Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

ÜRDÜN-AKABE-PETRA ANTİK KENTİ-WADİRUM… KESİNLİKLE GÖRMELİSİNİZ…

ÜRDÜN-AKABE GEZİSİ

15 yada 16 yaşlarındaydım. Seyahat etme, dünyayı dolaşma hayallerimin oluşmaya başladığı, elimde tarih kitapları, Strabon, Evliya Çelebi, Marco Polo seyahatnameleri okuduğum, satır satır ezberlediğim yıllardı. Bir akşam babam elinde bir video kaseti ile eve geldi. O zamanlar evlerde video kasetlerinin izlendiği yıllar… Indiana Jones serisinden; Indiana Jones: Son Macera adlı filmi izlemeye başladık. Ve o sahne geldiğinde yerimde mıhlanıp kalmıştım; Kutsal Kase'yi bulmak için bir tapınağa gelmişlerdi; inanamıyordum, burasının bir film efekti olduğunu düşünmüştüm, babama sordum; burası neresi baba? Aldığım cevap sonrası beynime kazımıştım burayı, artık listemde yer alan ve nefesim kesilene kadar yollarında, tarih dokusunun içinde kaybolmak istediğim yerdi burası; Petra Antik Kenti burası Erdem; Ürdün'de bulunmakta.

Yıllarca tarih kitaplarında, gezi notlarında hep bu muhteşem 7'li vardı; Dünyanın 7 Harikası…Keops Piramidi, Babil'in Asma Bahçeleri, Zeus Heykeli, Rodos Heykeli, İskenderiye Feneri, Kral Mausollos'un Mezarı ve Artemis Tapınağı… Zaman ve görme isteği yazılanları okuyanları tatmin etmedi, dünya değişmekte ve bu değişime yeni yüzyılın seyyahları, gezgin ruhları yeni bir yedili eklemek istedi; İşte Dünyanın Yeni 7 Harikası böyle doğdu; Çin Seddi, Kurtarıcı İsa Heykeli, Peru'daki Machu Picchu Antik Kenti, Roma'daki Kolezyum, Meksika'daki Chichen Itza Piramidi, Hindistan'daki Tac Mahal ve Ürdün'deki Petra Antik Kenti…

Ve çocukluğumda beynime kazınan, mistik, gizemli, tarih kokan Petra Antik Kenti'ni Türk Hava Yolları'nın blogger daveti ile Kasım ayında doya doya gezme ve görme imkanım oldu. Toplam 8 gezi bloggeri olarak davet edildiğimiz bu nefis gezi ve muhteşem organizasyon sonrası benim hissettiklerim; bugüne kadar yapmış olduğum tüm gezi deneyimlerinden farklı bir tat ve mutluluk verdi bana. Geziye katılan blogger grubunda daha önceden tanıdığım kişilerde vardı, bu gezide tanıştıklarım da oldu. Ama Ürdün Akabe'de geçirdiğimiz günlerde, her anda farklı ülke destinasyonları, yaşanmışlıklar ve tecrübelerden oluşan dolu dolu yaptığımız sohbetlerin tadı bambaşka bir keyif vericiydi.



Türk Hava Yolları'nın blogger davetini aldığım gün hazırlıklara başladım. İçimde bir tarif edilemez heyecan vardı. Ve o gün geldiğinde Atatürk Havalimanı THY CIP salonunda diğer blogger arkadaşlarım ile buluştuk.



Ürdün Akabe yolcusu kalmasın…

Uçağın kalkış saatine kadar dolu dolu yapılan sohbetlerin tek konusu seyahatti. Bol kahkahalı ve yaşanmışlıkların verdiği sohbet dolu saatler nefisti. Bu arada THY CIP Salonundan da bahsetmek istiyorum. Gerçekten bir dünya markası olan THY bu salonda gelen misafirlerine çok kaliteli bir hizmet sunmakta, müşteri memnuniyetini ön planda tutmakta. Orada bulunduğumuz süre boyunca gelen misafirleri gözlemledim. Verilen hizmete baktım. Yiyecek, içecek, sunulan her türlü iletişim hizmetleri ve çalışanların güler yüzlülüğü ve profesyonel tutumları gerçekten insana memnuniyet vermekte.

Ve Ürdün'e kalkan uçağımıza hareket ettik. Hepimizin içinde aynı duygu ve düşünceler vardı. Yeni 7 Dünya Harikası'ndan biri olan Petra Antik Kenti'nin dokusunu içimize çekmek ve tarihi koklamak.



