KAHİRE GEZİ REHBERİ-MISIR

KAHİRE GEZİ REHBERİ-MISIR

Kahire nasıl kelimelere dökülebilir ki… Hemen yanı başında ki 3 dev piramidin bulunduğu Giza Platosu’nda binlerce yıl öncesini hisseder, şehrin merkezine geldiğinizde 10.yüzyıldan beri kenti şekillendiren İslam İmparatorluklarının anıtsal eserleriyle karşılaşırsınız. Tezatlar kentidir Kahire. Bir taraftan hiç susmayan kornalar, hangi yönden aktığı belli olmayan ışıksız trafik kargaşası, diğer taraftan rahat ve dingin eski Kahire sokakları… Kahire adı Zafer Kazanan anlamına gelse de Mısırlılar onu Umm ad-Dunya yani Dünya’nın Anası olarak adlandırmışlar. Bir diğer adı ise kentin silüetini belirleyen binlerce minare ve kubbeden kaynaklanan Bin Minare…

Kahire çok büyük bir şehir. Hakkını vererek gezmek için en az 5 tam gün ayırmalısınız. Ki bu süre bile yetmez. Ben size 5 tam gün içinde şehrin en gezilecek ana noktalarını koşturmadan, tadını ala ala gezdirmek için buradayım. Trafik kargaşası, durmadan çalan kornalar, şehrin gürültüsü, hareketliliği ilk başta bir tereddüt yaratsa da az zaman sonra sizde bu akışkanlığa kendinizi bırakırsınız. Şehrin son nüfus sayımındaki rakamı 17.856.00 kişi. Dil Arapça ama çoğunluk İngilizce biliyor. Az da olsa anlaşabilirsiniz. Para birimi Mısır Paundu ve 1 dolar=17 paund. Kahire yeme içme konusunda ucuz ama konaklama konusunda pahalı bir şehir. Türkiye ile arasında saat farkı yok. Mısır seyahati için ve bu güzel ülkenin tadına varmak için maalesef vize almak zorundasınız. KONU İLE İLGİLİ MISIR VİZESİ YAZIMI OKUYABİLİRSİNİZ.

Burada uzun uzun Mısır ve Kahire tarihini yazmayacağım, internette sayfalar dolusu belgeler mevcut. 5 gün kaldığım Kahire’de halkın içine karışıp bir Kahire’li gibi gezdim dolaştım, tadını çıkara çıkara dokusunu hissederek, buyrun Kahire gezi rehberine…

ARAPÇA BİLMİYORUZ, NASIL KAHİRE’DE ULAŞIM ARACINI KULLANACAĞIZ SÖYLE BAKALIM?

Tabiki metroyla dostum. İşte size meşhur Kahire metrosu haritası. Bu metro sistemi ile şehirde her yere gidebilirsiniz. Gayet konforlu ve hızlı. Durak isimleri metro içinde İngilizce olarak ta yazmakta. Örneğin benim kaldığım otel Nasser metro istasyonunun yanındaydı. Piramitlere gitmek için Nasser metrosuna geldim, biletimi aldım, Sadat durağında indim ve aktarma yaparak Giza istasyonuna gittim. Zaten 2 gün sonra kolayca alışıyorsunuz. Metro biletleri 2 pound gibi çok komik bir rakam. UNUTMAYIN, METRO BİLETLERİNİZİ ATMAYIN, ÇIKIŞTA GÜVENLİK GÖREVLİLERİNE TESLİM EDİYORSUNUZ.

Bunun dışında taksi ve minibüslerde bir seçenek ama onlar İngilizce ve siz arapça bilmediğinizden bir zaman sonra işkence haline geliyor ulaşım. En güzeli metro. Kahire’de kaldığım süre boyunca metroyu kullandım, doya doya gezdim.

KAHİRE HAVALİMANINDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL ULAŞIRIM ONU DA SÖYLERSEN KAYMAKLI EKMEK KADAYIFI OLACAK!

