Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

SİVAS GEZİ NOTLARI

Sivas gerek tarihi, gerek Cumhuriyetimizin temelinin atıldığı şehir olması, gerekse tarihte yer almış ünlü aşıkları ve pirleri ile gezip görülmesi gereken şirin bir ilimiz. Maalesef 1993 yılında Madımak faciası ile hala zihinlerimizde acı bir hatıra bırakan ilde, o yıldan bu zamana kadar bu acı olay bir daha yasanmasın diye genç nesile acı ile anlatılmakta ve bunun utancı hala duyulmakta. Günümüzde ise modern üniversitesi, tesisleri, sosyal hayat ve canlılığı ile Sivas ülkemizin parlayan şehirlerinden.



SİVAS'A NASIL GİDİLİR?



Sivas İli, Orta Anadolu ile Doğu Anadolu ve Karadeniz ile Güneydoğu Anadolu illeri arasında bir geçiş mekanı üzerinde bulunmakta. 1930"larda demiryolu ve sonrasında karayollarının geliştirilmesi sonucunda il, konum itibariyle ulaşım ağı üzerinde bir kavşak noktası oluşturmuş. İlin Türkiye genelinde tüm illerle karayolu bağlantısı bulunmakta. 1930 tarihinden beri faal olan demiryolu ulaşımı ilde, yük ve yolcu taşımacılığında önemli bir yere sahip. Şehir merkezine 23 km. uzaklıkta kurulan Sivas Havaalanı ise 1957 yılında sivil ulaşıma açılmış. 3811 metre uzunluğunda olan havaalanı NATO standartlarına göre yapılmış. 2001 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile sivil ulaşıma kapanan havaalanı, 2003 yılındaki yoğun çalışmalar sonucunda tekrar ulaşıma açılmıştır. Ayrıca eski terminal binası iptal edilerek yenileme çalışmaları yapılmış, Uluslararası Nuri Demirağ Havalimanı hizmete girmiş, bugün gümrük işlemlerinin de yapıldığı uluslararası uçuşların gerçekleştiği bir havalimanı olmuş.

TARİHİNDEN BAHSET BAKALIM?

Sivas'a farklı dönemlerde hakim olan devletler, şehre kendilerine özgü değişik isimler vermişler. Bunlar; Sebaste, Sipas, Megalopolis, Kabira, Diaspolis (Tanrı Şehri), Talaurs, Danişment İli, Eyalet-i Rum, Eyalet-i Sivas ve Sivas isimleri olmuş. Bu gün kullanılan Sivas isminin kaynağı hakkında ise farklı görüşler bulunmakta. Bunların içinden 'Sebaste' Sebasteia eski yunancada (Augustus Şehri) ismi, Pontus kralı Polemon'un hanımı Pitodoris tarafından verilmiş. Romalılar, Pont Krallığını egemenlikleri altına aldıkları zaman şehrin yönetimini Pont Krallığı'nda bırakmışlar. Pont Kralının hanımı ise, Roma Kralı Augustus'un sevgisini kazanmak ve ona bir şükran ve sadakat ifadesi olmak üzere Yunanca'da Ogüst şehri anlamına gelen "Sebaste" adını verdiği sanılmakta. Sebaste'nin zamanla "Sivas"a dönüştüğü ileri sürülmektedir. Yine diğer bir görüş de, bugün "Sivas" olarak kullanılan ismin "Sipas"tan geldiğidir. Şehrin ilk kurulduğu dönemlerde, bugünkü şehrin merkezinin bulunduğu yerde büyük çınar ağaçlarının altında üç adet su gözesi (Kaynağı) bulunmaktadır. Bu gözelerden bir tanesi "Allah'a Şükür"ü ikincisi "ana ve babaya saygı"yı, üçüncüsü de "Küçüklere sevgi"yi temsil eder. Bu bölgede yaşayan insanlar, zamanla bu özelliklerini koruyamayıp yitirince, bu üç göze de kurur. Şehrin isminin de "üç göze" anlamına gelen "Sipas"tan kaynaklandığı ve zamanla bugün kullandığımız "Sivas"a dönüştüğü ileri sürülmekte.

