Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

SELANİK ARKEOLOJİ MÜZESİ

Atina'da olduğu gibi Selanik'te de arkeoloji müzesini ayrı bir gezi notu şeklinde yazmak gerekir. Bu müze Selanik gezinizde tarihi hiç sevmeseniz dahi sadece içinde sergilenen eserleri görüp şaşkınlığa uğramanıza sebep olacak bir müze bana göre. Sadece bu müzede tam 6 saat geçirdim. Sergilenen eserlerin nasıl profesyonel, ferah ve tecrübeli bir ekip tarafından yerleştirildiğini göreceksiniz. Bu müze gezerken sizi hiç yormayan ve size saatlerin nasıl geçtiğini bile anlayamayacağınız bir tarih gezintisi yaptırmakta. Bana göre Selanik gezisinde ilk uğranılması gereken nokta burası.



NASIL GİDİLİR?

Selanik'in meşhur sembolü Beyaz Kule'nin karşısında Ote Tower kulesini göreceksiniz. Hemen kulenin yan tarafında yer almakta.

Selanik arkeoloji müzesinde Selanik ve Selanik çevresinde yapılan kazılarda elde edilen tarihi eserler sergilenmekte. Müzede sergilenen bulgular bizlere Makedonya kültürünü tarih öncesi çağlardan antik çağa kadar olan bölümünü sunmakta. Müzede toplam altı adet salon bulunmakta. Sergilenen eserler bu altı salonda ayrı kategorilerde sergilenmekte.

-Tarih öncesi Makedonya, Şehirlerin Doğuşu, İsa'dan sonraki dönem, Selanik-Makedonya'nın merkezi, Makedon Altınları ve bahçe bölümü.







M.S 250-350 yılları arasında tarihlenen Philip Saati





Müze giriş ücreti tam 6 euro, öğrenci 3 euro. Müzenin hemen yan tarafında yer alan Bizans Eserleri Müzesi içinde buradan kapsamlı bilet alma imkanınız var. Kapsamlı bilet ücreti ise (Bizans Müzesine ziyaret dahil) tam 8 euro, öğrenci ise 4 euro. Ben Bizans Eserleri Müzesine girmedim. Pek ilgimi çeken eser yoktu. Zaten bu müzede yaklaşık 6 saatimi geçirdim. Müzede sergilenen eserler başlı başına bir sanat eseri.





Ülkemizde bulunan arkeoloji müzelerinin neredeyse hepsine gittim. Seyahat ettiğim ülkelerde de arkeoloji müzeleri ilk durağım olmuştur hep. Selanik Arkeoloji Müzesi bu kapsamda rahat gezilmesi, çalan müzik, sergileme alanının genişliği ve ziyaretçiyi yormaması, açıklayıcı bilgilerin sunulması açısından en beğendiklerimden biri oldu.























Üçüncü salonda sergilenen Gladyatörlere yazılmış övgü ve hitabetlerin bulunduğu mermer işlemeleri kesinlikle gözden kaçırmayın.







Dördüncü salon girişinde ise yaklaşık 2100 yıl öncesinden kalma tavla oyununun taşlarını ve şimdi bile aynısını kullandığımız zarlarını göreceksiniz.



MAKEDON ALTINLARI SALONU

Bu salona girmeden önce derin bir nefes alın, adımınızı atın. İçeride şaşkınlıktan hayretler içinde kalacaksınız. Salon yarı yarıya karanlık bir ortam olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Bunun sebebi som altın eserlere loş ışık vurularak ziyaretçilere sunulması. Ben hayatımda ilk defa böyle bir salon gördüm, böyle eserler gördüm. Aklım beynim durdu desem yeridir. PROFESYONEL MAKİNALAR İLE FOTOĞRAF ÇEKMENİZE KESİNLİKLE İZİN VERMİYORLAR BU SALONDA.



Salonda som altından taçlar, ziynet eşyaları, silahlar göreceksiniz. Ama özellikle üç esere çok ama çok dikkat edin.

1-SOM ALTINDAN FİBULALAR

Fibula dediğimiz alet binlerce yıl öncesinde kullanılan şimdikinin çengelli iğnesi. Ülkemizde onlarca arkeoloji müzesinde tunç ve bakır karışımı olanlarını görmüştüm. Hayatımda ilk defa altından olanlarını gördüm. Ve bir tane de değil, onlarcasını hem de. Fotoğrafta sadece bir kısmını görebiliyorsunuz. Yazıya koyacağım fotoyu kestiğim için bunlar kaldı.



2-MEDUSA BİLEKLİĞİ

Görmüş olduğunuz bileklik çok özel bir sergileme alanında tek başına sergileniyor ve başında bir güvenlik görevlisi durmakta. Bizim Topkapı Sarayında Kaşıkçı Elmasının yanında durdukları gibi. Ben bu bilekliği nasıl anlatacağım bilemiyorum, fotoğraftan heybetini görüyorsunuz zaten. Ben bakarken nasıl olur dedim ya, nasıl böyle bir işçilik olur. Ve bu bileklik yaklaşık 2400 yaşında.



3-DERVENİ CRATER

Geniş bir salon düşünün, karanlık bir ortam. Salonun tam ortasında yaklaşık 2,5 metrelik bir camekan ve içinde devasa bir vazo. İşte bu vazo dünyaca ünlü Derveni Crater.



Derveni Crater'in dünyada başka bir benzeri bulunmamakta. M.Ö 4.yüzyılın en gelişmiş metal işleme ürünlerinden bir tanesi. İlk yapılış amacının o dönemde yaşayan asil birinin ölümünden sonra yakılarak küllerinin muhafazası için olduğu düşünülmekte. Başka bir teori ise şarapların konulduğu dev bir vazo olarak kullanıldığı. Kratere dikkatlice bakıldığında ayrıntılı ve eksiksiz olarak işlenen doğa üzerindeki yaşam ve ölüm kavramı görülmekte.



Ön yüzde Tanrı Dionysos ve Ariadne tasvir edilmiş. Çift ​​bir kaya üzerine oturmuş.



Çifti çevreleyen vahşi ve evcil hayvanlar, asma ve sarmaşık dalları işlemeye muazzam bir zenginlik katmakta. Bu eseri gördükten sonra toparlanmanız biraz uzun sürecek.



Altın Salonu çıkışında ise yine taçlar, broşlar sergilenmekte.

















GÜMÜŞ PARALARIN SERGİLENDİĞİ ZEMİN SALON

Müzenin en alt katında ise bugüne kadar görmediğim antik yunan medeniyetinde tarih sahnesinde kullanılan gümüş sikkeler bulunmakta. Bugüne kadar gezdiğim tüm müzelerde sikkeler hepimizin bildiği gibi yuvarlaktı. Burada ise çok farklı şekillerde kullanılan sikkeleri görme imkanınız var.



Örneğin Medusa'ya ithafen çıkarılmış olan bu sikke. Yine aynı şekilde sikkenin üstünde görülen yunus balığı'da gümüş bir sikke. İlk defa bu şekilde kullanılan bir gümüş para gördüm.





Dionysus adına çıkarılan gümüş sikke.



Selanik yapıp'ta Selanik Arkeoloji Müzesi'ne gelmeyi unutmayın. İyi seyahatler…