Tatlı yiyelim, tatlı bilgiler verelim öyleyse. Kahire havalimanı şehir merkezine 20 kilometre mesafede.  Havalimanında bulunan taksiciler servis yok diyecekler, Yalan! Burada herkes turistlere yalan söylüyor, çok uyanık olun. Kahire’nin merkezine giden ve sabah 07.00’den başlayarak gece yarısına kadar her 20 dakikada bir hareket eden otobüs ve minibüsler var. Bakımsızlar ama idare eder.  356 ve 400 nolu otobüsler veya 27 nolu minibüslere binin. 2 paund gibi çok komik bir rakam bilet fiyatı. Taksi kullanmak isterseniz gazanız mübarek olsun dostlar, pazarlık yeteneğinizi göreyim hemen. Maksimum vereceğiniz rakam 70 paund olsun, yok olmaz yallah falan diyecekler, sizde yallah çekin başka taksiye gidin, kazanan siz olacaksınız. Şehir merkezine kendinizi attığınızda metro güzelliği sizi karşılayacak zaten.

NEREDE KALACAĞIZ ONU DA SÖYLERSEN MİS GİBİ OLUR BE!

Tabiki söylerim dostlar… Arapça Funduk kelimesi otel anlamına geliyor. Funduk tam olarak anlamıyla ardına kadar açık kapı demek. Ancak bu kelime daha çok mütevazi otel tabelalarında yer alıyor. Kahire’de her cebe uygun konaklama imkanı var. Ben şehrin merkezinde DAHAB HOSTEL’de kaldım. Burası sırtçantalı gezginlerin konaklama yaptığı en baba hostel.

 

Tabi booking üzerinden onlarca hostel bulabilirsiniz. Otel seçeneği de çok fazla. Conrad, Royal Nile Tower, Semiramis Intercontinental gibi 5 yıldız otellerde var,Talisman, Atlas Zamalek Hotel gibi butik hotellerde var. Yani var oğlu var. Seçim size ve cebinize bağlı.

KAHİRE’DE HER YOL TAHRİR MEYDANINA ÇIKAR DİYORLAR, SEN SÖYLE BAKAYIM DOĞRU MU?

Evet, evet, evet…

 

MİDAN TAHRİR-ÖZGÜRLÜK MEYDANI

1865 yılında Hıdiv İsmail tarafından başlatılan Avrupai şehir kurma çalışmaları sonucunda kentin merkezi olacak büyüklükte bir meydan yapılmış. İlk olarak meydana, Hıdiv İsmail’e onur olsun diye İsmailiye Meydanı adı verilmiş. Mısır bağımsızlığını kazandıktan sonra meydanın adı Özgürlük Meydanı olmuş. Kahire’nin kalbi bu meydanda atıyor zaten. Günün her saati hem yaya, hem de araç trafiği çok. Kahire’de Mısır müzesi, Go&Bus otobüs firmalarının merkezi, Cairo Tower, Hilton gibi tüm yerleşimlerde bu yerde. Zaten eninde sonunda bu meydana yolunuz düşecek. Bu meydana kendini bağlayan 2 ana cadde var Kahire’de, günün her saati kalabalık ve sizde yaya olarak gezdiğinizde zaten bu 2 cadde de adımlayacaksınız, Talaat Harb ve Kasrü’n Nil Caddeleri.

 

Bu 2 cadde de birbirine paralel uzunca iki cadde. Cadde boyunca sıralanmış onlarca alışveriş mağazası, restaurant, bar, gece kulübü, Mc Donald’s, KFC, pastane göreceksiniz. Her iki cadde de sabah, öğle, akşam çok kalabalık. Caddelerde yer alan binalar acayip eski, güzel mistik havalara sahip. Tıpkı siyah beyaz filmleri hatırlatıyor insana. Kocaman arapça, İngilizce yazılmış şirket tabelaları, eski tarihli dükkan tabelaları eskinin güzelliğini yansıtıyor. Cadde de yer alan Metro Sineması hemen kendini belli ediyor.

