Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

SELANİK GEZİ NOTLARI

Selanik ülkemize sınır komşusu olma özelliğinden dolayı hafta sonları bile gezilebilecek bir şehir. Aynı zamanda Yunanistan'ın ikinci en büyük kenti. Atina tarih dokusu ile ön plandayken festivaller, hareketli yaşam tarzı ve sanat etkinlikleri sayesinde Selanik Yunanistan'ın kültürel başkenti.



SELANİK ADI NEREDEN GELMEKTE PEKİ…

Selanik şehrinin adı Yunanca Thessalos ve Niki kelimelerinin birleşiminden gelmekte. Anlamı ise Thessalian Zaferi. Adını Makedon prenses aynı zamanda Büyük İskender'in kız kardeşi Thessalonike 'den almakta.



Kral Filip kızının thesally'de alınan büyük zafer günü doğması üzerine kızının Thesallonike olarak yani Thesallonian Zaferi olarak adlandırılmasını buyurmuş. Genelde hep okuruz, yazarız ama bu ismin nereden geldiğini pek merak etmeyiz. Ben de Selanik gezimde öğrendim bu ismin hikayesini.

SELANİK'E ULAŞIM NASIL OLACAK?

İstanbul Esenler Otogarından Alpar Turizm, Ulusoy, Metro ve Derya Turizm firmalarının otobüs seferleri bulunmakta. Genelde akşam 21.00 saatinde hareket ediyorlar. Bazı zamanlarda yapmış oldukları indirimli bilet fiyatları ile gerçekten takip edilesi firmalar. Yolculuk yaklaşık 10-12 saat sürmekte. Yunanistan Avrupa birliği'ne üye olduğundan seyahat etmeden önce geçerli bir Schengen vizeniz olmalı. Ben Meteora'yı gezdikten sonra Kalabaka tren istasyonundan Selanik biletimi aldım. Öğrenci ücreti 18,80 euro. Selanik'e buradan giderken tıpkı Atina'dan nasıl geldiysem aynı şekilde Paliofarsalos istasyonunda aktarma yapmak gerekiyor. Aktarma istasyonunda yaklaşık 1 saat bekledikten sonra Selanik treni geliyor ve Selanik'te merkez tren istasyonunda iniyorsun. Saat 17,32'de Kalabaka'dan kalkan trenim aktarma dahil saat 23,15'de Selanik'e geldi.

SELANİK HAVAALANINDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL GİDİLİR?

Selanik havaalanı şehrin yaklaşık 45 dk uzaklığında kurulmuş, ufacık ama sistemli bir havaalanı. Havaalanı gelişinde ve gidişinde 78 numaralı belediye otobüsünü kullanacaksın. Selanik içinde Beyaz Kule'nin hemen karşısındaki cadde üzerinde belediye otobüs durağını göreceksin. 78 nolu otobüsler oradan geçmekte. Yalnız otobüs çok kalabalık olmakta. Bavullar, sırtçantaları, durak sayısının fazla olması. Bundan dolayı uçuş saatinden 2 saat önce havaalanında olacak şekilde yola çık. Havaalanında free wifi var, orada zaman geçirebilirsin. Otobüslerin numaralarını ve geliş saatlerini her durakta olan elektronik tabelalar sayesinde takip edebilirsin.



SELANİK İÇİNDE ULAŞIM NASIL?

Selanik'te metro bulunmamakta. Zaten Selanik ufak bir şehir ve yürüyerek çok rahat gezebilirsin. Ben yürüyerek rahat rahat dolaştım. Yok yürüme bana ters dersen otobüs tabi ki var. Bilet fiyatı ise öğrenci 0,60 euro, tam bilet ücreti ise 0,80 euro. Bu ücret sadece tek yön gidiş için. Birde 24 saat boyunca kullanabileceğiniz biletler var, ücreti 4 euro. 24 saat boyunca tüm belediye otobüslerinde kullanabilirsin. Durakların etrafında bulunan gişelerde satılmaktalar. Otobüslerin içinde de bilet makinaları var. İsterseniz bu makinalardan da bilet alabilirsin. Bir de aldığın bileti bu makinalara okutman lazım. Eğer herhangi bir kontrol sırasında biletsiz veya aldığınız bileti makinaya okutmadan yakalanırsan bilet ücretinin 70 katı tutarında ceza ödemek zorunda kalacaksın, söylemedi deme.