SİVAS GEZİ REHBERİ

Sivas gezilmesi en zevkli sehirlerden biri. Gezilecek tüm noktalar birbirine çok yakın, maksimum 30 dakikalık yürüme mesafesinde. Sivas'ta ana cadde olarak 2 adet cadde var; İstasyon ve Atatürk Caddesi. Şehrin kalbinin attığı 2 ana cadde burası. Bu caddeler üzerinde neredeyse tüm tarihi gezilecek yerler sıralanmış. Özellikle kent meydanında birbirine karşılıklı olarak bir çok eser bulunmakta. Aşağıda yazdığım gezi noktalarının hepsi birbiri ile 5 dakikalık yürüme mesafesinde bulunmaktalar. Sivas'ı gezmek için 2 gün ayırmalısınız. İlk gün aşağıdaki rotayı takip edebilirsiniz. İkinci gün ise Divriği yapmalısınız. Tüm gününüz orada geçecek çünkü. Unesco Dünya Mirası Ulu Camii'yi gezmek ve dokusuna inebilmeniz için bir tam gün ayırmalısınız.

SİVAS ATATÜRK KONGRE VE ETNOGRAFYA MÜZESİ

Elbette ki Sivas'a gelindiğinde ilk ziyaret edilecek nokta burası olmalı. Kent meydanında yer almakta. Mülki İdadi olarak 1892 yılında hizmete giren ve 1911 yılında Vilayet-i Sultani olan bu bina milli tarihimizde müstesna bir yere sahip. Mustafa Kemal Atatürk'ün daveti ve düzenlemesiyle yapılan ve ilk milli kongre olma özelliğine sahip Sivas Kongresi 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde burada toplanmıştır.



Diğer taraftan 2 Eylül -18 Aralık 1919 tarihleri arasında (108 gün) fiilen ülkenin başkenti olarak İstiklâl Harbi'nin idare edildiği ilk milli mücadele karargâhı olma özelliğine sahiptir. 1924 yılında "Sivas Lisesi" hizmet binası olmuş ve 1981 yılına kadar lise olarak kullanılmış. 1983 yılında müze olarak son şeklini almış. Üç katlı binanın birinci katında etnografik eserler teşhir edilirken ikinci katında ise Atatürk - Sivas Kongresi ve Milli Mücadele ile ilgili bilgi ve belgelerin teşhiri yapılmakta.



Benim ziyaret ettiğim tarihte müze tadilatta idi. Ulkemizde tadilat yapılacak denildiğinde işin ne zaman bitirileceği süresi hep muamma olduğundan şu tarihte tekrar açılacak diye kesin bir not düşemiyorum buraya.

HÜKÜMET KONAĞI

Hükümet Konağı kentin o zamanki Valisi Halil Rıfat Paşa tarafından, 1884 yılında yaptırılmış. Binanın ilk iki katı kesme taş, üçüncü katı ise 1913 yılında ahşap olarak inşa edilmiş. Geçirdiği bir yangın sonucunda üçüncü katı tümüyle yanmış, birinci ve ikinci katın yalnızca duvarları kalmış. 2005 yılı sonunda yeniden eski görünümüne ve işlevine kavuşturulmuş.



BURUCİYE MEDRESESİ

Buruciye Medresesi, sağlam kalmış muhteşem taç kapısıyla Sivas'ın ve Anadolu'nun en ünlü yapıları arasında. 1271 yılında Selçuklu Sultanı III. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde yapılan medrese Hamedan (İran) yakınlarındaki Burucerd'den gelme Muzaffer Burucerdi; fizik, kimya, astronomi öğretimi amacıyla yapmış. Mimari belli olmayan yapı, Anadolu'da simetrisi en düzgün medrese planına sahiptir. Açık avlulu medrese, kesme taştan örülmüş. Dört eyvanlı ve iki katlı. Buruciye Medresesi, dışa taşkın taç kapısının yanlarındaki mukarnaslı iki penceresi ve köşelerdeki yivli kuleleriyle, uyumlu öğelerden oluşan çok düzenli bir görünüm taşımakta.





Sivas'ta bulunan tarihi eserlerin özellikle taş işçilikleri nefis. Ayrıntılar, verilen mesajlar ve işçilikteki hassasiyet her eserde kendini göstermekte. İşte Buruciye Medresesi ana kapısı da böyle enfes bir işçilik örneği sergilemekte.





Medresenin içinde ise gezilecek pek bir şey yok. Bir wc var o kadar. Zaten anladığım kadarı ile buraya gelen de pek yok. Bir tane depo olarak kullanılan bir oda var açık, başka bir hareket göremedim.



ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE

Taş işçiliği ve tarihte yaşadıklarını haykıran heybeti ile kent meydanında ilk göreceğiniz nefis eser bu işte.



Taç kapının hemen üzerinde üç yönden akan yazıttan medresenin, İlhanlı veziri Sahip Şemseddin Mehmet Cüveyni tarafından 1271/ 72 yılında yaptırıldığı anlaşılmakta. Yapının günümüze ulaşan tek özgün yanı, Anadolu'nun en yüksek taç kapısına sahip görkemli ön cephesi. Taç kapı üzerinde yükselen iki minare ise adeta Sivas'ın sembolü olmuş.





Anadolu'da yapılmış en abidevi medreselerden biri olup, Dârü'l-hadis adıyla da bilinmekte. İki katlı, dört eyvanlı bir yapıdır. Taçkapının üzerindeki tuğla minareler çini bezemelidir. Bitkisel ve geometrik motiflerle süslü taşkapı ile yanlarındaki mukarnaslı nişler yapıya hareketli bir görüntü kazandırmıştır. Köşelerde yivli yarım kuleler vardır.





Eserin bulunduğu alan şu anda belediyeye ait dinlenme tesisi olarak kullanılmakta. Medresenin içinde yer alan ve genelde tüm Sivas halkının toplandığı soluklandığı bir dinlenme noktası olmuş burası. Bende çay eşliğinde notlarımı burada kısa bir mola vererek düzenledim.









Medresenin hemen karşısında bulunan ikinci kapısından içeri girdiğinizde ise onlarca hediyelik eşya satan yerel esnaf dükkanları ile karşılaşacaksınız. Buralarda Sivas iline ait hediyelik eşyalardan alabilirsiniz.



SİVAS ULU CAMİİ

Halk arasında Eğri Minareli Camii olarak'ta bilinmekte. Anadolu'nun en eski camilerinden biri.



Anadolu'daki mimarlık tarihinde, cami iç mekân fikrinin gelişmesinde önemli bir yapıdır. Avlusuna üç yönden girişi ve düz damlı, dikdörtgen planlı, kufe tipli cami sınıfına giren ender örneklerdendir. Kubbe fikrinin henüz gelişmediği bir dönemde yapılmış.



Bazı bilim adamlarına göre Danişmendi dönemi eseri olarak da kabul edilmekte. Danışmendliler 1085–1178 yıları arasında Sivas, Kayseri ve Malatya'ya yerleşmişler. Tarihsel önemi büyük ama kendisi ufak olan camii içinde bir de tarihsel mezarlık bulunmakta.





TAŞHAN

19. yüzyılın ikinci yarısında kesme taştan yapılmış olup açık avlulu ve iki katlı bir han burası.



Dikdörtgen planlı olan yapı, doğu, güney ve kuzey cephelerinde demir kanatlı ve yuvarlak kemerli üç girişe sahip. Orta avlunun tabanı blok taş döşemeli. Avlunun ortasında elips şeklinde bir havuz ve havuzun ortasında zıt yönlerde ağzından su akan iki adet çift başlı aslan bulunmakta. Evet kesinlikle fotoğrafını çekmelisiniz. Orta avlunun güney ve kuzeyinde tek parça silindir gövdeli altı büyük sütunun oluşturduğu revaklar yer alır. Revaklardaki sütunlar birbirine yuvarlak kemerlerle bağlanmış. Revak gerisindeki odalar ve revak üzeri beşik tonoz ile örtülü. Burada onlarca çay ocağı, cafe ve hediyelik eşya satan dükkanlar bulunmakta. Dinlenme molası verebilirsiniz.



SİVAS ARKEOLOJİ MÜZESİ



Benim en sevdiğim gezi noktam olan arkeoloji müzesindeyiz şimdi. 1896-99 tarihleri arasında, Sivas Valisi Reşit Akif Paşa tarafından Sanayi-i Mektebi olarak yaptırılan bina, 1916 yılında Demircilik ve Marangozluk atölyesine dönüştürülmüş. 2009 tarihinde ise Arkeoloji Müzesi olarak hizmete açılmış. 4 ana bölümden oluşan müze ferah bir sergileme alanı olarak tasarlanmış. Gezmesi ve eserlerin tanıtımı açısından çok hoşuma giden bir müze oldu. Sırası ile gezeceğiniz noktalar şunlar;

-Küçük Buluntular Bölümü: Bu bölümde girişin sağını takip ederek kronolojik bir sıra ile, Sivas Haliminhanı-Haymanlı Kazısında bulunan M.Ö.9 milyon yıl öncesine ait fosil kalıntıları, Kalkolitik çağdan itibaren Osmanlı Dönemi sonuna kadar bir dönemi kapsayan buluntular sergilenmekte.





