinlikle içeri girip gezmelisin. Yaklaşık 2 – 3 saat sürecektir bu muhteşem eseri gezmen.







Tavsiyem sabahın ilk saatleri ile yola düşmeniz. Burası Roma gezi noktasının başlangıcı olduğu için çok kalabalıktır. Kolezyum içine girip 1.katına çıktığında ise o dönemde gladyatörlerin arenada kapıştığı kaplan, boğa gibi hayvanların bulunmuş kemikleri, Kolezyum'un o dönemde nasıl göründüğünü anlatan tablo ve imparator büstlerini zaten görmeden dönme.









Arch of Constantine



Okunuşu ve bizdeki söylenişi ile Konstantin Tak'ı M.S 312 yılında Milvian Köprüsü Savaşını kazanan Büyük Konstantin'in onuruna Roma senatosu tarafından M.S 315 yılında yaptırılan eser. Kolezyum'un hemen yanında.



Takı üzerinde bulunan işleme ve kabartmalar bugüne kadar korunmuş en nadide eserler arasında yer almakta.







Roman Forum (Roma Forumu / Foro Romano)

Roma Forumu antik Roma'nın geliştiği merkez bölgesidir. Ticaret, iş, fahişelik, ibadet ve adaletin yönetimi burada gerçekleşmekteydi. Burası toplumsal ocağın olduğu yerdi.



8. yüzyılda Almanya'da adı bilinmeyen bir gezginin anlatışına göre Forum o devirde zaten parçalanmaya başlamış. Orta Çağlar boyunca, Forum Romanum'ın anısının devam etmesine rağmen, anıtları genellikle yıkıntılar altında gömülmüş bulunuyordu.





Forum bayağı geniş bir bölgede yer almakta. Burayı hakkını vererek gezmek istersen en az 1 saat ayırmalısın. Kolezyum için aldığın bilet burada da geçerli.







Panteon

Panteon  Yunanca  "tüm tanrıların tapınağı" anlamına gelmekte. İlk olarak Antik Roma'nın tüm tanrıları için tapınak olarak inşa edilmiş bir yapıdır. Panteon kavramı bugün içinde meşhur kimselerin gömülü olduğu anıtlar için kullanılmakta. Tüm Roma yapıları içinde en iyi korunmuş olanı ve muhtemelen de dünyada döneminin en iyi korunmuş binasıdır. Tarih boyunca hep kullanılmıştır. Bu tarihsel yapı M.S 7.yüzyıldan bu yana kilise olarak kullanılan en eski beton kubbeli binadır. Tepesinde daire biçiminde boşluk vardır. İlk başta içerisinde pagan tanrı heykelleri varken, kilise tarafından bu heykeller yok edilmiş, Pantheon da bir katolik kilisesi haline getirilmiştir. Bu kubbenin çapı 43 metredir. Ve buna rağmen içine yağmur girmez. Bu kadar geniş çaplı bir kubbenin betondan yapılması da o günün teknolojisiyle hala bir soru işareti olarak durmakta. Kilisenin içerisinde  İtalya'nın kurucusu Viktor Emanuel II'nin mezarı bulunmakta.





Piazza Venezia

Roma şehrinin tam merkezi bu meydan işte. Şehrin tüm caddeleri bu meydanla kesişmekte. Meydanın tam karşısında bulunan parkta kısa bir soluklanma molası verin. Şehrin temposunu izleyin.





Capitoline Hill

Kapitol Tepesi, Roma'da bulunan 7 tepeden en yüksek olanı. Dahi sanatçı Michelangelo tarafından 16. yüzyılda tasarlanmış. Meydan müzeler ile çevrili ve meydanda bulunan heykeller nefes kesici.









Trevi Fountain (Üçyol Çeşmesi / Fontana di Trevi)

Aşk Çeşmesi dersem tam mesajı vermiş olurum herhalde. Dünyanın en ünlü çeşmesine hoş geldiniz. Roma'nın en önemli 3 caddesi tam bu noktada kesişmekte. Bundan dolayı İtalyanca'da "üç yol" olan "tre vie" kelimelerinden ismini almış. Aşk çeşmesi ne alaka bende bilmiyorum. Aşk meşk hikaye yani. Ortama biraz romantizm sosu katılmış gibi bu hikayede. Benim ziyaret ettiğim tarihte çeşme tadilattaydı. Yine içine girip fotoğraflama imkanı vardı ama suyun olduğu bölüm kapalıydı ve para atma izni vermiyorlardı. Para atma deyince aklıma geldi, bu paranın havuza bir atılma jargonu var, şöyle ki;
Sırtını çeşmeye döneceksin, sağ eline 3 tane madeni para alacaksın. Sırasıyla paraları sol omzun üzerinden atacaksın. Attığın ilk paradan itibaren birincisi Roma'ya tekrar gelebilmek için, ikincisi içinden ne dilediysen gerçekleşsin, üçüncüsü Roma'lı bir kadınla evlenmek için atılmakta.