Saat 00.30 ve İstanbul…

Türkiye'den Akabe şehri 2.5 saat sürüyor. Türk Hava Yolları'nın, Akabe'ye haftada üç sefer olmak üzere direkt uçuşları var. Aynı zamanda yılın belirli dönemlerinde düzenlemiş olduğu indirimli biletler ile de İstanbul'dan Akabe'ye uçabilirsiniz. Akabe Petra arası ise yaklaşık 2 saat sürmekte.

İstanbul'da mont sezonunu açmış haldeydik. Hava soğuktu. Ama uçağımız Akabe Havalimanına indiğinde ki saat 03.00 gibiydi, uçaktan indiğimde yüzüme sıcacık bir çöl havası çarptı. Hafifçe esen rüzgar havaya bir ferahlık veriyordu. Akabe'de bulunduğum bu 3 gün boyunca ki Kasım 2014 yılı, altımda şort, ayaklarımda parmak arası terlik ile dolaştım. Hava 25-30 derece arasıydı. Vücudum istanbul'da Kasım ayının verdiği o yorgunluk ve soğuk havanın yıpratıcı etkini burada telafi etti, yenilendi. Akabe Havalimanı çok ufak, tıpkı bizim KKTC'de bulunan Ercan Havalimanı gibi. Pasaport Kontrol pek fazla zaman almıyor. Ürdün Türk Vatandaşlarından vize istemiyor. Bu da bu destinasyonu ziyaret etmeniz için bir kolaylık sağlamakta. Yapmanız gereken sadece bir uçak bileti almak. Pasaport kontrol görevlileri güleryüzlü, şakacı…İşlemlerimiz bittikten sonra bu destinasyona seyahat bloggerları olarak gittiğimizden havalimanı çıkışında organizasyon görevlileri ve rehberimiz Muhammed ile buluştuk. Muhammed Bursa'da tıp fakültesinde okumuş, mezun olduktan sonra memleketine geri dönmüş, atama bekleyen bir doktor. Türkçesi gerçekten iyi, bazı zamanlarda ise çok eğlenceli. Tüm ekip toplandıktan sonra otelimize geçtik. Ama sırtçantasını takıp Akabe'ye gelirseniz her yerde olduğu gibi havalimanında da taksiler sizi şehir merkezine götürmekte. Yaklaşık 10-20 JOD karşılığında 15-20 dk içinde şehir merkezinde olabilirsiniz.





Otel balkonundan Akabe…

Akabe şehri Ürdün'de Kızıldeniz kıyısında yer almakta. Dünyanın 7 Yeni Harikası olan Petra Antik Kenti ve Wadi Rum ile turistik açıdan seyahat destinasyonları arasında yurtdışında çok popüler olan bir yer. Ülkemize bu kadar yakın olan ama nedense pek tercih edilmeyen Akabe ; sıcak insanları, sıcak çöl havası ve sizi içine çeken tarihi dokusuyla kesinlikle gidilip görülesi bir destinasyon. İçinde bulunduğu Ortadoğu coğrafyasında konum olarak Kızıldeniz kıyısında nefis bir tatil cenneti, Ürdün'ün tek liman şehri ve neredeyse tüm yıl boyunca sıcacık havası ile ziyaretçilerine memnuniyet veren bir yerleşim.

Sabah otelimizde kahvaltı sonrasında bloggerlar olarak toplandık ve rehberimiz Muhammed ile Akabe şehir turuna başladık.



Bu arada ilk defa Akabe'de otellere girerken misafirlerin x-ray cihazından geçirildiğine şahit oldum. Tıpkı havalimanlarında olduğu gibi çantalar, bavullar falan cihazdan geçirilmekte. İlginç bir güvenlik anlayışı, belki de içinde bulunduğu coğrafya ve günümüzün politika şartlarından dolayı bunu gerektirmekte, ilginç bir deneyim oldu benim için. İlk durağımız Ayla Arkeolojik Alanı oldu. Burası şehrin göbeğinde, 650'li yıllarda bir İslam şehri olarak kurulmuş, 1100'lü yıllarda ise depremlerin etkisi ile terk edilmiş bir şehirden kalma buluntuların olduğu bir kazı alanı. Çok bakımsız, harabe halinde, ama içinde yer alan çıkarılabilen kalıntılar benim gibi tarih tutkunları tarafından görülmeye değer. Bazı alanlarda ortalık kırılmış votka, viski şişeleri ile dolu. Yerel halk burada akşamları içiyormuş. İçeri giriş serbest. Bilet falan uygulaması yok.