Bu salonda sergilenen iki eser çok önemli, bunlardan ilki salona girdiğinizde hemen salonun ortasında yer alan Boğa heykelleri.



HURRİ VE ŞERRİ

Hititlerin baş tanrısı Teşub'un kutsal boğalarıdır. Bazı betimlerde tanrı Teşub'un arabasını çekerken görülmektedir. Boğalardan biri gündüzü, biri geceyi simgeler. Bu eserler yalnızca Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile Sivas Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmekte.

-Taş Eserler Bölümü: Bu bölüm ölü kültüyle ilgili olup, Hitit dönemine ait mezar steli örnekleri, çeşitli heykeller, Roma dönemi lahitleri ve Osmanlı dönemi mezar kitabeleri bulunmakta.



-Sikke ve Cam Eserler Bölümü: Burada ise Roma dönemine ait koku kapları, gözyaşı şişeleri, sikkeler sergilenmekte. Müzenin ikinci en önemli eseri ise bu bölümde sergileniyor.

TEPECİK KÖYÜ MOZAYİĞİ

2002 yılında Sivas ili Gürün ilçesi Tepecik köyünde bir evin ahır tabanında bulunmuş. Geç Roma dönemine tarihlenen mozayik'te kanatlı hayvanlar, bitkisel rozetler, geometrik motifler bulunmakta. Mozayik 6 metre uzunluğunda ve 2.50 metre genişliğinde.



Yine burada sergilenen Roma dönemine ait kandillerde ''savaşma seviş'' temalı mesaj veren kandillerde bulunmakta.





-Bahçe Bölümü: Burada ise çeşitli mezar sandukaları bulunmakta.

Müzede sergilenen bir eser var ki onu da ayrı olarak yazmalıyım, Osman Bey Büstü. Osmanlı İmp. Kurucusu olan Osman Gazi'ye ait heykel 1916 yılında dönemin valisi Muammer Bey tarafından yaptırılmış. Yapımında kullanılan taşlar 11 çift camız ile bölgeye taşınmış. 5 farklı usta tarafından Osman Bey'in resmine bakılarak işlenmiş. Heykelin baş ustası Keverek adında Ermeni asıllı Türk vatandaşıdır. Vali yapımı 1 ay süren bu heykeli denetlemek için her gün fayton ile gelip denetlemede bulunmuş. 1936 yılına kadar ilçede dikili kalmış. O yıl dönemin valisi tarafından yıktırılmış ve 1943 yılında heykelin baş kısmı Sivas Müzesine gelmiş. Büstün yüksekliği 91 cm, göğüs genişliği 50 cm ve baş yüksekliği 31 cm. İlk dikildiği zaman ise 10 metrelik bir sütun üzerinde yer almaktaymış.



Bu büst hakkında bugüne kadar hiç bilgim olmamıştı, işin garip tarafı o kadar tarih okumama rağmen bu büst hakkında en ufak bir bilgiye rastlamamıştım. Dakikalarca baktım inceledim. Zamanına göre gerçekten iddialı ve ses getiren bir eser olmuş.



PAŞA CAMİİ

1980 yılında yapılmış. Şehrin merkezinde yer almakta. Özelliği olan bir eser değil, klasik camilerden biri. Ama görsellik olarak ben buradayım dediği için dikkatinizi çekecektir.





SİVAS FIRIN KATMERİ

Sivas'a gelipte bu katmerden yememek olmaz. Her yörenin kendine özgü pek çok tadımlığı var haliyle, çok fazla yemek çeşidi sayıp tavsiye edecek kadar bir gurme değilim ama her kahvaltının olmazsa olmazlarından olan fırın katmerleri Sivas için önemli bir değer; misafirler içinde önemli bir hediyeliktir. Atın çantanıza, tadı çok güzel ve her daim mis gibi yenilmekte.



Genel olarak Sivas ili gezilecek noktalarımız bunlar. İkinci gün ise sabahtan yola çıkmalısınız. Çünkü sıradaki gezi noktamız Divriği ve Unesco Dünya Mirası olan Ulu Cami.

Tadını çıkarın!