Spanish Steps (İspanyol Merdivenleri)

İspanyol merdivenleri bana göre tam bir pazarlama harikası. Yüzyıllar boyunca aslında en ufak bir tarihsel önemi olmayan, hatta İstanbul'da herhangi bir alanda bulunan sıralı merdivenlerden en ufak bir farkı olmayan bu merdivenler çok profesyonel şekilde pazarlanmış ve tanıtılmış. 1723 – 1726 yılları arasında yapılan ve toplamda 138 basamaktan oluşan merdivenlerin yapılış amacı ise Trinita dei Monti Kilisesine çıkmak. Hemen üst kısmında bulunan İspanyol elçiliği ve meydanından dolayı bu ismi almış. Merdivenlerin hemen karşısında ise lüks İtalyan markalarına ait mağazaların sağlı sollu sıralandığı Condotti Caddesi (Via Condotti) bulunuyor. Bu caddelerde yer alan mağazalarda satılan ürünlerin fiyatı dudak uçurtan cinsten. Sabahtan akşama kadar gezip sonrasında bu merdivenlerde ve önünde yer alan havuz başında ziyaretçiler dinlendiği için özellikle akşam saatleri meydan ve merdivenler çok kalabalık olmakta.









National Monument to Victor Emmanuel II / Vittorio Emanuele II Abidesi

Piazza Venezia meydanını anlatırken koymuş olduğum fotoğrafta yer alan bina bu bina işte. 1861 yılında İtalya'yı birleştiren kişi II. Vittorio Emanuele adına yapılmış. Binanın yan tarafında bulunan asansör ile binanın tepesine çıkıp çatıdan tüm Roma'yı panoramik olarak seyredebilirsin. Bilet ücreti 8 euro.





1885'te yapılan anıt 135 metre genişliğinde, tepesindeki heykellerle birlikte 81 metre yüksekliğinde. Yapının orta kısmındaki Meçhul Asker Anıtı'ndaysa askerler devamlı nöbet tutuyor, hiç sönmeyen bir ateş yanıyor.





Abide beyaz, saf mermerden yapılmış olup görkemli merdivenlere ve heykellere sahip. Uzun korint sütunları, at üstündeki Vittorio Emanuele heykeli, sağ ve sol üst köşelerde yer alan tanrıça Viktorya'nın üstünde olduğu dört at heykeli ile görülesi bir yapı.



Castel Sant'Angelo

Castel Sant'angelo, İmparator Hadrian için MS 130 – 139 yılları arasında inşa edişmiş bir kale. Zamanında papanın evi olarak da görev yapmış. Tarihsel süreç boyunca bizim tarihimiz ile de alakalı olmuş. Fatih Sultan Mehmet Han'ın oğlu Cem Sultan bu kalede hapishane hayatı sürdü.



Herhangi bir tehlikeli durumda kullanılmak üzere bu kale ile Vatikan arasında bir gizli alt geçit hala burada bulunmakta. Orta çağda şehrin kuzey girişini korumak için kaleye dönüştürülmüş.



İmparator Hadrian tarafından mezarı olması planlanarak yaptırılmış ve uzun bir süre boyunca da imparator ailelerinin mezarı olarak kullanılmış. Neden Kutsal Melek Kalesi deniliyor onu da anlatayım, hikaye antik roma döneminde ortaya çıkıyor. Şehir veba salgınından kırılmış vaziyette. Papa tanrıya yalvarıyor, bu veba salgını bitsin diye. O sırada gökten bir melek iniyor ve duasının kabul olduğunu belirtiyor. O zamandan bu zamana kalenin etrafı melek heykelleri ile dolu. Giriş ücreti 8 euro.



Ponte Sant Angelo (Bridge of Hadrian)

Castel Sant Angelo'nun hemen önünde Bridge of Hadrian yani Hadrian Köprüsü adında bir de köprü bulunur. Hadrian Köprüsü Roma'da bulunan en güzel köprüler arasında yer alır. Aynı zamanda bu köprü Roma içinde araç trafiğine kapalı tek köprüdür. Köprünün yan yüzeyleri travertendir. Yedi taş kemerli ve 18 metre yüksekliğinde olan bu köprü her 7 metrede bir iskeleler ise desteklidir.





Köprü üzerinde adımlarken köprü korkuluklarında yüzlerce asma kilit göreceksiniz. Çok eski zamanlardan kalma aşk ifadesinin sembole dökülmüş hali. Aşıklar aşklarının sonsuz olmasını dileyerek asma kilitleri köprüde korkuluklara kilitliyorlar.







Ve gezi rehberinin sonuna geldik, Tiran Denizi kıyısında M.Ö 753'te kurulan Roma, 2 bin 700 yıllık tarihe sahip 2,8 milyon nüfuslu başkenti yılda yaklaşık 7 milyon turist ziyaret ediyor. Okuduklarınızdan sonra siz ne dersiniz?



Ve son olarak; Her yol Roma'ya çıkar… İyi seyahatler…