Cadde adını ulusal bankanın kurucusu Talaat Harb’tan alıyor ki zaten caddelerin kesiştiği noktada meydanda onun heykelini göreceksiniz. Heykelin hemen arkasında kavşağın birleştiği noktada yer alan binada bulunan Kafe Groppi, nostaljik ortamda bir şeyler içip dinlenmek için uygun, tabelası ise çok ilgi çekici ve güzel.

OKEY BABY, KAHİRE’Yİ GEZMEYE BAŞLAYALIM ÖYLEYSE…

Kahire’yi gezmeden önce iyi bir planlama yapmalısınız. Açılış ve kapanış saatleri pek çok yerin farklı olduğundan ve araya mesafelerde girdiğinden bu gezi olayı önemli. Ben kendi yapmış olduğum rotamı ki doya doya gezdim anlatmaya başlayayım.

İlk gün sabah erkenden Tahrir Meydanında bulunan Mısır Müzesine gidin. Detaylı yazımı MISIR MÜZESİ GEZİ REHBERİNDE okuyabilirsiniz. Müze geziniz bittiğinde ise istikamet Eski Kahire bölgesinde yer alan dünyaca ünlü Hanü’l Halili ( Khan Khalili Çarşısı ) olsun.

HANÜ’L HALİLİ ÇARŞISI

Sultan Berkuk’un atlarını eğitmekle görevli Çerkes asıllı El-Halili tarafından 1382 yılında inşa ettirilmiş olan bu çarşı günümüze kadar önemini korumuş. Ortadoğu’nun kendine has atmosferinin hakim olduğu ve her köşesinde fazlasıyla hissedildiği bir devasa alan burası. Sadece Mısır’ın değil neredeyse tüm Arap dünyasının en büyük çarşılarından biri. Çarşının kavisli ara sokakları, kapalı çarşıları, dar geçitleri yabancı olanların yolunu kaybetmesine yol açıyor. Hiç telaş etmeyin, kalabalığın akışına bırakın kendinizi, emin olun yolun sonunda bir çıkış kapısı göreceksiniz. Bu çarşıda adımlarken onlarca ülkeye özgü baharatçılar, antikacılar, hediyelik eşya dükkanları göreceksiniz.

Esnaf her daim ısrarla sizi rahatsız edecek. Gülümseyin, istemiyorum deyin yeter. Sokaklarında hep bir esnaf gürültüsü olacak. Öğleden sonraları daha tehna olduğundan gezmesi daha zevkli oluyor. Artık iyice yorulduğunuzda ise çarşı içinde bulunan pek çok Ahwan içinden birinde naneli çayınızı yudumlayabilirsiniz ama buraya kadar gelmişken kesinlikle bu yudumu dünyaca ünlü FİŞAVİ KAHVESİ’NDE yapmalısınız.

FİŞAVİ KAHVESİ

Kahveyi çarşıda kime sorsanız gösterir. Burası 200 yıldır hiç değişmemiş bir mekan… Mısır’ın Nobel ödüllü yazarı Necib Mahfuz’un ünlü romanlarını burada kaleme aldığı biliniyor. Sokağın her iki yanına dizili sandalye ve sedirler çarşının kaotik kalabalığını solumak için birebir… Buranın naneli çayı ve elmalı nargilesi dünyaca ünlü. Duvarlarında asılı kocaman aynaları ise açıldığı günden beri aynı yerini korumakta. Günün her saati yerli ve yabancı turist ile dolu.

İkinci gün ise sabah erkenden yola çıkmalısınız, hedefimiz tabi ki Piramitler. Detaylı yazımı MISIR PİRAMİTLERİ GEZİ REHBERİ kısmında okuyabilirsiniz. Geziniz bittiğinde ise Tahrir meydanı yakınında bulunan Kahire Kulesi’ne gidebilirsiniz.