ŞEHİR MERKEZİNDEN OTOBÜS TERMİNALİNE NASIL GİDİLİR?

Selanik merkez otobüs terminalinin adı KTEL MACEDONIA olarak geçmekte. Zaten şehir ufak olduğundan şehri gezerken kıyı şeridinde karşında göreceksin. Ama yürümek istemezsen 8, 12, 31 nolu belediye otobüslerini kullanabilirsin. Tam merkez otobüs terminalinin önünde ineceksin.

ŞEHİR MERKEZİNDEN TREN İSTASYONUNA NASIL GİDİLİR?

Yine aynı şekilde 2, 3, 10, 14 nolu belediye otobüsleri ile merkez tren istasyonu önünde inebilirsin.

YUNANİSTAN VİZE İSTİYOR MU?

Yukarda da yazmıştım. Maalesef istiyor. Geçerli bir schengen vizeniz varsa seyahat edebilirsiniz. Schengen vizesi hakkında detaylı yazımı bu linkten okuyabilirsin.

http://www.erdemgurses.com/shengen_vizesi_basvuru.html

NEREDE KONAKLANIR?

Selanik'te bir çok konaklama imkanı bulunmakta. Bütçenize ve zevkinize göre hostel, hotel, pansiyon bulabilirsiniz. En güzeli booking.com üzerinden bakmak.

http://www.booking.com/index.tr.html

Bir çok arkadaşımın kalmasından dolayı ortamlarını çok beğendiğim, kafa dengi ve çok eğlenceli iki mekan tavsiye edeceğim size, önceden rezervasyon yaptırmayı unutmayın.

http://www.rentrooms-thessaloniki.com/

http://www.littlebighouse.gr/

SELANİK GEZİ REHBERİ

Selanik gezimize başlamadan önce şöyle bir ağzımızı tatlandıralım, tatlının dibine vuralım. Kolay değil, bu şirin şehrin sokaklarında adımlayacağız, enerjiye ihtiyacımız olacak. Bu aşağıda gördüğünüz güzelliğin adıChoco Kebab. İlk defa Selanik sokaklarında rastladım kendisine. Ölü dirilten, deli koşturan, beyin yakan, nara attıran vs ne derseniz deyin adına ama tam bir tatlı bombası bu. Bir çok cadde de yer alan dükkanlarda tıpkı döner gibi bir şişe sarılmış vaziyette beyaz ve siyah çikolatadan oluşmuş bu güzelliği göreceksiniz. Bu dükkanlarda çeşit çeşit soslar, tatlılar, çikolatalar var.



Bu çikolatayı elektrikli testere veya tıpkı döner keser gibi bıçakla kesip bir elektrikli saç üzerinde waffle hamurundan hazırladıkları tatlı bir lavaşın içine koyuyorlar.



Sonra bu lavaşın içine sizin istediğiniz sosları, nutella, badem, ceviz, kaymak vs ne varsa istediğiniz onlardan koyuyor ve bir lavaş yapıyor. Porsiyon olarak büyük, ilk ısırıkta şeker komasına girebilirsiniz. Zaten hepsini yiyip bitirmek zor, mideye çok sıkıntı vermekte. Zaten vücuda o kadar tatlı yüklüyorsunuz ki beyin error veriyor.





Bu güzelliğin fiyatı 3 euro. Bir defa yedim, sonraki günlerde pek yemedim. Yedikten sonra rahat bir 500 gram şeker yüklemiş olursunuz vücuda. Ama tadı nefis, muazzam.



Choco Kebabı yedikten sonra aldığımız enerjiyi atmaya başlayalım. Dedim ya, Selanik ufak bir şehir ve yürüyerek keyifle gezebilirsiniz.

HAGIA SOFIA KİLİSESİ

İlk gördüğünüzde ya ben bu kiliseyi sanki daha önce bir yerlerde gördüm diye düşüneceğiniz Hagia Sofia Kilisesi adı üstünde Ayasofya Kilisesi. 7.yüzyıl sonu – 8.yüzyıl başında büyük bir 5.yüzyıl Erken Bizans Dönemi Bazilikası yerine inşa edilmiş.



