MISIR PİRAMİTLERİ GEZİ REHBERİ-MISIR

MISIR PİRAMİTLERİ GEZİ REHBERİ-MISIR

Gittim, gördüm, saatlerce izledim, aklım beynim yerinden oynadı… Evet karşımdalar, onlarca yıl hayalini kurduğum, görmeyi hep ertelediğim ama en sonunda ulaştığım muhteşem yapılar… Bir tam gün boyunca ağzı kulaklarında zevkten dört köşe gezen Erdem’in bu ruh hali ile kaleme almış olduğu bir yazıdır. Yüksek oranda mutluluk içerir.

Antik Mısır’ın başkenti Memphis’te yaşayan firavunlar ve yakınlarının mezarlığı olarak tasarlanmış büyük gezdiğimiz alanın adı Gize Platosu. Kahire denilince ilk akla gelen yer burası doğal olarak. Dünyanın Yedi Harikası arasında ayakta kalan tek yapı grubu olan piramitler, geçen onca zamana karşı gizemlerini hala koruyorlar. Sıra dışı ve kusursuz geometrik biçimleri çağlar boyunca görenlerde aynı düşünceyi uyandırmış; Nasıl yapıldılar, niçin yapıldılar?

Geniş bir alana yayılan bu mezar alanında sadece firavunlara ait devasa piramitler yok. Eşleri ve akrabaları da ölümden sonra firavunlara yakın olabilmek için, daha küçük ölçekli piramitler ve Mastaba adı verilen lahit mezarlara gömülmüş.

Gize Platosu çok büyük bir alan. Ama telaşlanmayın, rahatlıkla gün boyunca adımlayarak tadını çıkara çıkara gezebilirsiniz. Zaten alana adımınızı attığınız andan itibaren sizi at ve deve ile gezdirmek isteyenler, hediyelik eşya satmak isteyenler o kadar çok rahatsız edecek ki… Belli bir zamandan sonra bu rahatsızlık gerçekten sıkıntı yaratabiliyor, sinirler yerinden oynuyor.

PİRAMİTLERE NASIL GİDECEĞİM, ONU SÖYLE!

En kolayı metroyla tabi dostum. Kahire metrosuna bineceksin, Giza durağında ineceksin. Metro bileti fiyatı 2 pound. Metro biletini sakın atma, durak çıkışında senden isteyecekler. Metro çıkışında beyaz renkli ufak minibüsler göreceksin, arapça bilmediğimiz için sorun tabi, sen elindeki piramitlerin olduğu resmi göster, o minibüslere bineceksin, 5 pound ücreti, yaklaşık 20 dk sonra alanın kapısındasın. İstersen taksi ile de gelebilirsin ama nereden bineceğini bilmediğim için fiyatı sana söyleyemem. Metro en güzeli ve kolayı derim ama.

Bu alanı beraber gezelim şimdi, ne dersiniz J

Giriş kapısından biletini alıyorsun. Bilet ücreti 40 pound öğrenci, 80 pound yetişkin. Giriş kapısı Keops, çıkış kapısı Sfenks olacak. Ve alana girdiğin anda pat diye karşına çıkan piramit Keops Piramidi.

MÖ.2600 civarında inşa edildiği düşünülen bu piramit bu alandaki 3 dev piramidin en eskisi ve en büyüğü. 146 metre yüksekliğinde olan bu piramidin yüksekliğini 19.yy a kadar hiçbir yapı geçememiş. Firavun Khufu için yapılan piramidin inşasında her biri yaklaşık 2,5 ton ağırlığında 2,3 milyon kireçtaşı blok kullanılmış. Firavun Khufu’nun günümüze dek bulunan ilk ve tek heykeli ise sadece 7,5 cm büyüklüğünde ve Mısır Müzesi’nde sergilenmekte. Aşağıda görmüş olduğun resim bu işte, zoom yaparak çekip büyüttüğüm meşhur Khufu abimiz, canlı olarak müze gezinizde kesinlikle görmeyi unutmayın. National Geopraphic konu ile ilgili nefis bir belgesel çekmişti, youtube üzerinden izleyebilirsiniz.

Büyük piramidin orijinal halinde dış kısmı taş levhalar ile kaplıymış. Günümüzde bu kaplama tabakası mevcut değil. Nasıl yapıldığı konusunda çok çeşitli varsayımlar bulunmakta. En kabul edilir görüş ise spiral bir rampadan çıkılarak taş blokların üst üste konması. Rampa çamur kaplanıyor, sulanıyor ve taş bloklar itilerek kaydırılıyordu. En tepeye gelindiğinde ise hacim küçüldüğünden manivelalar kullanılıyordu. Size bahsettiğim belgeselde çok detaylı ve nefis bir anlatım bulunmakta. Piramidin sol tarafında ise Doğu mezarlığı ve Kraliçe Heteferes’in mezarı bulunmakta. Piramidin önünde ise Mastabalar var, 2 tane de tekne çukuru bulunmakta.

Piramidi geçtiğinizde ana yürüme yoluna çıkacaksınız. İşte burada karşınızda yer alan devasa piramit Kefren Piramidi. Firavun Khufu’dan sonra oğlu Kefren için yapılmış. Kot farkı nedeniyle babasının piramidinden daha büyük gözüküyor. Oysa yüksekliği 136 metre. Kefren piramidinin tepesindeki taş tam 36 ton ve bu taşın oraya nasıl konduğu hala çözülememiş.