KAHİRE KULESİ

Piramitlerden sonra Kahire’nin simgesi sayılabilecek kulenin yüksekliği 185 metre. Kule 1961 yılında inşa edilmiş. Modern Kahire’yi ve kentin yeni yüzünü simgeleyen yapı, Nil nehri üzerindeki Cezire Adasının güney tarafındaki düz alanda yer alıyor. Kahire Kalesinden Piramitlere kadar tüm kenti 360 derece görebilirsiniz. Enfes fotoğraflar çekmek için şehrin merkezi noktası burası. Sepet desenli bir tüp şeklinde yükselen kulenin mimarisi oryantalizmin izlerini taşıyor. Üst bölümü çok az genişleyen kulenin tasarımında nilüfer çiçeğinden esinlenilmiş. Giriş ücreti 60 Paund.

Üçüncü gün ise sabah erkenden konakladığınız otele yakın metro istasyonu durağından metroya binip Mar Girgis durağında ineceksiniz. Aynı isimli sokağa girin ve Kıpti Müzesi’ne adımlayın. Artık Eski Kahire yada Kıpti Kahire olarak bilinen bölgedeyiz.

KIPTİ MÜZESİ

Bu müze nefis, gizemli ve Mısır erken tarihi hikayesi ile dolu. 1908 yılında kurulan müzeye 1947’de yeni eklemeler yapılmış. 2006 yılında yenilenerek tekrar hizmete açılmış. Mısırlı Hristiyanlar olarak bilinen Kıptilere ait muhteşem eserler sergileniyor. Giriş ücreti 50 paund.

Mısırlı anlamına gelen Kıpti kelimesi, Yunanca aynı anlama gelen AEGYPTİOS kelimesinden geliyor. Kendilerinin asıl Mısırlı olduklarını ve atalarının antik Mısır’ın kurucuları olduğunu söyleyen Kıptiler, günümüz Mısır’ının güçlü bir kesimini oluşturmakta. Bir dönem Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği yapmış olan Butros Gali Kıpti halkın en tanınmış siması. Bu müzede, Antik Mısır, Roma ve İslami dönemlere ait pek çok nefis eser var. Bugüne kadar gezmiş olduğunuz kiliselerde görmeye alışkın olduğunuz İsa, bu sefer beyaz tenli değil Kıpti olarak siyah tenli karşınıza çıkıyor. İlk gördüğünüzde bayağı şaşırıyorsunuz. Kıptilerin tarihinde bizden de bir kısım var; M.S 1.yüzyılda Hristiyan olan Mısırlılar, 5.yüzyılda KADIKÖY KONSÜLÜNDE alınan kararlara karşı çıkarak Ortodoks Kilisesinden ayrılmışlar. Müzede ayrıca cam bir koruma içinde dünyanın en eski kitabı olduğu söylenen 1600 yıllık Hz.Davud’un Mezmurlar Kitabı sergilenmekte.

ST.SERGIUS KİLİSESİ

Bir sonraki durağımız burası. Matta İncili 2. Bölümde doğudan gelen 3 müneccim kralın İsrail’in zalim kralı Herod’a İsa’nın doğduğunu haber vermeleri anlatılır. Bizim Kariye Müzesini gezdiyseniz detaylıca bu olay mozaikler ile işlenmiştir. Bunun üzerine kral 2 yaş altındaki tüm erkek çocukların katledilmesi emrini verir. Bunun üzerine Yusuf, Meryem ve bebek İsa Mısır’a kaçarlar. İşte Mısır’a kaçtıklarında bu kilisenin yerinde bulunan o zamanki bir mağarada saklandıklarına inanılıyor. Bu nedenle Mısır’ın en ünlü ve kutsal kilisesi burası. Mağara üzerine kilise yapılmasına rağmen özenle korunmuş. Yapılan çalışmalar en erken kilise temelinin 5.yüzyıla ait olduğunu belirlemiş. Tarihe ve dinler tarihine ilgi duyuyorsanız gelmeniz gereken kilise burası. İlgi duymuyorsanız Mısır Kahire’desiniz dostlar, atlayın gelin işte J

ST.BARBARA KİLİSESİ

M.S.3. yy da yaşamış olan Barbara isimli azize adına 11.yy da inşa edilmiş bir kilise. Bir tüccarın kızı olan Barbara, babasını Hristiyan olmaya davet eder. Bu yüzden babası tarafından öldürülür. Hristiyanlık inancına göre azizelik mertebesine ulaşır. Kilise pek ahım şahım değil ama ülkenin en büyük kiliselerinden biri. Buraya kadar gelmişken gezebilirsiniz.