Istanbul'daki Ayasofya'nın taklidi, haç şeklinde, geçişli kubbenin tipik bir örneği. 9.yüzyılda, kubbede tasvir edilen Hz.İsa'nın göğe yükselişi sahnesi ve Bakire Meryem'in kucağında bebek İsa'yla birlikte gök kubbede tahta oturuşunun tasvir edildiği betimleme büyük ikonoklazm dönemi haç ile kaplıdır. Bu resimleri ve betimlemeleri Ayasofya içinde birebir aynısını görmüşsünüzdür zaten.





Kiliseye giriş ücretsiz. Çok kalabalık oluyor. Ayasofya taklidi nasıl yapılmış diye bir göreyim derseniz gezebilirsiniz.



LOGGOU MANSION

Kiliseden çıkıp tam karşıya baktığında göreceğin kırmızı bina Loggou Mansion. 1926 yılında inşa edilen bina kırmızı renkleriyle dikkat çekici. Şu anda otel olarak kullanılmakta.



ARİSTOTELES MEYDANI

Aristoteles Meydanı kordon hattında yer alan bir meydan. Her daim kalabalık, her daim canlı, her zaman gidilesi ve nefeslenebilecek bir meydan. 5 Ağustos 1917 yılında, Selanik şehrinde büyük bir yangın meydana gelmiş. Yangın 32 saat içerisinde 1.000.000 m²' lik bir alanda 9.500 evi tahrip etmiş ve 70.000 insanı evsiz bırakmış. İşte bu yangın sonrası yeniden yapılanmada Selanik'in ana meydanlarından biri olarak tasarlanmış. Şehrin kalbi diyebiliriz. Aristoteles yolunun başlangıcında olduğundan meydan bu isimle anılmakta.



Meydanın sembolü olan iki yapı, "Olympion" ve "Electra Palace Otel" sırasıyla, 50'li ve 60'lı yıllarda inşa edilirken, Aristoteles Meydanı son halini 1960 yılında almış.



Günümüzde Aristoteles Meydanı'nda onlarca dükkan, banka, kuyumcu, birçok otel ve kafe bar bulunmakta.

WHITE TOWER-BEYAZ KULE

Selanik'in sembolü. Tüm halkın buluşma noktası.



Beyaz Kule ilk olarak tarih sahnesinde 12. yüzyılda yazılmış belgelerde adı geçmekte. O dönemde Bizans imparatorluğuna ait olan kule, 1530 yılında yıkılarak Mimar Sinan (kesin bilgi değil) tarafından tekrar yaptırılıyor. Osmanlılar bu kuleyi azılı suçluları hapsetmek ve idam etmek için kullanmış.



Kulenin adı bir çok defa değiştirilmiş. 1826 yılında burada bir yeniçeri katliamı yapıldığı için adı "kanlı kule" olarak anılmaya başlanmış. Selanik Yunanistan'a bağlandıktan sonra 1912 yılında bu kuleye sembolik bir vaftiz işlemi uygulanarak beyaza boyanmış. Fakat zamanla bu beyaz boya etkisini kaybederek ilk görünümüne dönmeye başlamış. İçeriye giriş 5 euro. Kulenin tepesine çıkıp Kordon hattını izleyebilirsiniz.

OTE TOWER

Selanik şehrinin telekomünikasyon ağı için inşa edilen bu kule 76 metre uzunluğunda. 1966 yılında yapılmış.



1966 yılından 2005 yılına kadar bu işlevini sürdürmüş. 2005 yılında komple yenilenmiş bina bizim Ankara'da olan Atakule gibi tüm Selanik'i 360 derece izleyebileceğiniz dönen bir restaurant kompleksi olmuş. Beyaz Kule'den dümdüz devam ettiğinizde Selanik Arkeoloji Müzesi'nin hemen karşısında bulunuyor. Yunanistan'ın posta pullarına konu olmuş güzel manzaralı bir uğrak yeri.