Kefren Piramidinin arkasında ise bu piramitlerin inşasında çalışmış on binlerce işçinin kaldığı yaşadığı köyün kalıntıları bulunmakta.

En sonda olan ufak piramit ise Mikerinos Piramidi. 62 metre yüksekliğinde. 12. Yy da Selahaddin Eyyübi’nin oğlu Malek Abdel Aziz tarafından sökülmek istenen piramidin kuzey cephesinde o günlerden kalan yarık acı bir imza gibi karşınızda durmakta.

Mikerinos Piramidinin yanında ise Kraliçelerin piramitleri bulunmakta. Bu alanın hemen arkasında ise artık istediğimiz romantik manzara olan çöl başlıyor. Zaten deve turlarına katılan onlarca kişi göreceksiniz. Ben çölün başlangıç noktasına kadar yürüdüm, Mikerinos taş ocağının bulunduğu alana kadar geldim, oradan piramitleri fotoğrafladım. Pozlama kalitesi olarak gayet güzel bir nokta orası tavsiye ederim.

Mikerinos Piramidinin hemen önünden aşağı Şose yolunu takip ederek giderseniz karşınıza Kraliçe Hentkaves’in mezarı ve hemen solunda Mikerinos vadi tapınağı çıkacak. Ben gittiğimde kazı çalışmaları devam ediyordu.

SFENSK HEYKELİ-PİRAMİTLER

Şimdi tekrar geriye dönüp Kefren Piramidinin önüne gelin. Önünüzde iki yol var, biri at arabalarının, yayaların, araçların geçtiği modern yol, diğeri ise ona paralel uzanan ve önünde Kefren Cenaze Tapınağının bulunduğu şose yol. Şose yol kum zeminli, taş parçacıklı yürümesi zor bir zemine sahip. Siz modern yola çıkın, aşağıya doğru vurun kendinizi. Yolun bitimine doğru sağınızda muhteşem Sfensk Heykelini göreceksiniz. Atların ve develerin topluca bulunduğu noktaya geçin hemen, yani modern yoldan şose yola geçeceksiniz. Zaten hediyelik eşya dükkanlarını göreceksiniz. Dükkanların karşısında heykelin girişi bulunmakta.

Yüzü ve aslan bedeniyle Sfensk, en az piramitler kadar etkileyici bir heykel. Piramitleri koruduğuna inanılan bu mitolojik eserin ayakları arasında bir tapınak var, Sfensk Tapınağı. İşte siz bu tapınak kapısından içeri giriyorsunuz. Dünyadaki en büyük tek taş heykeli olup 73,5 metre uzunluğunda ve 6 metre genişliğinde ve 20 metre yüksekliğinde. Aslanlar Antik Mısır mitolojisinde kutsal sayıldıkları için kutsallık ve büyü güçlerini kullanarak firavun mezarlarını ve piramitleri koruması amacıyla inşa edildiği düşünülmekte. Bir adı da HARMAKİS olan Sfensk, doğan güneşi ve firavun için yeniden dirilişi temsil ediyor. Antik Mısırlıların bu muhteşem esere ne ad verdiklerini bilmiyoruz ama Sfensk’e arapça verilen isim EBU EL-HOL yani DEHŞETİN BABASI anlamında.

Tapınaktan adım attığınız anda içinizi bir heyecan dalgası sarıyor, ben zevkten dört köşe olmuş vaziyetteydim, en sonunda bu muhteşem eserin ayakları dibindeydim, yanımdaydı. Antik çağlarda pek çok kez kumlar altında kalarak günümüze kadar korunarak gelebilmiş Sfensk Heykeli. Yüzündeki gülümseme Memlüklüler tarafından fazla pagan bulunmuş ve top ateşine tutmuşlar. Tahrip olan burnu hiçbir zaman bulunamamış. Sakalı ise Londra British Museum’da sergileniyor. 1987 yılında heykelin altında su tabakası olduğu keşfedilmiş. Bir yıl sonra ise 200 kg ağırlığında bir parça sağ omzundan ayrılarak düşmüş. Sfensk, o sıralarda çimento ile onarılmış, sonradan gerçekleştirilen restorasyonda ise orjinalinde olduğu gibi kireçtaşı kullanılmış.

Sfensk Heykelinin önünde ise platonun çıkış kapısı bulunmakta. BU ARADA KEOPS PİRAMİDİNE GİRMEK İSTERSENİZ AYRICA BİR ÜCRET ÖDEMENİZ GEREKİYOR. AMA İÇERİDE HİÇ BİR ŞEY YOK. BOMBOŞ BİR KORİDOR VE ODALAR. MISIRLILAR GİZEM YARATARAK 2.BİLETİ KESİP DAHA ÇOK PARA KAZANMAK VE PAZARLAMA YAPMAK NİYETİNDE. SİZ YİNE DE GİTMEK İSTERSENİZ İÇERİYE HER GÜN SADECE 300 KİŞİ ALINIYOR.

Gize platosuna sabah erkenden gidin. En güzel fotoğrafları bölge tehna iken çekin çünkü günün ilerleyen saatlerinde çok kalabalık olmakta. Tam gün ayırmanızı tavsiye ederim. Hatta güneşi orada batırırsanız nefis bir görüntü ile karşılaşıyorsunuz.

Tadını çıkarın…