ZONGULDAK KOZLU’DA KÖMÜR OCAKLARINA İNİŞ GEZİSİ

Sırt Çantalı Gezgin Ne Yapar, Nasıl Hareket Eder, Kimdir?

Bugüne kadar yapmış olduğum sırtçantalı seyahatlerde sırtçantalı gezgin ne demektir bana göre diye notlarımı almıştım. Aslında bir çok maddesi genel olarak konuşulan maddeler ama yollarda deneyimlediklerim ve yaşadıklarım açısından bir çok madde notlarıma düşmüş.

Devamı

ZONGULDAK KOZLU’DA KÖMÜR OCAKLARINA İNİŞ GEZİSİ

Zonguldak'ta Bülent Ecevit Üniversitesi konferansım sonrası üniversitenin benim için almış olduğu özel izin ile Zonguldak Kozlu'da yerin 425 metre altına kömür ocaklarına indik, 2 saat boyunca yaşadığım deneyim muhteşemdi. Ve hayatımda ilk defa canlı gözlerle Madencilerin nasıl şartlar altında çalıştıklarını gördüm.





Siyah Akar Zonguldak'ın Deresi, Yüz Karası Değil, Kömür Karası, Böyle Kazanılır Ekmek Parası… Orhan Veli bu şiiri yazarken hangi duygularla yazdığını anlayabilmek için bu tecrübeyi yaşamalı her insan. Hayatımda milyonlarca defa madenci sözcüğünü duydum ama gerçek anlamını bu gezi esnasında anladım. HAYATIM BOYUNCA YAPMIŞ OLDUĞUM EN ANLAMLI VE ÖĞRETİCİ ETKİNLİK BU OLDU. TÜM EMEĞİ GEÇEN HERKESE, ÖZELLİKLE ÖĞRETİM GÖREVLİSİ ÖMER GÜNGÖR HOCAM'A, BANA GEZİMDE EŞLİK EDEN ÖĞRENCİ ARKADAŞLARIM BUĞRA VE MUSA'YA ÇOK TEŞEKKÜRLER.

Tozlu Kömür İşletmelerine geldikten sonra ana binada kısa bir eğitim verdiler. Tek kullanımlık oksijen tüpü eğitimi. Madende herhangi bir problem olduğunda bu tüp ile yaklaşık 30 dakika oksijen soluyabiliyor insan. Bu arada madene fotoğraf makinası falan sokulmuyor. Özel çekim yapabilen çok profesyonel makinalar sokulabiliyor. Nedenini ise aşağıda anladım. Eğitimden sonra madenci kıyafetlerimizi giydik, görevli arkadaşlar oksijen tüpü ve kafa lambasını bağladı. Evet, biz inişe hazırdık.



Maden inişi için asansöre bindik ve hızlı bir şekilde indik. Yerin tam 425 metre aşağısındaydım. Asansörden çıktık, bir koridor düşünün, her iki tarafında ışıklar var, tabandan su sızmakta. Ve çok uzun bir koridor. Yürümeye başladık. Bana madeni anlatmak, çalışma koşullarını göstermek için burada görevli maden mühendisi bir görevli eşlik etti. Ben madenin altı böyle mi diye kendi kendime sorarken bir kapıya geldik, görevli bana baktı ve madenimize hoş geldiniz dedi. O anda gerçek adımları atmaya başladığımızı hissettim.

Daracık bir geçiş koridoru düşünün, benim boyum 1.67 ve ben bile yerlere eğilmiş vaziyette sürünerek ilerliyorum, zifiri karanlık, tek tük lambalar var, kafa lambası ile yolu bulmaya çalışıyorsunuz. Her tarafta çakılmış kütükler, eğimler, çıkışlar, madenin yan temellerine çakılmış halatlara tutunup ilerlemeye çalışıyorsunuz. Defalarca kafanızı bir yerlere vuruyorsunuz, yanınızda bir kömür yatağına kazma sallayan madencinin sadece gözlerini görüyorsunuz. Yukarılardan durmadan kömür tozu yağıyor. Burnunuz, genziniz, eliniz simsiyah artık…

Kütüklere asılmış poşetler…İçlerinde ekmek, peynir var. Neden kütüklerde asılı diyorum. Fareler yemesin diye cevap alıyorum. Ve evet, fareler var, vızır vızır önümden geçiyorlar. Kilometrelerce uzanan bir yer altı şehri, koridoru… Bazı yerlerde eğilmekten ayağa bile kalkamıyorsunuz çünkü kalkacak yükseklik yok, madenciler günde 8 saat eğilmiş pozisyonda kazma sallıyor. Bu nasıl bir zor iştir, nasıl kuvvet ve direnç ister… Düşünün, 8 saat zifiri karanlıkta çalışmak, kazma sallamak… elektrik açma kapatma basit düğmesi bile kaç kat demir bir plaka ile kaplanmış. Herhangi bir kaçak olmasın diye. Her tarafım kömür yığınları, kömür dağları ile çevrili. Elimi bu kömürden duvarlara atıyorum, elma koparır gibi kömür koparıyorum, ham kömür… İçinde bulunduğum ortam ve hissettiklerim anlatılamaz, yaşamanız lazım. Mıhlanıp kalıyorum sadece… Yerlerde bir taşıma sistemi var bazı yerlerde, kömürler taşınıyor. Görevli dikkat etmemi söylüyor, düşme diyor. Ama kaç defa düştüm bu kadar uyarıya rağmen. Yaklaşık 2 saat boyunca kilometrelerce uzanan bu yer altı siyah cennetinin içinde gezdik, yürüdük, yeni açılan bölümlere kadar girdim. 2 saat sonunda başka bir çıkış kapısından asansöre geldik ve yerüstüne çıktık. Güneş birden gözlerimi aldı. Üstüm simsiyahtı ve yüzümde… Ama bu siyah asildi, emeğin, dökülen terin izi vardı.

Bugüne kadar yaşadığım, katıldığım hiçbir etkinlik beni bu kadar sarsmadı, etkilemedi. Bundandır hep haykırdığım, YÜREĞİM KÖMÜR KARASI…





Ve hep kalbimde olan, cennette ışıklar içinde huzurla uyuyan şehit madencilerimiz… Hep huzurla kalın, ışıklar içinde kalın… Kalbimizdesiniz…