SARKAN KİLİSE

Kilise ilk olarak Roma Kalesi Babil’in Su Kapısı olarak bilinen giriş kapısının üzerine 4.yy da inşa edilmiş. 11. Yy da ise mevcut eski kilise yıkılmış ve şimdiki bina yapılmış. Kıpti Kiliseleri arasındaki en güzel kilise bu bence. Taş cephesinde Kıpti ve Arap tarzı işlemeler ve işaretler var. Giriş kapısının hemen üzerinde yer alan, meleklerle çevrili İsa frizi nefis. Ön cephesinden baktığınızda ise 2 çan kulesi ile heybetini haykırıyor. Kilise içinde bulunan Mabed Panosu ise son derece zarif. Sedir ağacı üzerine fildişi kakma desenler ile yapılmış. 11.yy dan kalma İsa ve havarilerini simgeleyen 13 ayak üzerine oturtulmuş mermer vaiz kürsüsünü ise kesinlikle görmelisiniz.

Artık öğleden sonra oldu. Eski Kahire bölgesinden çıkıp tekrar Hanü’l Halili Çarşısına doğru yola çıkın. Çarşının akşamını yaşamak ve aynı zamanda dün gezemediğiniz yerleri gezmek için en iyi zaman şimdi. Çarşıya geldiğinizde antikacılar kısmına adımlayın. Antikacılar sokağında ilerlerken sokağın tam ortasında kendini zaten belli eden şirin bir bina göreceksiniz. Hemen fotoğraf makinanızı hazırlıyorsunuz ama önce binanın alt katındaki sebilden bir su için, ferahlayın çünkü bu bina Abdül Kethuda Sebil.

ABDÜL KETHUDA SEBİL

1744 yılında inşa edilmiş olan bu 2 katlı şirin binanın alt katındaki sebilden hala su akıyor. Üst kat ise manevi susuzluğunu gidermek için Kuran eğitimi verilen küçük bir mektep. Sebil, Mekke’nin resmedildiği çinilerle süslenmiş. Ahşap olan üst kat ise 3 tarafı ahşap kafeslerle çevrelenmiş böylece 3 taraftan da püfür püfür esinti gelmesi sağlanmış.

KASR BEŞTAK-BEŞTAK SARAYI

Sebilden hemen sağınıza bakın. İşte o gördüğünüz altında dükkanlar olan ama üzerindeki pencerelerden yahu bu bina bir şeye benziyor yahu dediğiniz bina bir saray. O gördüğünüz pencerelerdeki nefis ahşaplar ise müşrefiyeler. Saray 14.yy da Memlük Sultanının kızıyla evlenerek zenginlik kazanan ancak halk arasında pek sevilmeyen Beştak isimli bir emir tarafından yaptırılmış. 1334 yılına tarihlenen yapı dışarıdan pek etkileyici görünmese de içine girdiğinizde süslemeler nefis. Sarayın inşası 5 yıl sürmüş. Kasr ve sebilin bekçisini bulun, 10 paund bahşiş verin, doya doya her iki yapıyı da size gezdirsin.

Yolunuza devam edin, hemen ilerde sağ tarafta zaten gördüğünüzde pat diye duracağınız bir cami sizi karşılayacak, El-Akmar Cami.

EL-AKMAR CAMİ

İnşa edildiği yıllarda cephesini kaplayan gri renkli taşların parlaklığından dolayı caminin adı Türkçeye Mehtaplı Cami olarak çevrilmiş. Fatimi halifesi El-Emir’in veziri Memun el-Bataihi tarafından 1125 yılında yaptırılmış.