SELANİK YENİ SAHİL HATTI-NEA PARALIA

Selanik Yeni Sahili (Nea Paralia); Konser Salonu'ndan limana 5 km uzunluk ile birleştirilmiş olan park bölgelerinden oluşan bir sahildir. Özellikle hafif esen rüzgar eşliğinde yaz mevsiminde gündüz gece yürüyüş yapmak çok zevkli bu sahil hattı boyunca. Toplamda 7 park bulunmakta. Sahil boyunca bisiklet kiralama noktaları bulunmakta, buralardan kiralayabileceğin bisikletle sahil turu yapabilirsin. Bisiklet kiralama ücreti 3 euro.



Sahil hattında yer alan Büyük İskender alanında ise pek çok kahve içimlik nokta bulunmakta.







KAMARA-GALERIUS ZAFER KEMERİ

Selanik seyahati yapıldığında ilk görülecek noktalardan biri olan bu kemer genelde öğrencilerin buluşma noktası. M.S. 305 yılında Roma imparatorunun gücüne vurgu yapmak amacıyla inşa edilen kemerin halk arasındaki adı Kamara. Etrafında bulunan cafe, restaurantlardan dolayı şehrin cazibe merkezi olan noktalarından biri.



Kemerin ana sütun ve ayaklarında bir çok savaş sahnesi ve konsey toplantılarının betimlendiği işlemeler göreceksiniz. Bu işlemeler Galerius'un Nerseh'e karşı zaferini anlatmakta.





Peki kim bu Galerius? Kim bu Nerseh? Hikayelerini bilirseniz daha alıcı gözle bu nefis işlemeleri okuyabilirsiniz. Dalalım tarih sahnesine ve Romalılar zamanına yumuşak bir iniş yapalım. Romalılar, M.S. 3.yüzyılın son çeyreği süresince en tehlikeli düşmanlardan biri olan İranlılarla savaşmak zorunda kaldı. M.S. 287 yılında Diocletianus, Mezopotamya'ya hakim oldu ve kölesi Tiridates'e Ermeni Krallığı'nı bırakarak huzur dönemini sona erdirdi. Dokuz yıl sonra, M.S. 296 yılında, İran Kralı Nerseh savaş ilan etti, Mezopotamya ve Ermenistan'ı aldı ve Tiridates'i dışarı sürdü. Diocletianus ile görüşmesi sonrasında o dönemde Antakya'da olan Galerius, Nerseh'e karşı koymaya çalıştı ancak Harran ve Callicum'da yenilgiye uğradı. M.S. 297 yılında yeniden saldırdı ve Nerseh'i yenmeyi başardı. Böylece Nerseh'in ailesi ve hazineleri de Galerius'un eline geçmiş oldu. Sonrasında Galerius, Diocletianus ile görüşerek Nerseh ile Mezopotamya, Nusaybin şehrinde yeni bir huzur ortamının oluşturulması için anlaştı. İşte kemerin ana sütunlarında gördüğün işlemeler Galerius'un ordusuyla İran topraklarına doğru hareket rotası, savaş meydanı ve askeri stratejisi.





HORTACI SÜLEYMAN EFENDİ CAMİİ

Osmanlı döneminde Selanik şehri sınırları içinde yapılan onlarca cami ve minaresinden günümüze sadece tek bir tanesi kalmış. Günümüzde yıktırılmayan tek minare, Hortacı Camii'nde bulunmakta.



İkinci Murad zamanında şehrin alınmasından itibaren, şehirde bulunan tüm kiliseler camiye çevrilmiş. 1913'ten sonra kazanılan bağımsızlık sonrası tüm camiler de doğal olarak kiliseye çevrilmiş. Aslında Roma İmparatoru Galeriu'nun (305-311) kendisi için yaptırdığı türbe olan bu yapı, 6.50 m. kalındığındaki bir duvarla çevrelenmiş. Rotonta diye anılan bu Roma yapısı, Bizans döneminde 5. yüzyılda doğu tarafına bir apsis eklenerek kilise haline getirilmiştir. Bundan sonrada Agios Georgios Kilisesi adını almış.



1590-1591 yılları arasında şehrin yakınlarındaki Hortac köyünden olan Hortaclı Şeyh Süleyman Efendi adında mutasavvıf bir zat burada bir zaviye kurmuş ve Koca Sinan Paşa da kiliseyi bu şeyh adına camiye çevirmiş. Bundan sonra Selanik Türk halkı bu camiyi Hortac Sultan Camii, Hortac Camii, Hortac Efendi Camii gibi isimlerle anmış. Bizans Sanatları Müzesi olarak düzenleneceği ve hizmet vereceği duyurulan bu yapı hala tadilatta. Kesik minaresini ve tarihinden dolayı kalan tek minare olma özelliğinden gidip görünülesi bir yapı.