Sonraki durağımız ise Akabe Arkeoloji Müzesi oldu. Müzede Neolitik çağdan başlayarak, Tunç Çağı, Demir çağı, Roma ve Osmanlı eserleri sergilenmekte. Müze olarak yine bakımsız, eserler çok basit bir sergi alanında sergilenmekte, buna tam olarak anlam veremedim, belki de Ürdün halkının arkeolojik eserlere karşı bir ilgisizliği bulunmakta.





Müzenin hemen yanında ise meşhur Akabe Kalesi bulunmakta. Akabe Kalesi, Yavuz Sultan Selim'in Mısır'a seferi sırasında 1516'da Osmanlı topraklarına katılan şehirde Hac yollarının güvenliği için yapılmış. Şimdilerde ise sadece sur kalıntıları ve kuzey duvarı girişi bulunmakta. Kaleye girmeden önce ise duvarda Ürdün bayrağı hakkında, nasıl meydana geldiği ve anlamının anlatıldığı bir görsel şema bulunmakta. Şimdi bu satırları yazarken aklıma geldi, ülkemizde o kadar yer dolaştım ama böyle bir uygulamayı hiç görmedim. Mesela bir Kapadokya'da, Nemrut Dağı'nda veya başka bir yerde Türk Bayrağı'nın anlamı, nasıl oluştuğunu anlatan bir görsel şema konulabilir.



Akabe havası iyice etkisini göstermeye başlıyor. Çöl havası ve yaklaşık 30 derecelerde. Ben sıcak insanıyım. Kasım ayındayız ama ayağımda parmak arası terlikler ile dolaşmaktayım. Nasıl mutluyum.



Karşıda gördüğünüz kıyı İsrail kenti Eilat…

Grup olarak Kızıldeniz kıyısına iniyoruz. Burada Kızıldeniz kokusunu içime çektim uzun uzun. Ve evet, hemen karşımda, belki 30 dk'lık bir yüzme mesafesinde bulunan kıyı İsrail kenti Eilat. Tıpkı Kaş'tan Meis adasına el salladığımız gibi Akabe'den İsrail'e el sallayabilirsiniz. Eilat'ın güneyinde Mısır, Akabe'nin güneyinde ise Suudi Arabistan bulunmakta. Ufacık bir coğrafyada 4 farklı ülke, 4 farklı sınır kapısı, 4 farklı vize uygulaması… Aklım fikrim durmuş durumda. Sadece bakıyorum İsrail kıyısına…



Sonraki durağımız Akabe Mirası Müzesi oldu. Burası Ürdün coğrafyasında geçmişten günümüze kadar olan sosyal ve tarihi yaşamı fotoğraflarla, eşyalarla ziyaretçilerine sunan bir müze. Geçmişten geleceğe bir köprü vazifesi görmekte.







Akabe'de gezilecek tüm noktalar birbirine çok yakın mesafede bulunmakta, rahatlıkla gezme imkanınız var. Bu arada Kızıldeniz sahilinde yer alan Akabe, Ürdün'ün tek liman kenti durumunda ve 3 ülkeye komşu olduğundan önemli bir stratejik değere ve oldukça kozmopolit bir yapıya sahip. Sahip olduğu zengin deniz yaşamı ile dalgıçların ve turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bir yer. Bundan dolayı da parası neredeyse Euro ile eşdeğer. Bir Ürdün Dinarı bir Euro'dan biraz daha değerli.

Müzenin hemen önü ise Kızıldeniz Balıkçı Sahili, burada onlarca irili ufaklı tekne bulunmakta, balık ticareti ile uğraşmaktalar. Sahilde onlarca balıkçı barınağı var.



Akabe dediğim gibi ufak bir şehir, caddeler ve sokaklar tenha, halk akşamları caddelere akın etmekte. Ürdün halkı gayet sıcakkanlı, misafirperver. Yanınızda dolar veya Euro ile gitmeniz mantıklı. Caddelerde bir çok döviz bürosu bulunmakta, ve tabiî ki develerde…





Akabe şehir turumuzdan sonra buranın ünlü bir diğer gidilecek noktası olan Berenice Beach Club'a doğru yol aldık.

