HÜNKAR KASRI'NDAN İZLEDİM SENİ AZİZ İSTANBUL…

HÜNKAR KASRI'NDAN İZLEDİM SENİ AZİZ İSTANBUL…

İstanbul'a gelen her kişi ne yapar; ilk önce adımlayacağı yerlerden biri Eminönü, meydandır. İşte Eminönü meydana gelip Yeni Cami önünde belki onlarca poz vermiş, yada 40 yıllık İstanbul'lu olup ta bu meydanda defalarca güvercinlere yem atmış, cami önünden geçmiş ama aslında yüzyıllarca saklı duran, restorasyon yapılmayı bekleyen ve ne acı ki oranın esnaflarınca dahi bilinmeyen Hünkar Kasrı'nı bilmeyen binlerce insan vardır.

1940'lı yıllardan beri çok defa restorasyon olan ama sonunda ilgisizlik nedeni ve plansız ve denetimsiz yapılan bu süreç zarfında sayısız defa soyulan bu tarihi yapı en sonunda İstanbul Ticaret Odası tarafından yapılan nefis bir restorasyon ile kapılarını ziyaretçilerine açtı. Hünkar Kasrı bu sayede gerçekten gezilebilecek eski ihtişamına kavuşmuş bir yapı olarak tekrar ayağa kalktı. Hafta sonu bende vakit geçirmeden yolum Eminönü meydana düştüğünde bu ihtişamlı yapıyı gezmek istedim. Gerçekten meydandan ve Yeni Cami önünden belki binlerce kez geçen birisi bile bu yapının eski halinden olsa gerek hiç dikkat etmeden çoğu defa geçip gitmiştir Hünkar Kasrı önünden. Hünkar Kasrı'na Yeni Cami'nin kıble duvarının arkasındaki yokuştan çıkabilirsiniz. Osmanlı klasik mimarisinin tüm güzelliğini yakalayan yapı; iki büyük oda, bir eyvan ve bir tuvaletten oluşmakta…


 

Hünkar Kasrı girişi

17.yüzyıl Osmanlı kasırlarının en görkemli örneklerinden biri olan Hünkar Kasrı, Kanuni Sultan Süleyman'ın torunu ve Üçüncü Murat'ın eşi Venedik asıllı Safiye Sultan'ın emriyle yaptırılmış. Edirnekari denilen ahşap üzeri renkli kalem işleri, sedef kakmalı kündekari kapıları, rengarenk viraylı camları, altın varakla zenginleştirilmiş ahşap oyma saçak altı süslemeleriyle muhteşem bir yapı burası. 17.yüzyılın en gösterişli İznik Çinileriyle süslü olan bu yapının iç mekan duvarlarında turkuaz, kobalt mavi ve kırmızı renklerde çeşitli çiçek ve bitki motiflerinin resmedildiği 10 binden fazla İznik çinisi kullanılmış.


 

Yapılan restorasyon çalışması sonucunda Hünkar Kasrı'nın ömrü 400 yıl daha uzatılmış. Yapılan bu zahmetli ve detaylıca restorasyon çalışması sırasında çok ilginç olaylarla da karşılaşılmış. Onarım için 40-45 tane beşer metrelik meşe karkas gerekiyormuş. Ancak günümüzde 5 metrelik meşe ağacı bulmak zormuş. Binanın yapıldığı dönemlerde çok daha büyükleri olmalı ki, restorasyon ekibi çatıda 9 metrelik yekpare ağacı gördüğünde şaşımış. Aramalar altı ay sürmüş. Kırklareli'nde Almanya'ya ihraç edilmek üzere olan 42 meşe karkas bulunmuş. Satıcı zorlukla ikna edilmiş, ağaçlar acı suyunu atması için üç ay derede bekletilmiş. İki sene de mahfilin içinde kurumaları beklenmiş.




 

Karkaslar duvarların içinde yer aldığından onları değiştirebilmek için çinilerin tamamının sökülmesi gerekiyormuş. Anıtlar Kurulu, hırsızlıklar yüzünden, bu kararı ancak iki yılda alabilmiş. Çiniler tek tek sökülmüş. Çatı askıya alınarak, karkaslar değiştirilmiş. Benim gittiğim zaman içerde çok güzel bir sergi vardı. Bu arada Hünkar Kasrı girişi ücretsiz. İçerde bulunan sergi de çok güzeldi, tamamen yakma usulü ile yapılmış tablo ve resimler çok şahaneydi.