ATATÜRK EVİ-MÜZESİ

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk 1881'de, o zamanki adresi Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Caddesi olan bu evde doğdu. Bu ev her Türk'ün kalbinde özel bir yere sahip olup, Selanik'e giden her Türk vatandaşının ilk olarak ziyaret ettiği ve Türkiye için manevi değeri son derece yüksek olan bir mekan.



Türkiye Cumhuriyeti Selanik Başkonsolosluğu ile birlikte aynı bina yerleşkesi içinde bulunmakta. Selanik şehrine Osmanlı mimari dokusunun hâkim olduğu o dönemde bu ev, Türk evlerinin iç içe olduğu bir çevrede diğer evlerden farkı olmayan bir yapıydı. Selanik Atatürk Evi, bütün katlarında ahşap karkasın üzerine bağlandığı teknik uygulanarak inşa edilmiş. Dikdörtgen planlı olan ev 13.50x6.80 m. Boyutlarında. Atatürk'ün ailesi, Ali Rıza Efendi'nin 1888'de vefatına dek bu evde ikamet etti. Ancak Ali Rıza Efendi'nin vefatından sonra, Zübeyde Hanım, çocuklarıyla birlikte Atatürk'ün doğduğu evin bitişiğindeki daha küçük bir eve taşındı. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra Selanik'te görevlendirilen Atatürk, bu dönemde, annesi ve kız kardeşiyle birlikte burada kaldı. O Selanik'ten ayrıldıktan sonra annesi ve kız kardeşi bir süre daha bu evde yaşadılar. 1912'de Selanik Yunanistan'ın yönetimine geçince Atatürk'ün annesi ve kız kardeşi de Selanik'ten ayrılarak İstanbul'a gelmek durumunda kaldılar. Bundan sonraki süreçte Atatürk'ün doğduğu bu ev, Türkiye ve Yunanistan arasındaki anlaşma gereğince Yunan Hükümeti'ne bırakılmış ve sonrasında da bir Yunan aile tarafından satın alınmış.



Cumhuriyet'in 10. yıldönümünde Selanik Belediyesi, Türk-Yunan dostluğunun bir göstergesi ve Balkan Konferansı'nın anısına, yapının çift kanatlı sokak kapısının sağ köşesine, Atatürk'ün bu evde doğduğunu yazan mermer bir plaka yerleştirilmesi ve bunun Yunanca'nın yanı sıra Türkçe ve Fransızca tercümelerinin de koyulması kararını almış. Bu plaka, 4 Kasım 1933 tarihinde, Türkiye'nin Atina Büyükelçiliği mensuplarının ve Yunanistan'ın ileri gelenlerinin katıldığı bir törenle yerleştirilmiş. Ev daha sonra, Atatürk'e hediye edilmek üzere Selanik Belediyesi tarafından satın alınarak, anahtarı 19 Şubat 1937 tarihinde Türkiye'nin Selanik Başkonsolosluğuna verilmiş.



Müze, Pazartesi hariç, resmi tatiller dahil her gün saat 10.00 ila 17.00 arasında ücretsiz olarak gezilebilmekte. İçeride ise maalesef Atamızın kullandığı eşyalar falan yok. Sadece balmumu bir heykeli var. 2010 yılında evin tadilatı başlamıştı. Tadilat bittikten sonra ise evin duvarlarında irili ufaklı Atatürk fotoğraflarından başka bir şey kalmamış. Evin her bir odasında fotoğraflar var. Çocukların Atatürk'ü ne kadar çok sevdiğini gösteren bir animasyon filmi seyretmek de mümkün.



Tadilattan geçmiş yeni evi ziyaret ettiğinizde "Atatürk Müzesi" yerine, yeni inşa edilmiş kiralık lüks ve boş bir dairenin içinde dolaşır gibi hissedeceksiniz kendinizi. Ya da, dünyanın her yerinde ve özellikle Türkiye'de Atatürk'ün hayatını anlatan yüzlerce, binlerce fotoğraf sergisinden birini geziyormuş gibi hissedeceksiniz.