BERENICE BEACH CLUB

Burası çok nefis bir turistik tesis. Kızıldeniz kıyısında bulunan tek özel beach burası.Burada tesis içinde havuz keyfi yapabilir, kıyısında Kızıldeniz'de yüzebilir, pırıl pırıl bir deniz içinde mercan kayalarının güzelliğini görmek için dalabilir, su sporları yapıp yerel Ürdün yemeklerini tadabilirsiniz. Berenice Beach Club'a gitmek isterseniz Akabe'de bulunan bir çok otelin ücretsiz servisi var. Şehrin merkezinde bulunduğundan 15-20 dk içinde tesiste olabilirsiniz. Bastıran sıcaklık ile bizde grup olarak kendimizi Kızıldeniz'in sıcacık sularına bıraktık.







Sahil kesimi çok kayalık ve yaklaşık 20 mt kadar açılmak gerekiyor ama iskele tarafından suya girdiğinizde pırıl pırıl bir su sizi beklemekte. Havanın sıcaklığı ile Kızıldeniz sularında dakikalarca yüzdüm. Sahil ve tesis içi her coğrafyadan farklı insanlar ile dolu. Yine burada CMAS veya PADI dalış sertifikalarınız varsa nefis mercan kayalıklarına dalabilirsiniz veya uzmanlar eşliğinde discovery dalışları yapabilirsiniz. Yaklaşık 30 dk süren bu dalışlar sonrasında unutamayacağınız su altı manzaraları göreceksiniz.



Berenice Beach Club yetkilileri bizleri yerel yemek yapımı sunumuna davet ettiler. Burada Balıkçı Sahilinde görmüş olduğum o büyük balıkların geleneksel Akabe yöntemince nasıl yapılacağından bahsettiler.





Kullanılan yağ ve miktarı çok az, balık neredeyse kıtır kıtır kızarmakta, fakat bizim Eminönü Balık ekmekleri gibi değil, balığın derisi bile kıtır kıtır kızarmış vaziyette, ve kek gibi yiyebiliyorsunuz. Saç tavada pişirilen balık, içinde fıstık, maydanoz ve baharat karışımı bir pilav ile servis edilmekte. Balığın yanında ise bir çorba kasesi içinde tahinli bir yoğurt sosu veriyorlar. Bu sosu pilav ile karıştırıp yediğinizde tadı nefis. Size tavsiyem Akabe gezisi yaptığınızda burada balık yemeden dönmeyin.



Kızıldeniz yer altı zenginliğini gelen ziyaretçilere göstermek için tesiste bir tekne bulunmakta; bu teknenin özelliği ise tabanı camdan yapılmış halde. Tekne Kızıldeniz'de yol alırken sizde içinde o cam tabanından nefis mercanları, beyin dedikleri mercan grubunu ve rengarenk çeşitli balıkları izleme imkanınız bulunmakta. Bizde yemek sonrası blogger grubu olarak bu enfes deneyimi yaşamak için tekneye geçtik.





Teknemiz Kızıldeniz üstünde yol alırken altımızdaki o denizaltı popülasyonunu, denizaltında bulunan rengarenk balıkları ve mercan kayalıklarını izlemek çok farklı ve nefis bir tecrübe oldu benim için. Rehberimiz balık çeşitlerini ve bulunduğumuz bölgenin su altı canlılığını an be an bizlere anlattı. Akabe, Kızıldeniz sahilinde yer alması ve Ürdün'ün tek liman kenti olmasını çok iyi değerlendirmekte, su altını ve üstünü çeşitli görsel aktiviteler ile destekliyor ve gelen ziyaretçilerini memnun ediyor.



Yavaş yavaş güneş batmaya başlarken nefis Kızıldeniz su altı gezimizi bitirdik. Sahile döndükten sonra kısa bir not alma, kahve sohbeti yaptık ve hiç vakit kaybetmeden günbatımını Kızıldeniz'de görmek ve Akabe geleneksel müziği olan Simsemya'yı dinlemek için diğer tekneye geçtik. Berenice'nin sahibi vaktiyle Bodrum'da bir gulet yaptırmış ve guleti kendisi getirmiş Ürdün'e. Geleneksel Simsemya müzik dinletisi işte bu teknede olacak.