Mısır’da taştan inşa edilmiş en eski cami bu cami işte. Bu camiden önce yapılan camiler tuğladan yapılır ve üzeri sıvanırmış. Nefis ve ince işlenmiş taş işçiliği hemen göze çarpıyor. Caminin ön cephesi muhteşem nakışlarla bezeli.

Dakikalarca baktım, baktım. Giriş kapısının üzerinde bulunan yuvarlak madalyonun merkezine Hz.Ali’nin adı, çevresine ise Hz Muhammed’in adı işlenmiş. Cephede ayrıca deniz kabuğu biçimli küçük nişlerde var.

Artık akşam olmalı, çarşının bir de akşam trafiğini yaşamalı ve esnafların sohbeti, yerli ve yabancı turistlerin adımlarına karışmalısınız.

Dördüncü gün sabah erkenden yola koyulacaksınız. İstikamet İslami Kahire Bölgesi.

ÖLÜLER KENTİ

Kahire Kalesi’ne giden yol üzerinde yer alan bu kent eski bir Memluk kenti. Mısır’da yaşam antik dönemden bu yana ölümden sonraki hayat odaklı olduğundan varlıklı kesim mezarlarını ev şeklinde yaptırır ve ölümden sonraki hayatında ihtiyaç duyacağı eşyaları da o eve gömermiş. Böylelikle altı ölülerin ölümden sonraki yaşamlarında kullanmaları için yapılmış evler, üstü de mezar bekçilerinin kullanmakta oldukları evler şeklinde zamanla yerini almış. Aile kabristanları işlevi gören bu mezar evlerin alt katları mezar olarak kullanılıyor. Üst katlar ise boş. Bu boş bırakılan odalara da sayıları 500 bini bulan Kahire’nin yoksul kesimi yerleşmiş. Burada yaşayanların nüfusu hızla artınca belediye çözümü mezarlığın etrafına duvar çekip bu kente otobüs seferi koymakta bulmuş. Ölümle yaşamın bu denli iç içe bulunduğu bu yer turistlerin en çok ilgi gösterdiği yerlerden biri. Taksi ile Tahrir Meydanından Kahire Kalesi’ne gidebilirsiniz, kaleye gelmeden buraya uğrayın.

KAHİRE KALESİ

Tüm Kahire’ye tepeden bakan ve turistlik anlamda şehrin en çok ziyaret edilen yeri burası. 1176 yılında Selahaddin Eyyübi tarafından yaptırılan kale o yıldan itibaren yaklaşık 700 yıl şehrin yönetim merkezi olmuş.

Geniş bir alana yayılan ve 3 km uzunluğunu bulan surlarla çevrili kalenin 3 kapısı var. Eskiden ana kapı olarak kullanılan Babü’l Azab günümüzde kullanılmıyor. Kaleye 1786 yılında yapılan Babü’l Cebel veya Mehmet Ali Paşa tarafından 1826’da yaptırılan Babü’l Cedid’ten giriliyor. Kalenin bazı burçları oldukça sağlam ve ziyarete açık. Bu kale başlı başına bir dünya. İçinde müzeler, camiler, saraylar var. Çok büyük. Araba Müzesi, Askeri Müze, Polis Müzesi gibi pek çok müzeyi gezme şansınız var.

Araba Müzesinde pek çoğu Hıdiv İsmail’e ait olan hanedanlığa ait hükümdar arabaları sergileniyor. En ilgi çekici olan ise Süveyş Kanalı açılışında Hıdiv İsmail’i taşıyan araba tabiki.

1946 yılında açılan Askeri müze ise 1827 yılından, 1874 yılına kadar hıdivlerin konutu olarak kullanılmış. 2. Dünya Savaşı yıllarında ise hastane olarak görev yapmış. Müzede çeşitli silahlar, savaşları anlatan resimler var.

Girişinde bulunan aslan heykelleri nedeniyle Aslanlı Kule olarak ta bilinen Memluk Dönemine ait yapı Polis Müzesi. Mısır’ın suç tarihinden örneklerle birlikte, Mısır polisinin geçmişten bugüne giydiği üniformalar ve kullanmış olduğu silahlar sergileniyor.