AZİZ DİMİTRİOS KİLİSESİ-HAGİOS DİMİTRİOS

5.yüzyıl ortalarında inşa edilen bir kilise. Hıristiyanlık dininin resmi olarak kabul edildiği M.S. 324 yılında I.Konstantin Hıristiyanlık dinini kabul ettiğinde daha önce bu dini benimsemiş ama bu yüzden öldürülmüş Selanik Hıristiyanları adına yaptırılmış. Yurtdışında görebileceğiniz birçok kilise ile aynı özelliğe sahip. 1988 yılında, kilise UNESCO dünya kültür mirası olarak ilan edildi. Buraya kadar gelmişken bir uğranılması gerek.





Yukarıdaki fotoda gördüğünüz bir çeşme. İlk defa burada bu şekilde tasarlanan böyle bir çeşme gördüm. Haç'tan akan suyu içiyorsun. İlginç bir tecrübe.

KORDON BOYU

Selanik demek bir bakıma aslında İzmir demek. Deniz kıyısında Kordon'da adımlamak demek.



Şehir halkının neredeyse buraya aktığı bu yürüyüş hattında bisiklet yolu da var. Bisiklet kiralayıp kordon boyunun tadını çıkarabilirsin. Hat boyunca onlarca cafe, hediyelik eşya satıcısı, mağazalar, oteller, barlar bulunmakta. Güneş batarken Beyaz Kule yapıp tepesinden kordon boyunu fotoğraflayabilirsin.



ginç bir tecrübe.

ERDEM'DEN SELANİK İÇİN YEME İÇME TÜYOLARI

En sevdiğim bölüm bu bölüm aslında. Gezi notlarımı okuyanların da en çok talep ettiği bölüm burası. Her gittiğim destinasyonda ucuz yemek ve içecek peşinde koşuyorum bilenler bilir. Gezgin olmanın ilk kurallarından birisi bu. Turist değiliz neticede. Kaybol dur esnaf lokantalarında. Selanik bir öğrenci şehri ve buna bağlı olarak ta bir öğrencinin temelde istediği yiyecek ve içecek ucuzluğu burada var. Atina'da bu kadar seçenek yok örneğin. Selanik'te her meydanda bir şubesi bulunan Drink Go örneğin. Günün her saati dolu. Free wifi ve bira fiyatının ucuzluğu ile gidilesi mekan. Plastik bardaklarda fıçı birayı yudumlayın.





Fiyatlar 1,5 – 2 euro arasında değişmekte.



Yine her köşe başında göreceğin Mario fast food zincir şubeleri. Gördüğün anda dal içeri. Fiyatları çok mantıklı ve istediğin kadar oturup takılabiliyorsun. Free wifi var ve gayet kuvvetli. Yunanistan halkı kahvenin her çeşidini çok seviyor. Milli içecekleri neredeyse kahve olmuş. Bizim ülkemizde kıçı kırık yerde 7 tl'ye içtiğin berbat espresso'yu burada bardağını 0,70 euro'ya içebilirsin. Dilim pizza, sosisli ve alkollü kahveleri de çok güzel.



Yemek konusunda ise Selanik'te çok fazla seçenek var. Benim favorim en ucuzlarından ama en doyurucularından olan bu tavuk dürüm oldu. Hemen her büfede bulabilirsin. Bizim tavuk dönerin aynısı ama lavaşa tavuğu koymadan önce içine patates püresi veya acı ezme sürüyorlar. Fiyatı 2 euro. Porsiyon ve doyuruculuk açısından çok tatmin edici.



Yine her büfede bulunan dilim pizzalar var. Bizdekiler gibi aynı. Fiyatı 2 euro. Bu arada euro kurunu TL ile çarpıp aynı hataya düşmeyin. Yani euro 3 TL diyelim, dilim pizza fiyatı 6 TL oluyor. Yuh diyeceksiniz, bu mu ucuz fiyat… Bizde aynı pizza 3 TL diyeceksiniz. Ama öyle değil işte, Avrupa sınırları içine girdiğinde ne demek istediğimi anlayacaksın.