Simsemya denilen müzik geleneksel Ürdün müzik aletleriyle bir grup tarafından icra ediliyor. Müzik çok sakin, Ortadoğu ve arap klasik ezgilerini taşımakta, müzik başladıktan sonra biz grup olarak sadece müzik tınılarına eşlik ettik ama rehberimiz Muhammed ve tekne çalışanları bayağı bayağı söyledi, dans etti. Demek ki popüler bir müzik dinletisi idi. Teknemiz Kızıldeniz'de yol alırken çalan müziğin eşliğinde minderlere uzandım, Kasım 2014 yılı ve üstümde sadece bir tişört var, ılık ılık esen rüzgar yüzüme çarpıyor, ferahlık veriyor ve gökyüzünde milyonlarca yıldız… Sabaha kadar bu şekilde kalabilirim, ruhum neredeyse kuş olup uçacak gibi hafiflemiş durumda…

Müzik dinletisi ve tekne turu sonunda teknemiz Akabe Limanı'na yanaştı. Saat 20.00 civarı, limandan çıkışa doğru adımlamaya başladık. Akabe limanı kıyısında lüks bir çok otel zinciri bulunmakta. Akabe seyahatinizde bu otellerde de kalabilirsiniz tam merkezde olmalarından dolayı. Liman çıkışında ise organizasyonun bir adımı olan fayton gezisi için bizleri faytonlar karşıladı. Hayatımda sadece 2 defa faytona bindim; Bir defa Büyükada'da, bir defa Adana'da. Fakat bu fayton deneyimi benim için çok farklı oldu. Rengarenk ışıklar ile donatılmış, Çiçek Abbas filmindeki gibi süslenilmiş minibüsü bu sefer fayton olarak düşünün; çok yüksek sesle açılmış bir müzik ve şehir turu. Fayton sürücüleri tamamen kop kop olmuş vaziyette, faytonlar şehir merkezinde giderken bu yüksek ses ve geziye karşı halktan en ufak bir tepki yada şaşkınlık belirtisi görmedim. Akabe'de bu fayton gezileri turistler için düzenlenen normal bir gezinti halini almış. Tabi bu kadar yüksek sesle ilerleyen bir fayton, kop kop olmuş sürücüler, pavyon ışıklandırması gibi ışıklandırmalar ve şehir turu… Ben çok zevk aldım bu işten. Ne demek istediğimi yazımın sonunda yer alan Akabe videosunu izlerken görebilirsiniz.





Faytonlarla şehir turu yaparken gözlemledim, Akabe şehir hayatı gece vakti çok hareketli. Tüm yerli ve yabancı halk değişik, farklı onlarca cafe, restaurant ve parkta oturmuş sohbet ediyor. Caddelerde, sokaklarda sohbet halinde insanlar. Kimse kimseye karışmıyor, Akabe sokakları bu anlamda çok güvenilir. Genelde tüm gidilecek ve gezilecek yerler bir noktada toplandığından gece gezmelerinizi çok rahat yapabilirsiniz.

Gün boyunca hareket halinde ve dolu dolu gezmenin hakkını verdikten sonra Akabe'nin meşhur tatlılarını deneyelim dedik, tabi bedeninde enerjiye ihtiyacı var. Künefe öneren tatlıcıya tamam dedim, künefe geldi, enerjiyi aldık.



Tatlı molasından sonra tüm ekip yorulmuş vaziyette otele geri döndük. Sabah güne erken başlayacağız, çünkü yarın ki rotamız hep hayalini kurduğum yer olacak, Petra…

AKABE'DE BUNLARI YAPMALISIN

-Çeşit çeşit ve farklı ün salmış çerezlerinden almalısın.
-Berenice Beach Club'da Kızıldeniz manzarası eşliğinde güneşin batışını izlemelisin.
-Kızıldeniz'in su altı zenginliğini görmelisin. İstersen dalış yapabilir, istersen tabanı cam olan tekneler ile gezmelisin.
- Ürdün'ün ünlü yemeği olan Mansaf'ı tatmalısın. Badem ile beraber kurutulmuş özel bir sos ve koyun eti ile birlikte servis edilen bu yemek genelde elle yenilmekte.
-Şehir merkezinde yer alan ufak Kapalıçarşı gibi olan çarşısında hediyelik eşya, sabun ve gümüş işlemeli hediyeliklerinden almalısın.