Kaleyi gezmeniz bayağı uzun saatler alacaktır. Kale geziniz sonrasında kısa bir soluklanma yapıp aynı bölge içerisinde yer alan El-Ezher Parkı’na gidin.

EL-EZHER PARKI

İslami Kahire’nin çehresini değiştiren bir vaha burası. 2005 yılında açılmış. Yemyeşil çimen alanlar, yapay göl, şirin cafeler ve restaurantlar ile burada günün tüm yorgunluğunu atabilirsiniz. Parkın bulunduğu alan, daha önce yüzyıllardır toplanan çöp dağlarının yığıldığı bir çöplükmüş. Bu park Kahire’nin bu ölçekteki ilk ve tek parkı.

Beşinci günde ise sabah erkenden yola koyulacaksınız, bugün 2 seçenek var önünüzde, bunlardan ilki Rhoda ve Cezire Adaları gezisi olabilir.

RHODA VE CEZİRE ADALARI

Nil Nehrinin ortasında bulunan her iki ada Kahire’nin önemli yapılarına ev sahipliği yapıyor. Yüzölçümü olarak daha büyük olan Cezire Adası’na zaten Kahire Kulesi ziyareti yaparken gitmiştiniz. Eğer isterseniz bugün adanın devamını gezebilirsiniz, Kahire Opera Binası, Modern Sanatlar Müzesi yolunuzun üzerinde.

Rhoda Adası ise daha çok Kıpti bölümün devamı niteliğinde. Manyal Sarayı, Mısır’ın efsanevi şarkıcısı Ümmü Gülsüm adına yapılan müzeyi gezebilirsiniz.

İkinci seçeneğiniz ise eğer grup olarak geziyorsanız bir taksi kiralayıp Sakkara, Mephis ve Dahshur bölgesini gezmek.

MEMPHİS

Kahire’nin 47 km güneyinde kalan bu antik kent Firavunlar Dönemi’nin büyük bölümünde Mısır Uygarlığı’na başkentlik yapmış. Kentin kuruluş tarihinin MÖ.3100 olduğu düşünülüyor. Mit Rahina Köyünde bir açık hava müzesi var, bu bölgeden çıkarılan eserler orada sergileniyor. En önemli eser ise 2. Ramses’e ait kireçtaşından yapılmış dev heykel. Müzeye giriş ücretli, 30 pound.

SAKKARA

Memphis kentinin krallar mezarlığı Sakkara 3000 yıl boyunca kullanılmış. Sakkara bölgesi 1851 yılında keşfedilmiş. Bölgenin en önemli kalıntısı Firavun Coser’in Kademeli Piramidi. MÖ.2700’lerde inşa edilen piramidin mimarı başrahip İmhotep.

DAHSHUR

Sakkara’nın 10 km güneyinde kalıyor. Bu bölgede 11 tane piramit var. Bu piramitlerden 2 tanesi Eski Krallık Dönemine yani günümüzden 4500 yıl öncesine, 3 piramit ise Orta Krallık Dönemi’ne yani yaklaşık 4000 yıl öncesine tarihleniyor.

Eğik Piramit, Mısırlıların piramit inşası konusundaki ilk deneyimlerinden biri. 54 derece açıyla yükselmeye başlayan piramit yarısından sonra 43 derece eğimle yükseliyor. Adı da buradan geliyor. Piramidi yaptıran ise Firavun Snerfu.

Kendisi durumdan memnun kalmayınca Kırmızı Piramit denilen Kuzey Piramidini inşa ettirmiş. Dünyanın bilinen en eski gerçek piramidi işte bu piramit. Piramit adını içinde bulunan kırmızı yazılardan alıyor.

Yazımın başında da belirttiğim gibi Kahire için asla 5 gün yetmez, en az bir hafta ayırmalısınız. Ben dolu dolu, tadına vararak ama bol koşturmacalı 5 tam gün gezdim. Sizde belki farklı bir gezi rotası çıkarabilirsiniz.

İyi yolculuklar…