 

Kasrın içine girildiğinde, duvarları İznik çinileriyle süslü L şeklindeki sofanın ucu, Valide Sultan Dairesi'ne çıkıyor. Altlı üstlü iki pencere dizisiyle aydınlatılan ince uzun holden hünkâr mahfiline açılan kapı, padişahın Yeni Cami'ye geçebilmesi için düzenlenmiş. Padişah ve ailesinin kimi zaman namaz öncesi ya da sonrası, bazen de özel dini günlerde ibadet ve istirahat etmek amacıyla kullandığı kasrın üç odasının en görkemlisi ise Baş Oda. Ahşap oyma tavanın muhteşem kalem işleriyle süslendiği oda, üzerinde ayetler bulunan İznik çinilerinin en güzel örnekleriyle kaplanmış. İlk gördüğünüz eyvan ise Osmanlı zamanında cariyelerin pencere önüne oturup meydanı izledikleri ana bölüm; dikkat ettiyseniz pencere önlerindeki cariyelerin kollarını koydukları yer doğal olarak aşınmaya uğramış.


 

Yenicami Hünkar Mahfili'nde, yer döşemesinden tavana kadar duvarlar 17'nci yüzyıl çinileriyle bezeli. Çiniler, mahfilin yapımından 350 yıl sonra tek tek sökülmüş ve numaralandırılmış. Bu arada, mahfildeki 10 bin 250 çininin 500'ünün de sahte olduğu ortaya çıkmış. Sahte çiniler, yıllar önce yapılan restorasyonlarda eksik çinilerin yerine konulmuş, tahtadan veya seramikten taklitlermiş. Daha önceki onarımlarda kırılan çiniler ise onarılmamış, duvarın harcına karıştırılmış. "Bu kadarına pes" diyen restorasyon ekibi, kırıkları tek tek toplayarak, puzzle gibi bir araya getirmiş. Parçaların yapıştırılmasıyla 50 orijinal çini daha mahfile kazandırılmış. Anıtlar Kurulu'nun alacağı karara göre bu çiniler ya yerlerine konulacak ya da sergilenecek. Hırsızlardan ele geçirilen çiniler, Vakıf Hat Sanat Müzesi'nden polis eşliğinde Hünkar Kasrı'na getirilmiş. Hasarlı olanların tamirinin ardından tümü yerlerine monte edilmiş. Daha önceki restorasyonlarda yanlış yerleştirilen motifler de belirlenerek, doğru yerlere monte edilmiş. Eksik çinilerin yeri ise, bulunmaları halinde takılmak üzere boş bırakılmış.


 

Ancak 10 kişinin taşıyabildiği, 350 yıllık giriş kapısına, "Merhamet tamiri" denilen iyileştirme uygulanmış. Kararmış, çürümeye yüz tutmuş, süslemeleri dökülmüş sedef kakmalı 16 oda kapısının her birinin konservasyonu 5-6 ay sürmüş. Tavanlarda kullanılan, ahşap oyma sanatında sabrın eserleri olarak anılan "mukarnas" süslemelerden özelliğini yitirenlere bire bir aynıları yapılmış. Baş Oda'da üzerleri yağlıboyayla kapatılmış Edirnekari kalemişleri ortaya çıkarılarak, altın varaklarla yeniden canlandırılmış.




 

İçerde benimle birlikte yaklaşık 3 kişi daha bulunmakta, yani Hünkar Kasrı'nın varlığını bilen ve buraya gelen ziyaretçi sayısı neredeyse yok gibi, zaten yapı ufak bir yapı olduğu için gezmeniz, doğal ve tarihi dokuyu içinize çekip adımlamanız çok kısa bir zaman dilimi belki de en fazla 45 dakika zaman alacaktır.






 

Gerçekten çok emek isteyen bir çalışma sonucunda büyük zahmet ve emeklerle yeniden tarihe kazandırılan bu görkemli kasrı görmek için bir saatinizi ayırın ve adımlayın. İznik çinilerinin muhteşem mavileri içinde yüzecek ve buram buram tarih kokacaksınız. Sonrasında ise Eminönü meydan'da belki bir balık ekmek yer, güvercinlere yem atarsınız, belki de Mısır çarşısı yapar, envai çeşit baharatlar içinde gezinize devam edersiniz.